Birinci TİP deneyimi
bir daha yaşanır mı acaba?

Türkiye'de Leninizme
yer var mı?
Gezi Ayaklanması
saptamaları

Yeni bir dil, hareket
ve geleneksel refleksler

Sol, iktidara nasıl
gelebilir?

 

Yeni Cevap 
Solda yeni bir 'Başlangıç' girişimi
19-11-2013, 23:46
Mesaj: #1
Solda yeni bir 'Başlangıç' girişimi

Amaçlarını “solun merkezinin oluşturulmasına yönelik bir sürecin başlatılmasına tüm gücümüzle katkı sunmak” şeklinde tarif eden yeni bir oluşum, baslangicdergi.com adresinde yola koyulmuş.

Oluşumun çağrı metninde, Türkiye solu hakkında şu saptamalar yapılıyor: “Emekçilerin ve neoliberal kapitalizmin mağduru diğer farklı toplumsal kesimlerin muktedir birer siyasal özne olarak sahneye çıkmalarının önünü açacak pratikler sergileyemedi. Bu nedenle toplumsal bağlarını çok büyük ölçüde yitirdi ve bu nedenle de liberalleşme ile ulusalcılaşmanın ötesinde kendisini bir siyasal yönelim ve kimlik olarak inşa edemedi.”

Çağrı metni şöyle devam ediyor:

“Sosyalist solun merkezini oluşturmak bu temel sorunları aşmakla mümkündür. Her bir parçasının kendisini merkez olarak gördüğü solun bu uzatılmış fetret döneminden çıkmak ve gerçek bir merkezin inşasına katkı sunmak esas kaygımız. Bunun, bildiğimiz mevcut yapıların bir kısmının bir araya gelmesinden ibaret bir ‘solun birliği’ hikâyesi üzerinden gerçekleşemeyeceğinin farkındayız. Bu süreci, solun ideolojik, politik ve pratik olarak yeniden harmanlanmasına yönelik girişimlerin ortaya konması ve bu yönde aktif tutum alışlar olarak kavrıyoruz. Yürüteceğimiz tartışmaları ve ortaya koyacağımız pratikleri bu minvalde şekillendireceğiz.

Kendimizi aklamıyoruz. Sosyalist, devrimci solun içerisinden geliyoruz, onun bir parçasıyız. Ortada sosyalist sol adına her ne yanlış varsa, kendi payımıza düşeni hanemize yazıyoruz. Ümitsizlik de yaymıyoruz. Zira ‘yeryüzünün lanetlileri’ dünyanın her yerinde yeniden hareketleniyor. Brezilya’dan Tahrir’e, Wall Street’ten Gezi Parkı’na kadar rengini bilmediğimiz dünyalar, sesini duymadığımız meyveler, şeklini bilmediğimiz sesler ortaya çıkıyor.

Anlamını bulmak ve bu anlam uyarınca eylemek için herkesi yeni bir başlangıca çağırıyoruz.” (Kaynak)

Başlangıç ekibinin daha kapsamlı ortak değerlendirmeleri ise “Başlarken” başlıklı metinlerinde yer alıyor. Bu metindeki önemli ve/veya tartışılmaya değer bulduğum bölümlerden bazıları şöyle:

“Türkiye solu, son otuz yıldır emekçilerin ve neoliberal kapitalizmin mağduru diğer toplumsal kesimlerin, muktedir birer siyasal özne olarak sahneye çıkmalarının önünü açacak pratikler sergileyemedi. Bu süreçle birlikte toplumsal bağları büyük ölçüde zayıfladı, liberalleşme ile ulusalcılaşma arasında kendisini bir siyasal yönelim ve kimlik olarak ortaya koyamadı. Solda bir merkez eksikliği Gezi sürecinde bir kez daha açığa çıktı. Türkiye solu açısından, mevcut yapıların biraraya gelmesine indirgenemeyecek bir merkezin inşası bugün öncelikli bir ihtiyaç olarak karşımızdadır.

(...)

Bugün toplumsal mücadeleler alanının aşağıdan inşası ile işçi sınıfının ve diğer ezilenlerin bağımsız, anti-kapitalist siyasal hattını birleştirmek; burjuvazinin veya onun siyasal temsilcilerinin farklı projelerine eklemlenmemek; ‘beyaz yakalı / orta sınıflar’ ile işçi sınıfının en güvencesiz kesimlerini, onlarla da diğer ezilenleri ve toplumsal grupları buluşturmak gerekmektedir.

Hareket noktamız; bu doğrultuda bir politik strateji, örgütlenme ve mücadele pratiği sergileyecek bir sol merkezin inşasına katkı sunacak bir başlangıçtır.

(...)

(...) dünya çapındaki yeni direniş süreçleri moral güçler dengesinde kritik bir dönüşüm anlamına gelse de somut güçler dengesinde lehe bir değişim anlamına gelmiyor. Toplumsal mücadelelerde büyük kabarışlar yerini hızlı geri çekilmelere bırakabiliyor. Direnişlerin kapsam ve kitleselliğinde büyük sıçramalar olsa da bunlar sistematik bir büyümeye neden olmuyor. Mücadele, solun, işçi hareketinin örgütlü güçlerinin somut kazanımlarına dönüşmüyor; direnişler parçalı, kesintili ve eşitsiz bir seyir izliyor.

(...)

(...) radikal solun örgütlü güçlerinin yaşadığı erozyon ve alternatif toplumsal-siyasal tasarımların geniş kitleler nezdinde etki ve çağrıcılığını yitirmesi, sosyalist dönüşüm ufkunu güncel bir siyasal mesele olarak ortaya koyabilmenin önünde ciddi bir engel.

(...)

Gezi, toplumsal güçlerin 30 yıllık ‘iktidarsızlaşma’ sürecini tersine çeviren ani ve beklenmedik bir ‘muktedirleşme’ sürecidir ve kıymeti de burada aranmalıdır. Gezi’nin en büyük ve gelecekteki mücadeleler açısından en kritik kazanımı, geniş kitlelerin kolektif eyleme ve öz örgütlenme kapasitelerinde ortaya çıkardığı olağanüstü sıçramadır.

Bu durum hepimizin sırtına yeni sorumluluklar yüklüyor. ‘Gezi’den sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacak’ demek yetmez. Gezi’yi gerçek bir milada, kökten bir yenilenme ve derlenmenin aracına dönüştürmek için Gezi’nin moral güçler dengesindeki etkisi ve yarattığı deneyimler, solda sistemli bir yeniden inşa faaliyetinin parçası kılınmalıdır. Fakat sosyalist solun böyle bir sürece hazırlıklı olmadığı da giderek açıklık kazanmaktadır.

(...)

Sosyalist hareketin uzun yıllardır içinde bulunduğu derin kriz, sol yapı ve örgütlerin mevcut halleriyle kendi başlarına bir yeniden inşa sürecini sırtlanamayacağını gösteriyor. Bu durumu belirleyen hususlar ve aşılmasını sağlayacak yönelimler hakkında şunlara işaret edilebilir:

1. (...) Sosyalist hareketin yenilenebilmesi, yeniden anlamlı ve etkili bir siyasal aktör halini alabilmesi ancak toplumsal mücadelelerde bir canlanmayla mümkün olabilir. Dolayısıyla, sosyalist hareket içinde her yeni birlik yahut biraraya gelme girişimi mutlaka toplumsal mücadelelerden desteklenen bir yeniden inşa faaliyetiyle bağlantılı olarak kurgulanmalıdır.

Toplumsal mücadelelere bu vurgu, hemen her siyasal grubun bir tür ‘butik alan çalışması’ olarak devam edegeldiği toplumsal faaliyetler şeklinde anlaşılmamalıdır. ‘Dükkancılık’ diyebileceğimiz, yani çeşitli siyasal öbeklerin kendilerine bir tür ‘hinterland’ oluşturmak için örgütlediği mücadele alanları anlayışından kopmak zorunludur. Toplumsal mücadele alanları içerisinde gerçek anlamıyla demokratik, aşağıdan yukarıya ve anti-bürokratik bir tavrı eylemli olarak ortaya koyan, ikameci olmayan, o faaliyetin parçası olan herkesi özneleştiren bir mücadele anlayış ve biçimini yaygınlaştırmak temel önemdedir.

2. Sosyalist hareketin yenilenmesi, toplumsal mücadeleler içerisinde kökleşmekten geçse de; siyasal olanı toplumsal olana teslim eden bir ‘dernekçilik’ anlayışından kaçınılmalıdır. Toplumsal hareketlerle komünizmin kurtuluşçu iddiası arasında bağlantılar kurabilmek ancak siyasal dolayımla mümkün olduğundan bu bağlantıları sağlayacak ‘organikleşmiş’ bir siyasal örgütlenmeye ihtiyaç olduğu tartışmasızdır. Bu anlamda siyasetin kurumsal/parlamenter bir dar alana sıkıştırılmasına da, siyasetin STK’laştırılmasına da, siyasal olanı atlayıp toplumsal mücadelelerin tek belirleyici kılınmasına da karşı çıkmak gereklidir. Dolayısıyla, sosyalist toplumsal dönüşümü mümkün kılacak antikapitalist bir kopuşu hedefleyen bir siyasal merkezin inşası asla atlanmaması ve ertelenmemesi gereken bir görevdir.

Üstelik Gezi direnişi sonrasında, biriktirmeye dönük rutin toplumsal mücadele faaliyet ve alanlarının bize yeteceğini savunmak da mümkün değildir. Gezi gibi sıçramalara, beklenmedik kabarışlara hazırlığı mümkün kılacak esnek ve dinamik politik örgütlenme biçimlerine ihtiyacımız var. İçerisinde bulunduğumuz strateji eksikliğinin devamı, olası bir başka sıçramada bizi vahim bir yenilgiyle karşı karşıya bırakabilir. Gezi’de şansımız yaver gitti, zira Gezi iktidarı şaşırttı. Ancak bir sonraki sefer, muhtemelen derslerini çıkarmış olan muktedirlerin şaşkınlığı bu kadar uzun sürmeyecektir. Bizim de gerekli dersleri çıkarmaya ve günlük gelişmelerin takibiyle yetinmeyip, sosyalist toplumsal dönüşüm ufkunu aktüel siyasal müdahaleyle bütünleştirmeyi önüne koyan stratejik bir arayışı geliştireceğimiz zeminlere ihtiyacımız var.

Politik olan ile sosyal olan arasındaki sıkı bağlantıyı, bunların karşılıklı etkileşimini esas alan bir yeniden inşa perspektifi ile hareket etmek gereklidir. Sosyalist hareketin politik merkezinin kalmadığı, ‘dik durmamızı’ sağlayacak bir örgütsel-politik omurganın var olmadığı mevcut koşullarda; siyasal inşayı göz ardı eden bir ‘direnişçilik’ ile sosyalist hareketin inşasının ancak toplumsal direnişler aracılığıyla gerçekleşebileceğini göz ardı eden ‘büyük siyasetçilik’ birbirinin ayna yansımasıdır. Bu iki kutup arasındaki sürekli gidiş geliş, sosyalist hareketin son yıllarına rengini vermiştir.

Bizler için ‘siyaset’, sosyalist toplumsal dönüşüm perspektifi ile ezilenlerin gündelik, yakıcı sorunları ile acil taleplerini temel alan toplumsal mücadeleler arasında bağlantı kurma meselesidir. Türkiye sosyalist hareketinin önemli bir zaafı, sosyalist toplumsal dönüşüm hedefi ile aktüel siyasal/toplumsal pratik arasında bir ‘geçiş’ mantığına sahip olmaması, ya da bu iki alan arasında bağlantı oluşturmakta zayıf kalmasıdır.

Dolayısıyla ya ‘siyaset’ vurgusuyla ‘reel politik’ bir tutum takınılmakta ve egemenler arası mücadeleler mutlaklaştırılıp bunlara yaslanılmakta ya da siyasi içeriğinden (yani kapitalizmden kopuş perspektifinden) arındırılmış bir toplumsal mücadele ve aktivizm anlayışı olarak tanımlanabilecek ‘dernekçilik’ hâkim olmaktadır.

3. Türkiye’de, son on yılı, siyaseten AKP’nin temsil ettiği İslami-muhafazakâr otoriterlikle Kemalist otoriterlik arasındaki kapışmada oradan oraya sürüklenerek heba olmakla geçirmiş bir sosyalist hareket söz konusudur. Tam da bu nedenle, günümüzde sosyalist hareketin antikapitalist temelde yeniden inşa sürecinde temel öğe, onun ‘ideolojik, siyasal ve örgütsel bağımsızlığı’, bağımsız bir sınıf alternatifi yaratma iddiası olmalıdır. Bu anlamda, ‘liberallik’, ‘ulusalcılık’, ‘reformculuk’ ya da ‘devrimcilik’ gibi çoğu zaman ayağı yere basmayan sıfatlardan daha önemli ve belirleyici kıstas, sınıf bağımsızlığının sağlanması ve korunmasıdır. Bu husus sosyalist siyasetin temel kaygılarından biri olmadığı takdirde (son on yılda tekrar tekrar şahit olduğumuz üzere) egemenlerin kayıkçı dövüşlerinde bir tarafın hanesine yazılmak işten bile değildir. Önemli olan, başkalarının gündemine karşı kendi gündemini oluşturmak, mevcut saflaşmalar karşısında yeni siyasal saflaşma hatları ortaya koyabilmektir. Sermaye sınıfının şu ya da bu fraksiyonunun ortaya attığı gündemlerin peşinden ayrılmayıp kendi siyasal gündemini oluşturmayı her daim erteleyen sosyalist hareket, mevcut güçlerden birinin yedek tekerleği olmaya mahkûmdur.

4. Günümüzde bu coğrafyada en anlamlı siyasal deneyimleri biriktirmiş olanlar Kürt alt sınıflarıdır. Dolayısıyla bu siyasallaşma alanıyla kurulacak doğrudan bağlar sosyalist hareketin yeniden inşasında büyük önem taşımaktadır. Oysa bugüne kadar Kürt hareketiyle sosyalist hareket arasındaki ilişkiler önemli ölçüde diplomatik/bürokratik bir nitelikte sürdürülmüştür. Seçimden seçime gündeme gelen yan yana gelişler ya da dışsal dayanışma ilişkilerinin ötesinde; sosyalist hareketin yapması gereken, süreklileşmiş kitle seferberlikleri aracılığıyla siyasallaşan Kürt kitleleriyle toplumsal mücadeleler içerisinde (emek hareketinden ekolojik mücadelelere, kadın hareketinden vicdani redde) somut bağlar kurabilmektir.

5. (...)

Birtakım mağduriyet ve hoşnutsuzluk kaynaklarını (Kürtler, Aleviler, kadınlar vb.) art arda sıralamak bir karşı hegemonik iddia ortaya atmak anlamına gelmiyor. Bir karşı hegemonya ancak işçi sınıfı ve sınıf bağlantılı kesimlerin birlikte oluşturacağı kalıcı bir siyasal-sosyal birliktelik ile mümkündür. Ancak, böylesi bir birlikteliği oluşturacak koşullar henüz yeterli olgunluk ve yoğunluğa ulaşmamıştır. Bu anlamda Gezi’nin ortaya çıkardığı ‘özgürlük’ dinamiğine araçsal bakmayacak ve onu ortaya çıkaran kesimlerdeki sınıfsal hatları belirginleştirmeye, bunları görünür kılmaya odaklanacak bir yönelimi, işçi sınıfının siyasal mücadelesinin bir parçası haline getirmek gerekiyor. Genelleşmiş güvencesizlik koşullarında, örgütsüz şekilde yaşamak zorunda kalan emek dünyasının ortak toplumsal ve politik hattını yaratmak sosyalist solun önündeki temel stratejik hedef olmalıdır.

* * *

Burada ortaya konanların önümüze daha birçok tartışma konusu açtığını biliyoruz. Amacımız da zaten bu çerçevede gelişecek tartışmanın, bir araya gelmenin, ortak mücadelenin ve bunları sağlayacak araçların oluşturulması için gerekli zemini ortaya çıkarmak. Bir başlangıcın zeminini.” (Kaynak)

Her ihtimale karşı belirteyim: Bildiğim kadarıyla, Başlangıç ekibinden hiç kimseyi tanımıyorum. Diğer yandan, bu yazıyı yalnızca “haber vermek” amacıyla kaleme aldığımdan, başlangıç yazıları ve sitedeki diğer ilk yazılarla ilgili herhangi bir tartışma yürütmeyeceğim.

İlk ortak metinlerinden edindiğim izlenim, son derece iyi niyetli bir “başlangıç” girişiminde bulundukları. Kuşkusuz, herkesin bildiği üzere, cehennemin yolu da iyi niyet taşlarıyla döşeliymiş! Ama anladığım kadarıyla, tek amaçları, Türkiye solunun daha etkili bir siyasal güç haline gelmesi için çaba harcamak.

Dolayısıyla, yolları açık olsun! 

Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesaji bir cevapta alıntı yap
20-11-2013, 01:44
Mesaj: #2
RE: Solda yeni bir 'Başlangıç' girişimi
teorik düzlemlerini bilmesekte en azından kızıl yıldızları var Smile
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesaji bir cevapta alıntı yap
Yeni Cevap 


Foruma Git:

[-]
Duyurular
Forum üyeleri, alt forum başlıklarından uygun olanına tıkladıklarında açılan sayfadaki YENİ KONU AÇ butonlarını kullanarak yazı ekleyebilir
MS Word'den forumumuza yazı aktarma

[-]
Son Yazılar/Yorumlar
Açık Radyo Kimin Sesi
Son Yazı: Vedat AYDEMİR
26-08-2015 12:24
» Cevaplar: 1
» Gösterim: 4209
Suriye'nin Fua ve Kafraya Beldelerinde Katliam V...
Son Yazı: Vedat AYDEMİR
26-08-2015 12:01
» Cevaplar: 2
» Gösterim: 6572
7 Haziran seçimleri ve işçi sınıfı diktatörlüğü
Son Yazı: A. Meriç Şenyüz
16-07-2015 10:23
» Cevaplar: 2
» Gösterim: 12184
Jerónimo de Sousa ile PCP’nin seçimlere bakışı ü...
Son Yazı: haddizât
07-07-2015 20:02
» Cevaplar: 1
» Gösterim: 5091
Yeni Dönemde Birleşik Haziran Hareketi Ne Yapmal...
Son Yazı: Vedat AYDEMİR
21-06-2015 18:12
» Cevaplar: 7
» Gösterim: 11353
AKP'NİN SILAHLANDIRDIĞI VE HER TÜRLÜ DESTEGİ VER...
Son Yazı: Vedat AYDEMİR
11-06-2015 18:23
» Cevaplar: 0
» Gösterim: 3608
HDP seçimlerde neden desteklenmeli?
Son Yazı: Vedat AYDEMİR
05-06-2015 12:25
» Cevaplar: 1
» Gösterim: 5361
Bereketli toprakların ozanı Orhan Kemal 100 yaşı...
Son Yazı: Vedat AYDEMİR
03-06-2015 23:49
» Cevaplar: 1
» Gösterim: 6382
seçimde ne yapmalıyız?
Son Yazı: ali mert
22-03-2015 00:57
» Cevaplar: 10
» Gösterim: 17779
Vişnelik sürecinin katılımcılarına bir öneri
Son Yazı: Vedat AYDEMİR
11-02-2015 21:47
» Cevaplar: 11
» Gösterim: 26666