Birinci TİP deneyimi
bir daha yaşanır mı acaba?

Türkiye'de Leninizme
yer var mı?
Gezi Ayaklanması
saptamaları

Yeni bir dil, hareket
ve geleneksel refleksler

Sol, iktidara nasıl
gelebilir?

 

Yeni Cevap 
Yeni bir dil, hareket ve geleneksel refleksler
26-09-2013, 09:48
Mesaj: #1
Yeni bir dil, hareket ve geleneksel refleksler
İyi oldu, yeni bir dil geldi ve yerleşti aramıza. Belki de içimize yerleşmiştir. Olaylarla mesafenize, yeni dille ilişkinize, açıklığınıza bağlı biraz da. Her durumda soldaki her bir öznenin, her kesimin durumu eskisinden farklı. “Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” lafzı, en azından “sol içi” bir geçerliliğe kavuştu sanki!
 
Yeni dil, genel kabul gördüğü üzere, eskisine göre daha bir fırlama. Mizahı etkili bir şekilde kullanıyor, renkli ve neşeli bir muhalefet/direniş örgütlüyor, kibre uzanmadan nerede duracağını da iyi biliyor. Daha yaratıcı ve şenlikli bir dil özetle. Zaten devrim şenlik değil miydi; iyi işte…
 
Yeni dil, kendisi dışında, dünyada, komşularında, orada, burada olup bitenlere de muhakkak kulak kabartan ve etkileşim içerisine giren bir çizgiye; ona buna dudak büzüştürmeyen bir söyleyiş ve edaya sahip. Kucaklayıcı, heyecanlı, geniş ve yatay bir dil diyelim.
 
Kapalı, temkinli, dar ve dikey (eski) sol içi jargondan farklı yani.  O da iyi.
 
Peki, eski dil ile yeni dil nasıl etkileşti; birbirleriyle nasıl bir ilişki geliştirdiler; bir dönüşüm olduğu kesin de hangi yönde ve hangi şiddette oldu bu?
 
Görüldüğü kadarıyla ve en genel ifadesiyle, eskiyle yeni (eylemde/direnişte) karşılaştı, bazı özelliklerini karşılaştırdı ve bir noktada (ya da bir noktaya kadar) karıştı. 
 
Peki, eski dil, yeni dille bu ilişkisinin belli bir noktasında (örneğin sonunda!), geleneksel olarak verdiği siyasal reflekslerini farklılaştırmaya da başladı mı?
 
Böyle genel ve yuvarlak laflardansa örnek vermek daha anlamlı olacak galiba. Gezi direnişinin ilk günlerinde “#occupytaksim” hashtag’lerini gördüğünde; “Ne occupy’ı lan, bizim direnişimiz farklı, bulandırmayın, sulandırmayın” diye tweetler atanlar, sonrasında “#direntaksim ile #occupytaksim”in yan yana konabileceğini anlamaya başladılar mı mesela?
 
En azından – “occupy”a karşı tepkisel düşünce özde değişmese de - “sulandırmayın, etmeyin, cart curt”cu keskin ve emir kipli dil, önemli bir değişim gösterdi sanki.
 
Yeni siyasetin dili ya da siyasetin yeni dili, gökkuşağının renkleriyle boyanan merdivenlerden duran adamlara, duvar yazılarından Poma’lara varıncaya kadar kendini kabul ettirirken, geleneksel refleksleri dönüşüme uğratmayı da (kısmen) başardı.
 
“Duran adamlar”ı görünce anında dökülüveren “O ne lan öyle sivil itaatsizlik tripleri” türü fikirler, daha dikkatli dile getirilmeye başlandı. Olay biraz soğuduğunda ya da “kapalı toplantılar”da yine dile gelse de, açıktan telaffuz zorlaştı!  Eleştiri başka, laf çakmak başka; laf çakmalar azaldı… Tezlerini sağlamca savunmak başka, diğerlerine yamuk bakmak başka; yamuk bakmalar azaldı…
 
Peki, buradan geri düşülmemesi, daha ileri gidilmesi için ne yapmalı? Bu tabii ki büyük ölçüde harekete, hareketin devamlılığına, yeni formlarla da olsa kendini var edebilmesine ve birleştiriciliğine bağlı.
 
“Geleneksel refleksler” gerilerken, “hareket berekettir” geleneksel anlayışı sürüyor diyebiliriz belki!
 
“Hareketin devamlılığı” daha somut olarak ne demek peki? Kitleler sürekli mobilize tutulamaz, bu belli. Ancak somut kazanımlarla yol alabilmek, hareketi ve dilini ete kemiğe büründürebilmek, bu devamlılığın çok önemli bir boyutu olarak inşa edilebilir. Evet, kendi çıkış noktasında, lokal ölçeğinde “Siz ne yaparsanız yapın orası Topçu Kışlası olacak” diyen otoriteye karşı, “Olmadı işte, yaptırmadık” diyebilecek bir başarı kazandı hareket. Son yıllarda hemen hemen hiçbir somut kazanımı olmayan sol için bu bile bir hayli önemli. Ama artık herkes biliyor ki, mesele üç, beş ağaç değil ya da bu noktadan sonra artık Gezi Parkı’yla sınırlı değil.
 
Kısmi kazanımın devamı nasıl gelecek şimdi? Anma eylemleri, toplantılar, konserler, tribünler, park forumları, yerel sokak eylemleri… hepsi önemli. Yine belli ölçüde mobilize kitlelere dayanıyor hepsi. Ötesi? İlk adımda kazandıklarını yenileriyle birleştirmek, özneler arası birliği ve mevzileri genişletmek; ikinci adımda başka birtakım mevzileri elde edebilir, tutabilir ve ileri taşıyabilir hale getirmek.
 
“Dilde var bir” iken, “elde var bir”, “elde var iki”, “elde var üüüüç”… olsun ki, af edersiniz ama çıkarması biraz güç olsun; değil mi!? Özetle yeni kazanımlar gerekli, sonuç alıcı protestolar, hükümetin yasaklayıcı/gerici/piyasacı özelliklerini ortaya koyup bunları ortaya koyan uygulamalarına geri adım attırabilecek yeni (ve mümkünse yaratıcı تصویر: images/smilies/tongue.gif) çıkışlar ve en önemlisi yerel seçimlerden başlayarak önümüzdeki seçim döneminin getirebileceği mevziler. Bu yazı kapsamında söz konusu siyasi boyutu biraz ayrı tutalım, dile dönelim yine: Haklı olmanın, eylemde birleşmenin ve dayanışmanın cesaretiyle yeşeren dil, kazanıyor olmanın sevinciyle coşup daha bir güven ve yaratıcılık kazanmaya, daha birleştirici olmaya başlayacak o zaman. Mesafeler daha da kapanacak. 
 
Bu arada bir, iki, üç… olmuşken, yeni dilin tribün diliyle etkileşimi diye kestirip atmayalım ve cinsiyetçi söylemlere, küfürlere de dikkat edelim tabii ki. Şenlikli dil her durumda devam edecek gibi. Bu durumda bir maharet de, kibir ve küfür üretmeden devam etmesinde. Riskli bir alan elbette. Mizah dergileriyle de “yetişen” kuşaklarla ilerliyor hareket neticede ve bu risk oralardan itibaren, sinizmi de yanına katarak, hep var bir şekilde.  
 
Mizah dergileri, solla bulaşık tek popüler yayın kulvarı olarak yıllarca belli bir çizgiyi de koruyarak yollarına devam etti; epey bir alındılar, okundular, bir yerlere işlediler. Yanlarına, özellikle son yıllarda internetten fışkıran eğlenceli platformlar ve sokağın alacalı bulacalı grafitileri de eklendi. En azından sola açık ya da sol duyu sahibi belli bir kitlesellikte bu yazılanların çizilenlerin bir karşılığının olması kaçınılmazdı zaten, öyle değil mi? 
 
Neşe sürüyor ama hüzün de baki. Malum, süreç ölümleri de getirdi, kendi kahramanlarını ve martirlerini çıkardı. Sisteme karşı tehdit oluşturmaya başladıkça bir bakıma bu kaçınılmazdı. Yanında çok sayıda yaralı. Acı ve öfke büyüdü. Yine de neşe ve mizah yitmedi. Bu da önemli.
 
Durgunlaşmadığı, ironisini umutsuzluğa dönüştürmediği müddetçe. Evet, başta da dediğimiz gibi hareket etmek ve umut etmek önemli (Tekrar olsun, bu şekilde “canlı” kalmak, kazanılacak yeni mevzilerle mümkün gibi). Dilden yine “hareket”e gelelim o zaman son defa.  Bu defa örgütle ilişkisi babında: 
 
Parti’nin -  temel konusu siyaset olan bir sosyal ortam ya da kulüp değil de, gerçek bir partiyse eğer - örgüt ve hareketin bileşimi olduğu ve belli bir program etrafında iktidarı hedeflediği malumunuzdur herhalde. Nokta.
 
“Örgüt artı hareket” kaçınılmaz bir denklem yani. Noktalı virgül.
 
Hareket (şimdilik) tamam diyelim. İyi değerlenmezse, değerlendirilemezse, geliştirilemezse, somut adımlarla ve mevzilerle ilerleyemezse, “örgüt/parti dediğiniz de örgüt/parti değilmiş hani” denemez mi şimdi? Soru işareti ve üç nokta...
 
 

 

 
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesaji bir cevapta alıntı yap
18-11-2013, 01:11
Mesaj: #2
RE: Yeni bir dil, hareket ve geleneksel refleksler
Katılıyorum; denebilir...
Bu mesaji bir cevapta alıntı yap
Yeni Cevap 


Foruma Git:

[-]
Duyurular
Forum üyeleri, alt forum başlıklarından uygun olanına tıkladıklarında açılan sayfadaki YENİ KONU AÇ butonlarını kullanarak yazı ekleyebilir
MS Word'den forumumuza yazı aktarma

[-]
Son Yazılar/Yorumlar
Açık Radyo Kimin Sesi
Son Yazı: Vedat AYDEMİR
26-08-2015 12:24
» Cevaplar: 1
» Gösterim: 3679
Suriye'nin Fua ve Kafraya Beldelerinde Katliam V...
Son Yazı: Vedat AYDEMİR
26-08-2015 12:01
» Cevaplar: 2
» Gösterim: 5837
7 Haziran seçimleri ve işçi sınıfı diktatörlüğü
Son Yazı: A. Meriç Şenyüz
16-07-2015 10:23
» Cevaplar: 2
» Gösterim: 11191
Jerónimo de Sousa ile PCP’nin seçimlere bakışı ü...
Son Yazı: haddizât
07-07-2015 20:02
» Cevaplar: 1
» Gösterim: 4351
Yeni Dönemde Birleşik Haziran Hareketi Ne Yapmal...
Son Yazı: Vedat AYDEMİR
21-06-2015 18:12
» Cevaplar: 7
» Gösterim: 10018
AKP'NİN SILAHLANDIRDIĞI VE HER TÜRLÜ DESTEGİ VER...
Son Yazı: Vedat AYDEMİR
11-06-2015 18:23
» Cevaplar: 0
» Gösterim: 3239
HDP seçimlerde neden desteklenmeli?
Son Yazı: Vedat AYDEMİR
05-06-2015 12:25
» Cevaplar: 1
» Gösterim: 4808
Bereketli toprakların ozanı Orhan Kemal 100 yaşı...
Son Yazı: Vedat AYDEMİR
03-06-2015 23:49
» Cevaplar: 1
» Gösterim: 5846
seçimde ne yapmalıyız?
Son Yazı: ali mert
22-03-2015 00:57
» Cevaplar: 10
» Gösterim: 16211
Vişnelik sürecinin katılımcılarına bir öneri
Son Yazı: Vedat AYDEMİR
11-02-2015 21:47
» Cevaplar: 11
» Gösterim: 24948