Birinci TİP deneyimi
bir daha yaşanır mı acaba?

Türkiye'de Leninizme
yer var mı?
Gezi Ayaklanması
saptamaları

Yeni bir dil, hareket
ve geleneksel refleksler

Sol, iktidara nasıl
gelebilir?

 

Yeni Cevap 
Hizmetteymişim...
30-01-2014, 01:50
Mesaj: #1
Hizmetteymişim...
[Resim: tavdunyasi%20(19).jpg]

Yepyeni bir hizmet türü bu. Kimi cemaat dedi, kimi camia, kimi de pensilvanya... Karar verildi en sonunda, bu sadece bir hizmet. Halka ve hakka.

Baktım giderek büyüyor, gürbüzleşiyor, ona buna sürekli birtakım servisler sunuyor, dayanamadım, ben de katıldım aralarına. Hizmetse hizmet, himmetse himmet dedim. Zat-ı şahanelerinin himayeleri ve himmeti altında, hepimiz elimizden geleni yapmalıyız sonuçta.  I’ll do my best şekerim...

İşte en nihayetinde ingilizce, şugarca, tarzanca falan ortaya karışık ben de hizmetteyim ve aziz hizmetdaşlarımın dediklerine göre, artık bir şakirtim. Güzel sözcük. Kokart takmak, langırt oynamak gibi bir şey... şakirt olmak. Şakır şukur, çok şükür, olmayı başardım bunu da galiba. Şak diyecekler şakırt diye yapacağım sanırım. Tak denince şak diye yapan takşakçı paşaların askeri vesayetine karşı hoş modern bir arbede. Neticede servis veriyoruz, hizmet götürüyoruz vatana millete.

Bilhassa 80’lerden – yahut ülkesine göre 90’lar ve hatta 2000’ler de olur – sonra bir hayli büyüdü bu, biliyorsunuz. Hizmet sektörü yani. Neo-liberalizasyon, kuralsızlaştırma, thatcherism, küreselleş(tir)me falan filan o türden acayip süreçlerde, üretim genelde terk edilir veyahut (uzak) Asya’ya doğru gaydiri gubbak kaydırılırken, tarım zaten mafiş, hizmet gelişti. Tombiş tombiş. Aynı dönemde manevi uyku türleri de geliştirilip gürbüzleştirildi (ekonomik gelişmelere paralel siyasi) darbesini tamamlamış bağzı ülkelerde. Porno da aynı şekilde. Hepsi hizmet işte.  Halka ve hakka.

Parantez içindekini dışarı çıkarıp tırnağa alarak söylersek, “ekonomik gelişmelere paralel siyasi” darbenin kendisine sunduğu muhtelif ve mümbit olanaklarla geliştikçe, paralelleşmeye başladı bu hizmet bir de. Orada burada her şeye musallat, her şeyle aynı hizada ve paralel olmaya başladı yani. Birbirini hiç kesmeyen iki şey gibi? Ney? Nasıl açsam bunu acaba? Hah, şöyle: Toplumsal, kültürel, ekonomik, siyasal, hukuksal, duygusal... sallı selli çok boyutlu ve de paralel bir gelişim işte. Gayet hizmetsel...

Sel gibi paraların birikmesi ve çağcıl sallarla ve benzeri ulaşım araçlarıyla Amerıka’ya doğru taşınması gayet  öngörülebilir adımlardı zaten bu süreçte. Bildiğiniz gibi, bu bizim millet enayi. Enayileştirilmiş yani. Kurun  buna bir saadet zinciri. Koyun adına (haram olduğu söylenen) faiz dışında bir şey; kâr payı, kur farkı, kul hakkı  bilmem ne.  Gösterin manevi kurtuluş yollarına bağlı maddi mangır akıtma ve de okutma türlerini. Okuttuktan sonra okuyun üzerine bir de dua. Ağlayın biraz. Daha da çok ağlayın sonra. Zırıl zırıl ağlamaya başlayın. Satmaya başlayın ağlayıp durduğunuz kasetleri sonra, alın verin, alın verin, para alın, kurs verin, okuyup üfleyin ve daha ileri ve de sofistike ticaret biçimleriyle giderek oluşmaya başlar işte ilk ve ilkel birikiminiz güzelce. Gözyaşlarıyla damlaya damlaya, yoksuldan damıta damıta göl oluşur bir yerde. Sonra da büyütüverin onu, iyice bir büyütün, taşırın gölü, taşıyın amerıkaya, olsun size 50 bilyor dolor. Verin karşılığında hizmeti, verin hizmeti, verin hizmeti, oldu bitti...

Gözünüzü korkutmasın ha böyle bilyor dolorlar. Abartmayın o kadar 50’yi de yahu. Pensilvanya’da çiftlik parası altı üstü. Dokunanı yakar, o başka. Mahremine, parasına, puluna ve amarıkasına dokunmayacaksınız insanın. Ayıp. Kuşkusuz herkese açık bir hizmet amma öyle tümüyle de açık, uluorta, aççık seççik, edepsiz bir hizmet de değil bu. Gizli, mahrem tarafları var elbette. Güvenlik hizmeti de içinde. Her geçen gün küreselleşen dünyamızda terörizm tehdidine, siber saldırılara ve diğer benzeri tehditlere karşı güvenliksiz bir hizmet almak/vermek, siz de kabul edersiniz ki zaten pek mümkün değil artık. E, bu küreselleşmenin merkezi nere? Kore?! Çüş. Bu çağda hizmet dediğiniz Amerıka’ya da hizmettir bir bakıma.

Neyse böyle büyük fotoğraflar, komplosal teoriler ve karmaşık kurmaşık spekülasyonlarla oyalanmayalım, biz kendi işimize, hizmetimize bakalım bence.  Gerçekten de hizmet yetiştirmemiz lazım millete.

Koskoca bir sektör bu. Güvenliğini söyledik. Kâr payı falan derken finansı da hafiften hissettirdik. Ancak güvenlik ve finans dediğiniz, işin/meselenin sadece bir kısmı arkadaşlar. Bunun reklamı var, piyarı var. Yargısı var, polisi var. Eğitimi var, sağlığı var. Gazetesi var, televizyonu var. Sanalı var, gerçeği var. Pazarlaması var, satışı var. Özeli var, kamusu var. Var oğlu var. Bu hizmet sektörü gerçekten çok büyük, çok şişkin. Siz de açıverin kendinize bir kulvar.  

Geç yetiştim ama bakın en uygun yeri bulup hemen yerleştim ben mesela. Piyar sektöründeyim son  zamanlarda. Uğruna hizmetçi olunası modern zamanlar ve piyar.

Nam-ı başka, halkla ilişkiler... ilişki geliştiriyorum yani halkla. Paralel hizmetsel oluşumun, halk denen müphem varlıkla kurmak durumunda kaldığı birtakım zaruri ilişkileri koordine, organize ve hatta rehabilite etmekteyim. Bu ilişkilerin seviyeli bir şekilde devam edebilmesi, hizmetin imajını, algısını, gözyaşlarının salgısını vb. koruyup geliştirebilmesi için birtakım şeyler yapmam ve hatta yazmam gerekiyor özetle. Özü zaten iletişim ve pazarlama. Biçimi, o biçim. Fakir falan diyoruz arada üstada. Hizmet sonuçta. Halka ve hakka…

Geçiyorum klavyenin başına, şakada şukada, şakada şukada döktürüyorum valla. Tabii hocaların hocası pensilvanyalı hocaefendi hazretlerinin (aka, fakir) o ağdalı dili, o tumturaklı söyleyişi, o peygamberler soyundan ve arapçanın bağrından gelen anlaşılmaz ifadeleri, benim için de en büyük, en hakiki ilham perisi.  Bu sevimli periyi yahut kışkış edilesi cini, kolundan, bacağından, ruhundan falan tutup halka uyarlamak gerekiyor bir şekilde. Arapsaçını da çözebilmek elbette. Gelgelilm, sıklıkla olduğu gibi, halk için de her şeyin anlaşılmaz olması icap ettiğinde, yapıştırıveriyorum pensilvanya metinlerinin orijinalinden alıntıları bir yerlere. Hoooop, cukka. Halka ve hakka.

Her şey gidiyor bu dünyada. Her şeyin gideri var yani. Durumuna göre. Yerine göre. Zamanına göre. Zeminine göre. Ayaklı ansiklopedi ve izafiyet teorisi sanki. Gerektiğinde öyle, gerektiğinde böyle. Şarap yok, yassah, haram, mekruh falan filan ya, şerbet veriyoruz nabız durumuna göre biz de.

Malum, markalaştırma ve imaj parlatma, bu bizim piyar işimizin zaten doğasında. Her geçen gün globalleşen dünyamızda, küresel iklim değişikliklerine ve ekolojik felaketlere rağmen daha da güçlendi bu doğa. Bu bizim piyarcı hizmet yaklaşımımızda, mevzu ne olursa olsun, sürdürülebilirlik mesajı da vermeniz gerekiyor mutlaka.  Oradan buradan, sürdüre sürdüre, süründüre süründüre imaj parlatma işte ya.  Hemen yanında, haber (tercihen bavul, cd ya da kaset) patlatmayı da ekliyoruz biz bu imaj parlatmaya; çok özel, kişiye özel,  very very “tailored” hizmetlerimiz kapsamında. Terzilerdeki provalar, soyunma odaları, plaj kabinleri, oteller, hosteller, helalar, eş-dost evleri, (oval yahut yuvarlak) ofis ortamlarına yerleştirdiğimiz istihbarat (aka, haber) amaçlı kameralarımız ve çiplerimizle, kendimiz kovalıyoruz haberi adeta. O bize gelmeden, biz ona gidiyoruz, proaktif haber ilkeciliğimiz gereği. Nesnellik, tarafsızlık, dürüstlük, güvenilirlik, 5 nane 1 karalamaca, kukaraçça la kukaraçça falan filan bu türden temel kriterleri karşılama hususunda doğuştan lider olduğumuzu belirtmeye ek olarak gerek yoktur herhalde. Stratejik ilişki yönetiminden kriz ve keriz iletişimine, konu yönetiminden lider ve marka iletişimine, KSS (kurumsal/sosyal/sorumluluk) üçlüsünden KPS sorularına varıncaya kadar her tür organizasyon ve etkinliğin idare edilmesinde tüm kriterleri ve klişeleri birer birer devirerek hizmette kusur etmiyoruz bir yandan da.  Hobaaa. - Sınava bizim dersanelerimizde girin, birinciliği alın götürüverin.  -  İşte böyle reklam da alırız arada araya. Hizmet bu neticede. Halka ve hakka.

Evet, hizmet sektörü denen bu giderek gelişen, genişleyen camiyamızda, herkesin, her evin, her kurumun ihtiyaç duyduğu bütünsel pazarlama iletişim anlayışımıza paralel olarak verdiğimiz iletişim danışmanlığı hizmetlerimiz kapsamında, reklamından medyayla ilişkilerine her şey var artık. Her şey parasıyla. Ve paralel. Daha geniş bir vizyondan bakıldıkta; basınla ilişkilenmeler, basından işkillenmeler, medyada köşe bucak tutmaca,  zıp deyince zap yaptırmaca, leb ve leblebi ikilisi, Zamansal dönüşümler, Zeitgeist, promosyonlu satışlar, abonelikler, tirajlar, bültenler, haber takipleri, servisler, ajan(s)lar vb. vb. Hizmet işte hepsi. Halka ve hakka. Men dakka dukka!

Paralelli bir film şeridi gibi geçip gidiyor gözümüzün önünden hayat…  ama her şey filmlerdeki kadar toz pembe değil bir yandan da. Hizmetçiyiz biz burada sonuçta. Bilhassa piyar bacağında hizmetçiliğin zor tarafları da var elbette. Olma mı? İter kakar sizi hep tepenizdeki. Hizmet götürdüğünüz kişiler ve de kurumlar yani. Parasıyla değil mi kardeşim? Bir böyle büyüklenmeler, tepeden bakmalar, hakir görmeler, “hıh” demeler, bir şeyler, bir şeyler…  Bildiğiniz, “Terliklerimi de getirir misin Sebastian” durumları. Hizmet sektörünün doğası.

Neyse efendim, çok uzatmayayım ve yazmaya devam edeyim ben! (Alın size cillop gibi bir paradoks.) Çok doküman var buralarda yazılması gereken. Paralellik konusuna açıklık getirmem istendi bugünlerde mesela. Kapsamlı bir basın bilgilendirme notu hazırlıyorum. Wall Street’e, BBC’ye falan özel servisi yapılacak. Ulusallar, yereller falan da daha genel olaraktan, hooop kopyala yapıştır yöntemiyle manşetlerinde patlatacak. İstratecik bir metin. “Paralel nedir, ne değildir?”; “Yargıtay’ın imamı nedir, ne kadar paraleldir?”;  “İstihbaratın imamı olur mu, varsa kaç tanedir, gösteriniz?”; “Birbiriyle hiç kesişmeyen iki doğru olabilir mi sahi, şekillerle açıklayınız?”; “100 ülkede 500 okul birbirine paralel şekilde nasıl yerleştirilir, doğaçlayınız?” gibi birbirinden zorlu sorular arasında dolanmaktayım.  Bu yılki KPSSSSS… soru kitapçığının paralelleştirilmesi çalışmalarıyla paralel yürüyen KSS ve medya çalışmalarının aman ha bir karışıklığa kurban gitmemesi ve olur a birbiriyle yer değiştirmemesi için, eğitim imamı ve şakirtleri ile piyar imamı ve şakirtlerinin temasının bütünüyle yasaklandığını belirtmeme, bilmem ki gerek var mı? Yok mu? Olsun.

En çok merak edilen konu bu “paralel devlet” zaten, biliyorum. Özetle, bir devlet var bende devletten içre diye yazıyor ve açıklıyorum.  Ne kadar sarakaya (aka, makara) alırsak o kadar gizleyebiliriz kendilerini. Bazen de, gücümüz yettiğinde onu göstererek, göstere göstere gizleme yöntemini uygulamamız gerekiyor. Diyalektik midir nedir tam da anlayabilmiş değilim.  Devletin meşru ama gizli şiddet tekeli, gelişmiş demokrasilerde bunun iyice gizlenebilmesi,  gelişmemişlerde şakkadanak ortaya çıkıvermesi, havuç/sopa, rıza/zor, iyi polis/kötü polis, kötü polis/daha kötü polis, yatay sivil toplum ve dik devlet vb. konulardaki tüm gramscigil  ezberlerimi kaybettim. Bozuldu işte ezberim. Varsa yoksa paralellerdeyim. Bir bilinemezdeyim.

Zaten neden buradayım o da meçhul. Hep sorguluyorum ve kendimce birtakım yanıtlara ulaşmaya çalışıyorum. Hizmetteyim ve o halde varım ve paralel devlet içinde bir yerlerdeyim diyebiliyorum mesela. Warum? (aka, neden aga neden?) Kime, nasıl, neden paralel olmuşum, onu henüz tam olarak idrak edemiyorum.

Kendi (hiyerarşik) yapılanmamız olması, kendi (hiyerarşik) yapılanmamız içinde bir üstümüze rapor vermemiz, onun da bir üstüne, onun da bir üstüne vb. vb. neden bu denli yadırganıyor, onu da anlayabilmiş değilim aslında. Hep böyle değil midir zaten?  Ortada bir yapı, oluşum, kurum, organizasyon, devlet, tımarhane vb. vb.  bir şeyler varsa, kaçınılmaz değil midir böylesi? Paralel paralel paralelli, terelel terelel terelelli…

Paralel bir insanım ben de işte. Şakirdi tam çözememiş olabilirim ama iyiyim paralelde.  Simetrik yahut asimetrik, her türlü gideri var.  

Neden mi girdim bu âleme peki? Warum yani. (aka, neden konarsın boka?)  

Bunu bilemeyecek ne var canım, aşk olsun; düşünmüyorum aslında hiç, yokum... maksat hizmet olsun… 
 

 
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesaji bir cevapta alıntı yap
Yeni Cevap 


Foruma Git:

[-]
Duyurular
Forum üyeleri, alt forum başlıklarından uygun olanına tıkladıklarında açılan sayfadaki YENİ KONU AÇ butonlarını kullanarak yazı ekleyebilir
MS Word'den forumumuza yazı aktarma

[-]
Son Yazılar/Yorumlar
Açık Radyo Kimin Sesi
Son Yazı: Vedat AYDEMİR
26-08-2015 12:24
» Cevaplar: 1
» Gösterim: 4485
Suriye'nin Fua ve Kafraya Beldelerinde Katliam V...
Son Yazı: Vedat AYDEMİR
26-08-2015 12:01
» Cevaplar: 2
» Gösterim: 6939
7 Haziran seçimleri ve işçi sınıfı diktatörlüğü
Son Yazı: A. Meriç Şenyüz
16-07-2015 10:23
» Cevaplar: 2
» Gösterim: 12548
Jerónimo de Sousa ile PCP’nin seçimlere bakışı ü...
Son Yazı: haddizât
07-07-2015 20:02
» Cevaplar: 1
» Gösterim: 5359
Yeni Dönemde Birleşik Haziran Hareketi Ne Yapmal...
Son Yazı: Vedat AYDEMİR
21-06-2015 18:12
» Cevaplar: 7
» Gösterim: 12061
AKP'NİN SILAHLANDIRDIĞI VE HER TÜRLÜ DESTEGİ VER...
Son Yazı: Vedat AYDEMİR
11-06-2015 18:23
» Cevaplar: 0
» Gösterim: 3793
HDP seçimlerde neden desteklenmeli?
Son Yazı: Vedat AYDEMİR
05-06-2015 12:25
» Cevaplar: 1
» Gösterim: 5604
Bereketli toprakların ozanı Orhan Kemal 100 yaşı...
Son Yazı: Vedat AYDEMİR
03-06-2015 23:49
» Cevaplar: 1
» Gösterim: 6626
seçimde ne yapmalıyız?
Son Yazı: ali mert
22-03-2015 00:57
» Cevaplar: 10
» Gösterim: 18669
Vişnelik sürecinin katılımcılarına bir öneri
Son Yazı: Vedat AYDEMİR
11-02-2015 21:47
» Cevaplar: 11
» Gösterim: 27584