Birinci TİP deneyimi
bir daha yaşanır mı acaba?

Türkiye'de Leninizme
yer var mı?
Gezi Ayaklanması
saptamaları

Yeni bir dil, hareket
ve geleneksel refleksler

Sol, iktidara nasıl
gelebilir?

 

Yeni Cevap 
Bakunin'e göre Marx ve Engels
13-01-2014, 13:35
Mesaj: #1
Bakunin'e göre Marx ve Engels

Pierre-Joseph Proudhon’un (1809-1865) izleyicisi olan ve onunla birlikte anarşizmin kurucularından biri kabul edilen Mihail Bakunin (1814-1876), özellikle Birinci Enternasyonal çatısı altında Karl Marx’la (1818-1883) sert mücadeleler yürütmüştü. marxists.org sitesinde, Bakunin’in Marx ve Engels hakkındaki anılarını içeren bir sayfa yer alıyor. Bu sayfadaki pasajların biri dışındaki tümü, James Guillaume’nin Bakunin hakkındaki bir biyografi taslağından alınmış. Marx’ın Kapital’inin 1. cildiyle ilgili alıntı ise, Bakunin’in Kapitalist Sistem adlı çalışmasından.

Bakunin, 1871 tarihli bir elyazmasında, 1844’te Paris’te tanıştığı Marx hakkında şunları söylemiş:

“Bilgi söz konusu olduğunda, Marx, kıyaslanamayacak derecede ilerimdeydi ve hâlâ öyle. O zamanlar siyasal iktisat hakkında hiçbir şey bilmiyordum, metafizik sapmalarımdan henüz kurtulamamıştım ve sosyalistliğim yalnızca içgüdüseldi. Benden genç olmasına karşın, daha o dönemde, bir ateist, bilinçli bir materyalist ve bilgili bir sosyalistti. Bugünkü biçimiyle sisteminin temellerini tam da o dönemde geliştiriyordu. Sık sık bir araya geliyorduk. Bilgisi ve proletaryanın davasına (her zaman kibirle karışık bile olsa) tutkulu bağlılığı nedeniyle ona büyük saygı duyuyordum. Her zamanki nefretten beslenmediğinde, hep öğretici ve nükteli olan sohbetlerine hayrandım; ama ne yazık ki, sohbetlerinin çoğu için ilki geçerliydi. Aramızda hiçbir zaman içten bir yakınlık olmadı; mizaçlarımız buna izin vermedi. O benim duygusal bir idealist olduğumu söylüyordu ve haklıydı, ben onun kibirli, vefasız ve kurnaz olduğunu söylüyordum ve ben de haklıydım.”

1873 tarihli “Devletçilik ve Anarşi” adlı kitabında, Marx ve Engels’le ilgili olarak şu değerlendirmeleri yapmış:

“1845’te Marx Alman komünistlerin lideriydi. Sadık arkadaşı Engels, onun kadar zeki olmasına karşın, onun kadar bilgili değildi. Yine de, Engels daha pratikti ve politik iftiralar, yalanlar ve entrikalar söz konusu olduğunda daha az becerikli değildi. Birlikte, Alman komünistlerin ya da otoriter sosyalistlerin gizli bir derneğini kurdular.”

Bakunin, 1870 tarihli bir elyazmasında, Proudhon ile Marx’ı karşılaştırmış:

“Ölümünden birkaç ay önce kendisine söylemiş olduğum üzere, Proudhon, klasik idealizm geleneğinden kurtulmaya yönelik tüm çabalarına karşın, tüm yaşamı boyunca, İncil’e, Roma hukukuna ve metafiziğe batmış, iflah olmaz bir idealist olarak kaldı. Onun büyük şanssızlığı, doğa bilimlerini hiçbir zaman incelememiş ve bunların yöntemini hiçbir zaman benimsememiş olmasındaydı. Bir dâhînin içgüdülerine sahipti ve doğru yolu bir an için görmüştü, ama idealistçe düşünüş tarzı yüzünden her seferinde eski hatalara düştü. Proudhon, sürekli bir çelişkiydi: güçlü bir dâhîydi, ideolojik hayaletlere karşı tezler geliştiren bir devrimci düşünürdü, ama onları hiçbir zaman aşamadı... Bir düşünür olarak Marx, doğru yolda. Tarihteki hukuki evrimin, iktisadi gelişmenin nedeni değil sonucu olduğu ilkesini geliştirdi ve bu, hem büyük hem de verimli bir düşünce. Onu ilk ortaya çıkaran kişi olmasa bile (kendisinden önceki pek çokları tarafından şu ya da bu derecede formüle edilmişti), onu bir iktisadi sistemin temeli olarak sağlam bir şekilde geliştirmenin onuru Marx’a aittir. Diğer yandan, Proudhon, özgürlüğü ondan çok daha iyi bir şekilde anlamış ve hissetmişti. Proudhon, metafizik öğretiye takılıp kalmadığı ölçüde, içgüdüsel olarak bir devrimciydi; Şeytan’a tapıyordu ve Anarşiyi ilan etti. Marx’ın daha da akılcı bir özgürlük sistemi kurması fazlasıyla olasıydı; ama onda eksik olan şey, özgürlük içgüdüsü; tepeden tırnağa bir otoriter olmayı sürdürüyor.”

Hangi tarihte yazıldığı belli olmayan “Kapitalist Sistem” başlıklı çalışmasının bir dipnotunda, Bakunin, Marx’ın Kapital’inin 1 cildi hakkında şunları yazmış:

“Kapital, Siyasal İktisadın Eleştirisi, Karl Marx; Birinci Cilt. Bu eserin Fransızcaya çevrilmesi gerekecek, çünkü bildiğim hiçbir şey, burjuva sermayesinin oluşumu ve proletaryanın çalışması üzerinde sermayenin uygulamaya devam ettiği sistematik ve vahşi sömürü hakkında bu kadar derin, bu kadar aydınlatıcı, bu kadar bilimsel, bu kadar kesin ve böyle ifade etmeme izin verilecek olursa, bu kadar acımasız bir çözümlemesini içermiyor. Doğrultusu açısından pozitivist olan, iktisadi eserlerin derinlemesine incelemesine dayanan, olguların mantığı dışındaki hiçbir mantığı kabul etmeyen bu eserin tek ama tek kusuru, kısmen, ama yalnızca kısmen, onun çoğu işçiye açıklanmasını ve onlar tarafından anlaşılmasını zorlaştıracak şekilde, aşırı metafizik ve soyut bir üslupla yazılmış olması; oysa, onu okuması gerekenler, yine de, asıl olarak, işçiler. Burjuvalar onu hiçbir zaman okumayacaktır; okusalar bile, onu hiçbir zaman anlamak istemeyeceklerdir; ve anlasalar bile, onun hakkında hiçbir zaman hiçbir şey söylemeyeceklerdir; çünkü bu eser, tek tek bireyler olarak kendileri değil, sınıfları için bilimsel temelde ve geri dönüşsüz şekilde ilan edilmiş olan bir idam fermanından başka bir şey değildir.”

Yine tarihi belli olmayan (ama muhtemelen 1867 sonrasında yazdığı) bir başka mektupta, Bakunin, şunları söylemiş:

“Alman işçiler, yani Bornstadt, Marx, Engels (özellikle de Marx), havayı zehirliyor. Teoride kibir, kötü niyet, dedikodu, gösterişçilik ve övünme ve pratikte korkaklık. Yaşam, eylem ve duygular hakkında söylevler – ve yaşamdan, eylemden ve duygudan mutlak yoksunluk – ve yaşamdan mutlak yoksunluk. Daha ileri işçiler hakkındaki bıktırıcı yaltaklanmalar – ve boş konuşma. Onlara göre, Feuerbach bir ‘burjuva’dır ve ‘BURJUVA’ sıfatı, bir taşra kentindeki herhangi birinden tepeden tırnağa daha burjuva olan kişiler tarafından ad nauseam [bıktırıncaya kadar] haykırılıyor; kısacası, ahmaklık ve yalanlar, yalanlar ve ahmaklık. Bu tür bir ortamda hiç kimse özgürce nefes alıp veremez. Onlardan uzak duruyorum ve onlara ait olan Kommunistischer Handwerkerverein’a [Komünist Zanaatçılar Derneği’ne] gitmeyeceğimi ve bu örgütle hiçbir ilişkimin olmayacağını açıkça ilan ettim.”

(İngilizceden çeviriler: Erkin Özalp)

Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesaji bir cevapta alıntı yap
Yeni Cevap 


Foruma Git:

[-]
Duyurular
Forum üyeleri, alt forum başlıklarından uygun olanına tıkladıklarında açılan sayfadaki YENİ KONU AÇ butonlarını kullanarak yazı ekleyebilir
MS Word'den forumumuza yazı aktarma

[-]
Son Yazılar/Yorumlar
Açık Radyo Kimin Sesi
Son Yazı: Vedat AYDEMİR
26-08-2015 12:24
» Cevaplar: 1
» Gösterim: 4209
Suriye'nin Fua ve Kafraya Beldelerinde Katliam V...
Son Yazı: Vedat AYDEMİR
26-08-2015 12:01
» Cevaplar: 2
» Gösterim: 6572
7 Haziran seçimleri ve işçi sınıfı diktatörlüğü
Son Yazı: A. Meriç Şenyüz
16-07-2015 10:23
» Cevaplar: 2
» Gösterim: 12184
Jerónimo de Sousa ile PCP’nin seçimlere bakışı ü...
Son Yazı: haddizât
07-07-2015 20:02
» Cevaplar: 1
» Gösterim: 5091
Yeni Dönemde Birleşik Haziran Hareketi Ne Yapmal...
Son Yazı: Vedat AYDEMİR
21-06-2015 18:12
» Cevaplar: 7
» Gösterim: 11353
AKP'NİN SILAHLANDIRDIĞI VE HER TÜRLÜ DESTEGİ VER...
Son Yazı: Vedat AYDEMİR
11-06-2015 18:23
» Cevaplar: 0
» Gösterim: 3608
HDP seçimlerde neden desteklenmeli?
Son Yazı: Vedat AYDEMİR
05-06-2015 12:25
» Cevaplar: 1
» Gösterim: 5361
Bereketli toprakların ozanı Orhan Kemal 100 yaşı...
Son Yazı: Vedat AYDEMİR
03-06-2015 23:49
» Cevaplar: 1
» Gösterim: 6382
seçimde ne yapmalıyız?
Son Yazı: ali mert
22-03-2015 00:57
» Cevaplar: 10
» Gösterim: 17779
Vişnelik sürecinin katılımcılarına bir öneri
Son Yazı: Vedat AYDEMİR
11-02-2015 21:47
» Cevaplar: 11
» Gösterim: 26666