Birinci TİP deneyimi
bir daha yaşanır mı acaba?

Türkiye'de Leninizme
yer var mı?
Gezi Ayaklanması
saptamaları

Yeni bir dil, hareket
ve geleneksel refleksler

Sol, iktidara nasıl
gelebilir?

 

Yeni Cevap 
Sol, 'temiz siyaset'i nasıl temsil edebilir?
29-12-2013, 00:04
Mesaj: #1
Sol, 'temiz siyaset'i nasıl temsil edebilir?

Türkiye’de bugüne kadar iktidara gelmiş olan siyasal partilerin neredeyse tümü, başka şeylerin yanında, devlet kademelerinde yöneticilik görevleri üstlenen üyelerinin yolsuzluklarıyla anılıyor. 1983-1991 yıllarındaki ANAP hükümetleri de, 1991-1995 yıllarındaki DYP-SHP hükümetleri de, 1997-1999 yıllarındaki ANASOL-D hükümeti de, 1999-2002 yıllarındaki DSP-MHP-ANAP hükümeti de, özellikle son dönemlerinde, yolsuzluklar nedeniyle yıpranmıştı. 2002 yılındaki genel seçimler öncesinde AKP’nin en önemli vaatlerinden biri “yoksulluk ve yolsuzlukla mücadele” olmuştu.

Yalnızca Türkiye’de değil, tüm kapitalist ülkelerde, düzen partileri, iktidara gelene kadar, yolsuzluklarla mücadele edilmesi gerektiğini savunur ve “temiz” bir siyaset vaat eder. Ama bunlar neredeyse her zaman boş vaatler olarak kalır. Yolsuzlukların önüne geçmek için somut olarak nelerin yapılacağı hakkında hiçbir şey söylenmez. “Bize güvenin, gerisini merak etmeyin” demeye getirilir...

Aslına bakılırsa, sorunun temelinde, siyasetin, kişisel maddi çıkarlar sağlamak için yürütülen bir faaliyet olarak görülmesi ve kabul edilmesi var. Milletvekilleri, hiçbir yolsuzluğa bulaşmasalar bile, 2014 yılının Ocak ayından itibaren, ayda 13 bin 700 liralık maaşları dışında, harcırahlardan, diğer yan ödemelerden ve farklı ayrıcalıklardan yararlanacak. Çok sayıda milletvekilinin normal maaşlarına ek olarak alacağı emekli maaşları ise yaklaşık olarak 7 bin 500 lira olacak (kaynak). Dolayısıyla, milletvekilliği, “halka hizmet etmek” için üstlenilen bir görev olmaktan çok, ömür boyu yüksek gelir güvencesi sağlayan bir pozisyon. Bu pozisyona ulaşmak için de büyük paralar harcanıyor.

Bunlar, herkesçe az çok bilinen gerçekler. Peki ama, halkımız, bu gerçekleri bilmesine rağmen, neden her seçimde birbirlerinden çok da farklı olmayan düzen partilerine oy veriyor? Sosyalist solun oyları neden artmıyor? Halkçı bir yönetim tarzı neden güç kazanamıyor?

Çünkü, sosyalist sol, halkçı bir yönetim tarzının farklılığını somut olarak göstermeyi başaramıyor.

Siyaset ile kişisel maddi çıkarlar arasındaki ilişkiler söz konusu olduğunda bile!

Örneğin, milletvekilliğine ya da belediye başkanlığına aday olan sosyalistler, seçilmeleri durumunda elde edecekleri gelirin işçi ücretleri ortalamasını aşan kısmını bağışlama sözünü vermiyor. Seçilmiş sosyalistlerse gelirleri hakkında hiç konuşmamayı tercih ediyor. Dünyadaki çok sayıda farklı örneğe rağmen... (Bkz. Sosyalist vekillerimiz gelirleri hakkında sessiz!)

Sendikalarda, meslek odalarında, derneklerde vb. yöneticilik görevlerine gelen sosyalistler de, gelirleri hakkında sessiz kalıyor. Bu tür kurumların her tür gelir ve giderlerinin en küçük ayrıntısına kadar açıklanması için de çaba harcanmıyor.

Sosyalist parti ve örgütlerin gelir ve giderleri hakkında neredeyse hiçbir şey bilinmiyor.

Kısacası, sosyalistler de, “bize güvenin, gerisini merak etmeyin” demeye getiriyor.

Sosyalistlerin büyük çoğunluğunun, kişisel maddi çıkarları için değil, eşitlik ve özgürlük için mücadele ettikleri ve bu mücadele sırasında maddi özverilerde bulundukları açık. Ama en az bunun kadar açık olan bir başka şey, açıklıktan yoksun yöneticilik tarzlarının çürütücü etkilerde bulunabildiği. Asıl önemlisi, sosyalist sol, parasal konularda açıklıktan yoksun bir yöneticilik tarzıyla, “temiz siyaset”i temsil edemez.

Bugün olduğu gibi, düzen siyasetçilerinin yolsuzluk skandalları patlak verdiğinde, sosyalist sol, muhalefetteki düzen partilerinin iktidara taşınması dışında pek bir sonuç doğuramayacak olan “hükümet istifa” sloganını atmanın ötesine nasıl geçebilir?

Yolsuzluklarla mücadeleyi gerçekten güçlendirebilecek ve “temiz siyaset”in önünü gerçekten açabilecek olan somut taleplerle ve taahhütlerle...

En doğru ya da uygun taleplerin ve taahhütlerin formüle edilmesi, elbette, tek bir kişinin kendi başına yapabileceği bir şey olamaz. Dolayısıyla, aşağıdakiler, yalnızca, bu konuda yürütülebilecek olan tartışmalara katkıda bulunma amacını taşıyor:

> Devlet kademelerinde yöneticilik görevleri üstlenenlerin bu görevleri nedeniyle elde edebilecekleri toplam gelirin üst sınırı, ülkedeki işçilerin ortalama ücret düzeyi olmalıdır. Bu doğrultuda bir yasal düzenleme yapılmasa bile, devlet kademelerinde yöneticilik görevi üstlenen sosyalistler, görevleri nedeniyle elde edecekleri gelirlerin ülkedeki işçilerin ortalama ücret düzeyini aşan kısmını halkın çıkarlarına hizmet eden kurumlara bağışlayacaktır.

> Sendikalarda, meslek örgütlerinde ve benzeri kurumlarda yöneticilik görevleri üstlenenlerin bu görevleri nedeniyle elde edebilecekleri toplam gelirin üst sınırı, temsil ettikleri üyelerin ortalama gelir düzeyi olmalıdır. Bu doğrultuda bir yasal düzenleme yapılmasa bile, söz konusu kurumlarda yöneticilik görevleri üstlenen sosyalistler, bu görevleri nedeniyle elde edecekleri gelirlerin temsil ettikleri üyelerin ortalama gelir düzeyini aşan kısmını aynı kurumlara bağışlayacaktır.

> Milletvekilliğine, belediye başkanlığına ya da sendikalarda, meslek örgütlerinde ve benzeri kurumlarda üst düzey yöneticilik görevlerine seçilenler, düzenli ve halka açık olarak mal bildiriminde bulunmalıdır. Bu doğrultuda bir yasal düzenleme yapılmasa bile, milletvekili, belediye başkanı ya da üst düzey sendika, meslek örgütü ve benzeri kurum yöneticisi seçilen sosyalistler, düzenli ve halka açık olarak mal bildiriminde bulunacaktır.

> Devlet kademelerinde ya da sendikalarda, meslek örgütlerinde ve benzeri kurumlarda yöneticilik görevlerine seçilen sosyalistler, görev yaptıkları kurumların tüm gelir ve giderlerinin ve bu kurumlarda alınan kararların kimlere hangi maddi kazançları sağladığının ya da sağlayabileceğinin düzenli ve ayrıntılı olarak halka açıklanması için mücadele edecektir.

> Siyasal partiler, her tür gelir ve giderleri hakkında düzenli ve ayrıntılı olarak halka hesap vermelidir. Bu doğrultuda bir yasal düzenleme yapılmasa bile, sosyalist partiler, gelir ve giderlerini düzenli ve ayrıntılı olarak açıklayacaktır.

> Yukarıdaki talep ve taahhütlere aykırı davrandıkları belirlenen sosyalistler, görevlerinden istifa edecektir.

“Yöneticilik” denen şeyi bir “kişisel maddi çıkar kaynağı” olmaktan çıkarıp gerçekten de bir “halka hizmet etme görevi” haline getirmek isteyenler, bu tür talep ve taahhütlerden korkabilir mi?

 
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesaji bir cevapta alıntı yap
29-12-2013, 02:28
Mesaj: #2
RE: Sol, 'temiz siyaset'i nasıl temsil edebilir?
Halkımızın sosyalist sola oy vermemesinin, dahası sosyalist solu ciddiye bile almamasının "siyaset ile kişisel maddi çıkarlar arasındaki ilişkiler" konusundaki belirsizlikler ile olduğu kadar, sosyalist solun gelecek güzel günlere işaret etmekten başka bir meziyetinin olmamasından da kaynaklandığını düşünüyorum. Sosyalist sol bu başlığın konusu olan meseleye pek eğilmiyor, zira sosyalist sol, kanaatimce, bahsi geçen makamlara gelebileceğini aklının ucundan bile geçirmiyor. Kemal Kılıçdaroğlu’nun geçtiğimiz günlerde verdiği mülakatta adeta cevabını vermekten çekindiği "CHP iktidar olmaya hazır mı?" sorusuna, sosyalistler kendi açılarından ne cevap veriyor? "Kılıçdaroğlu 'hükümet istifa' demekten bile imtina ediyor!" demek sonuna kadar doğru. Peki sosyalistler de tüm dürüstlükleriyle hükümeti istifaya davet edebiliyorlar mı? Sosyalist sol durmadan dile getirdiği "Ben iktidar olmaya talibim!" iddiasının ötesinde bir iktidar perspektifine sahip mi? Fabrikalar, tarlalar ve de siyasi iktidar, yönetenlerin eskisi gibi yönetememesi, yönetenlerin de başlarım böyle hayatın şarap çanağına demesi denkleminin ötesinde, etiyle kemiğiyle nasıl emeğin olacak? Herhangi bir mahallenin muhtarlığını idare etmemiş, idare etme iddiasında bile bulunmamış yapılar, koskoca bir devleti nasıl idare edecek, güzel dünyamızı yaşanmaz hale getiren emperyalist devletlerle nasıl başa çıkacaklar? Yerel seçimlere 3 ay kala bir kısmı hala belediye başkan adaylarını, kent projelerini, vaatlerini açıklamamış olan, bir kısmı da "Sarıgül kötüdür, piyasacıdır, biz öyle değiliz!"den öte argümanlar üretemeyen sosyalist müesseseler halkımız tarafından nasıl ciddiye alınabilirler?
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesaji bir cevapta alıntı yap
29-12-2013, 13:54
Mesaj: #3
RE: Sol, 'temiz siyaset'i nasıl temsil edebilir?
Öncelikli surette tartışmanın konusu oldukça tarihsel, hatta sorulan soru hakkında sol başarılı olabilirse çok ciddi ve büyük boyutlarda başarı elde edebilir.
Yalnız yazılan cevaba da konunun tartışmaya açılma şekline de katılamayacağım.
Öncelikle solun temiz siyaset argümanının öznesi olmak için parti gelir gider tablosunu açıklamasına ihtiyacı yok, bu konunun kimse tarafından sol için sorun haline geleceğini de sanmıyorum. Ayrıca gelir gider tablolarına solcuların veya solcu vekillerin gelirleriyle ilgili bilgili olmak konusuna bence gereğinden fazla yer verilmiş. Siyaset'te temizlik veya temiz olmak, solcular için cebinde ne kadar para vardır veya yoktur anlamına gelmiyor. Böylesine önemli bir başlığın daha siyasal ve ideolojik düzlemde tartışmaya açılmasını beklerdim.
Muzaffer Osmanoğlu yazısında solun yetersiz,deneyimsiz,güçsüz ve bazı konularda doğru siyasi yol belirlemediğine dikkat çekmiş.Bence de birçok konuda haklı, iyi tespitler yapmışsınız Muzaffer Bey. Yalnız dünyadaki devrimlere bakıldığında solun iktidara gelişi büyük toplumsal örgütlenmelerin siyaset sahnesine etkili müdahalesi ile olduğunu göreceksiniz. Mesela Sovyet devrimi sırasında çeşitli meslek kollarının mahalle veya belediyelerin örgütlü yapıların kontrolunde çalıştırıldığı veya mahallelerde alınan ve uygulanan kararların örgütlü bir işleyişin sonucu olduğunu göreceksiniz.
Anlatmaya çalıştığım solun yetersizliği veya deneyimsizliği değil tabiki bence problem solun örgütsüzlüğü sorunu. Sol örgütlenmek kaygısı içinde değil mahallelerde, alanlarda, okullarda sürekli örgütlenme ve toplumsallaşma kaygısı içinde çalışan ve bu şekilde sürekli ve hızlı bir şekilde örgütlenen çok az yapı var.
Örgütlü bir halk olunduğunda, bu halk ister istemez solculaşacaktır.Siyaseti sadece örgütsel faaliyetlerden ibaret olarak değerlendiremeyiz.Pekala iktidara gelecek olan illaki günümüzde bulunan bir sol parti de olmayabilir. Ben solun temiz siyasetin öznesi olabilmenin tek bir yolu olduğunu düşünüyorum halkçılaşmak ve halka açılmak halk arasında büyük örgütlü yapılar kurmak ve halka daha fazla ulaşmak.
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesaji bir cevapta alıntı yap
29-12-2013, 22:55
Mesaj: #4
RE: Sol, 'temiz siyaset'i nasıl temsil edebilir?

josemarti arkadaşımızın yazdıklarının bir bölümüyle ilgili bazı düşüncelerim:

Öncelikli surette tartışmanın konusu oldukça tarihsel, hatta sorulan soru hakkında sol başarılı olabilirse çok ciddi ve büyük boyutlarda başarı elde edebilir.

Bu değerlendirmeye tümüyle katılıyorum, pek doğal olarak!

Yalnız yazılan cevaba da konunun tartışmaya açılma şekline de katılamayacağım.

Öncelikle solun temiz siyaset argümanının öznesi olmak için parti gelir gider tablosunu açıklamasına ihtiyacı yok, bu konunun kimse tarafından sol için sorun haline geleceğini de sanmıyorum. Ayrıca gelir gider tablolarına solcuların veya solcu vekillerin gelirleriyle ilgili bilgili olmak konusuna bence gereğinden fazla yer verilmiş. Siyaset'te temizlik veya temiz olmak, solcular için cebinde ne kadar para vardır veya yoktur anlamına gelmiyor. Böylesine önemli bir başlığın daha siyasal ve ideolojik düzlemde tartışmaya açılmasını beklerdim.

Yazımdan da anlaşılabileceği üzere, solcular açısından, parasal konulardaki şeffaflığın önemsiz olmadığını düşünüyorum. Kuşkusuz, bugünün koşullarında, solcuların ceplerine girebilen paralarla, düzen siyasetçilerinin milyonlarca liralık yolsuzlukları arasında dağlar kadar fark var. Ama kanımca, bu konudaki yaklaşımımızı, bugünkü koşulların hiçbir zaman değişmeyeceği, yani solcuların hiçbir zaman iktidara aday olabilecek kadar güçlenemeyeceği varsayımı üzerine kurmamız doğru olmaz. Diğer yandan, vekillerin gelirlerini tartışmaya açmanın, “siyasal ve ideolojik düzlemden uzaklaşma” anlamına gelmediğini düşünüyorum. Farklı ülkelerde, vekillik gelirlerinin işçi ücretleri ortalamasını aşan kısmını almayan ya da bağışlayan sosyalistler ve komünistler, bunu tümüyle “siyasal ve ideolojik” gerekçelerle yapıyor. (Bkz. Avusturyalı komünistlerden ‘Açık Hesaplar Günü’ ve ABD’de bir sosyalist seçim kazandı yazıları ile Sosyalist vekillerimiz gelirleri hakkında sessiz! yazısındaki somut örnekler.)

Anlatmaya çalıştığım solun yetersizliği veya deneyimsizliği değil tabiki bence problem solun örgütsüzlüğü sorunu. Sol örgütlenmek kaygısı içinde değil mahallelerde, alanlarda, okullarda sürekli örgütlenme ve toplumsallaşma kaygısı içinde çalışan ve bu şekilde sürekli ve hızlı bir şekilde örgütlenen çok az yapı var.

Örgütlü bir halk olunduğunda, bu halk ister istemez solculaşacaktır.Siyaseti sadece örgütsel faaliyetlerden ibaret olarak değerlendiremeyiz.Pekala iktidara gelecek olan illaki günümüzde bulunan bir sol parti de olmayabilir. Ben solun temiz siyasetin öznesi olabilmenin tek bir yolu olduğunu düşünüyorum halkçılaşmak ve halka açılmak halk arasında büyük örgütlü yapılar kurmak ve halka daha fazla ulaşmak.

“Örgütlülük” ve “halkın örgütlü olması”, elbette her şeyden önemli.

Gerçekten de, solun “örgütlenmek”, “toplumsallaşmak”, “halkçılaşmak” ya da “halka açılmak” konusundaki sıkıntılarını daha farklı bir çerçevede tartışmamız gerekir. Bu yazıda, yalnızca, gündemdeki yolsuzluklardan hareketle, solun “temiz siyaset”i temsil edebilmek için somut olarak yapabileceği bazı şeyler üzerinde durmuştum. Solun daha genel sorunları ve/veya ihtiyaçları hakkında sitemizde yer alan yazılardan bazıları şunlar:

Gezi direnişi solu silkeleyebilecek mi?

Sol, gerçek seçim çalışmalarından neden kaçıyor?

Yeni bir dil, hareket ve geleneksel refleksler

Gezi ayaklanması saptamaları

Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesaji bir cevapta alıntı yap
31-12-2013, 02:14
Mesaj: #5
RE: Sol, 'temiz siyaset'i nasıl temsil edebilir?
 Bir yanda her sorunun çözümünü sosyalizme bağlayan, gerisini "teferruat" gören yaklaşımlar; öte tarafta ise görevden geri alınabilir olma, geliri en yüksek işçi maaşını geçememe, veya halk komiserleri tarafından denetim türü hayatımız boyu duyduğumuz, telaffuz edegeldiğimiz, fakat duyan yurttaşlar tarafından kafada canlandırma ihtimali düşük olan bazı kalıplar... Büyük kesimiyle sosyalist karakterde bir rejimin insanla - üretici güçlerle daha barışık olduğuna kanaat getirmiş olduğunu varsaydığımızda bile, halkın genişçe bir kesiminin adayların "sosyalist" kimliklerine bakıp kendilerini güvende hissetmeleri, sınırsız kredi açmaları çok mantıklı değil. 

Yani gerçekten örgütlü ve gerçekten deneyimli olmaktan başka çare yok. Belli işlerin altından kalkabilmiş bir ekip olduğunu hissettirmek, bu işlerde kaynakları doğru kullanmış ve halk yararına bir mesafe almış olduğunu hissettirmek. Sonuçta öncülük veya temsiliyet hak ettirecek bir güven, ancak böyle tesis edilebilir diye düşünüyorum. Ama burada ve hemen herkeste örgüt kavrayışıyla ilgili bazı sorunlar bulunuyor.

Örgütlülük denen şey, öyle kendi başına fazla anlam ifade eden tarihsel bir kavram değil. Ortak hedefe ulaşmak için bir araya gelmeyi içeren bir totoloji aslında. Yani - hangi hedef? ne kadar mesafe alındı? ne hata yapıldı? başarıdan ve hatalardan kim sorumlu? kaynaklar başka türlü kullanılsa daha mı çok mesafe alınırdı? türünden - soruların büyük ölçüde yanıtlanabildiği (ayrıntılı raporlamaya, raporların ilan ve arşivlenmesine dayalı) şeffaflıktan söz ediyorum. 

Bu ikincisine genel olarak "siyasi şeffaflık" diyeceksek, ekonomik şeffaflığın buna eklenmesi zaten zorunlu olur. Öbür türlü, yani siyasi-örgütsel bir şeffaflık olmadığında, her minareye bir kılıf uydurulur misali, birkaç ritüelle görüntü kurtarılır (Avusturya örneğinde alınan oy oranı, görüntüyü kurtarmanın ötesine geçildiğinin açık işareti) ve hedefe yol alınmakta olduğuna ilişkin (hem içeriye, hem de dışarıya) güven verme sürecine fazla bir katkı yapılmamış olur. 

Bu çerçeveye çeşitli kesimlerden gelebilecek muhtemel itirazlar ve parantez içinde kısa yanıtları da şöyle sıralayabilirim (tamamı tümüyle şahsi düşünsel kurgumdur):

 1) Mevcut düzende "algılanabilir" lokal veya sınırlı başarı nasıl elde edilir? Düzen kolaylıkla buna taş koyacak, veya önemsizleştirecektir. (Basın açıklamalarına veya az sayıda yeni kadro eğitmeye mücadele adını veren ekipler, bunun da bir mücadele olduğunu kabul etmelidir. Çok daha zor ama, sürekliliği olan, daha kolay algılanabilir kazanımlar elde etmeye daha uygun olduğunu hesaba katmalıdır)

 2) Bu tarz çalışmalar, merkezi bir iktidara meydan okuma enerjisini düşürür, dağıtır (burada bu enerjinin önsel olarak hep muhafaza edildiği varsayılıyor, oysa siyasi tarih, içeriden ve dışarıdan kolay algılanabilir, kuvvetli güncel izdüşümü ve tutarlı-sürekli hedefleri olmayan siyasi yapıların atıl-kapalı çevreler haline dönüşmesinin hemen hemen kaçınılmaz olduğunu sıkça örnekliyor)

 3) Şeffaflaşmanın, süreklileşmiş çalışmaların, ayrıntılı raporlamanın halihazırda bu toplumda alıcısı yok. Kimse bunlar üzerinden gelmez (bunlar üzerinden değil çalışmaların başarısı üzerinden gelinecek, ama çalışmanın başarısı için şeffaflık gerektiği burada ters yönden inkar edilmiş oluyor)

 4) Yeni bir düzen istediğimizi bilen biliyor, mevcut düzen yönetemez hale geldiğinde, halk da mevcut şekliyle yönetilmek istemediğinde ne istediğimizi bilenler bize gelecek (halkın yeni düzen isteyenin bunu kurma kapasitesine sahip olup olmadığıyla ilgilenmeyeceği veya krizdeki düzenin sahte ama o momentte daha inandırıcı bir alternatif  yaratamayacağı varsayılıyor)

 5) Bu çerçeve merkezi örgüt, örgütlü mücadele fikrine alternatif ve onu dışlayıcı sonuçlar yaratıyor (hayır, bu çerçeve bir siyasi örgütün icraatının, hedeflerinin içeriden ve dışarıdan algılanabilir, revize edilebilir, sorgulanabilir olmadığı sürece büyüyemeyeceğine - Türkiye siyasetinin gerektirdiği ağırlığa kavuşamayacağına işaret ediyor.)

6) Bunlar tartışılarak değil, fiilen halka öncülüğü hak ettiğini gösterecek işler yapılarak, geçerken halledilir (evet, ama böyle işler ya hiç yapılmıyor veya süreklileşemiyor. Hem örgütsel kazanım adı verilen şeyler solu güçlendirmiyor demek suç haline getiriliyorsa, ne olacak bu işin sonu?)

7) Bu konuları deşersek merkezi işleyişe zarar veririz (!??)

Bir yanıt için fazla uzun oldu ama şu "seçim çalışmaları"nın hızlandığı noktada nereden çıktı bunlar? diyenlere inat, asıl bu devirde (hükümetin güvenoyu olarak ilan ettiği bir seçime sadece üç ay kala) bunları yazmanın, daha başarılı bir biçimde toparlamanın, ilerletmenin gereğine inanıyorum.

  

 

 

 

 
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesaji bir cevapta alıntı yap
28-01-2014, 04:23
Mesaj: #6
RE: Sol, 'temiz siyaset'i nasıl temsil edebilir?
http://www.youtube.com/watch?v=bTaPotpMjMA
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesaji bir cevapta alıntı yap
Yeni Cevap 


Foruma Git:

[-]
Duyurular
Forum üyeleri, alt forum başlıklarından uygun olanına tıkladıklarında açılan sayfadaki YENİ KONU AÇ butonlarını kullanarak yazı ekleyebilir
MS Word'den forumumuza yazı aktarma

[-]
Son Yazılar/Yorumlar
Açık Radyo Kimin Sesi
Son Yazı: Vedat AYDEMİR
26-08-2015 12:24
» Cevaplar: 1
» Gösterim: 4485
Suriye'nin Fua ve Kafraya Beldelerinde Katliam V...
Son Yazı: Vedat AYDEMİR
26-08-2015 12:01
» Cevaplar: 2
» Gösterim: 6939
7 Haziran seçimleri ve işçi sınıfı diktatörlüğü
Son Yazı: A. Meriç Şenyüz
16-07-2015 10:23
» Cevaplar: 2
» Gösterim: 12548
Jerónimo de Sousa ile PCP’nin seçimlere bakışı ü...
Son Yazı: haddizât
07-07-2015 20:02
» Cevaplar: 1
» Gösterim: 5359
Yeni Dönemde Birleşik Haziran Hareketi Ne Yapmal...
Son Yazı: Vedat AYDEMİR
21-06-2015 18:12
» Cevaplar: 7
» Gösterim: 12061
AKP'NİN SILAHLANDIRDIĞI VE HER TÜRLÜ DESTEGİ VER...
Son Yazı: Vedat AYDEMİR
11-06-2015 18:23
» Cevaplar: 0
» Gösterim: 3793
HDP seçimlerde neden desteklenmeli?
Son Yazı: Vedat AYDEMİR
05-06-2015 12:25
» Cevaplar: 1
» Gösterim: 5604
Bereketli toprakların ozanı Orhan Kemal 100 yaşı...
Son Yazı: Vedat AYDEMİR
03-06-2015 23:49
» Cevaplar: 1
» Gösterim: 6626
seçimde ne yapmalıyız?
Son Yazı: ali mert
22-03-2015 00:57
» Cevaplar: 10
» Gösterim: 18669
Vişnelik sürecinin katılımcılarına bir öneri
Son Yazı: Vedat AYDEMİR
11-02-2015 21:47
» Cevaplar: 11
» Gösterim: 27584