Birinci TİP deneyimi
bir daha yaşanır mı acaba?

Türkiye'de Leninizme
yer var mı?
Gezi Ayaklanması
saptamaları

Yeni bir dil, hareket
ve geleneksel refleksler

Sol, iktidara nasıl
gelebilir?

 

Yeni Cevap 
Balçova belediye başkanı, 'belediyeciliğin Chavez'i' mi?
25-09-2013, 23:44
Mesaj: #1
Balçova belediye başkanı, 'belediyeciliğin Chavez'i' mi?
Nihat Behram, geçtiğimiz Mayıs ayında Yurt gazetesinde yayımlanan röportajında, Balçova'nın CHP'li belediye başkanı Mehmet Ali Çalkaya'yı "belediyeciliğin Chavez'i" olarak nitelendirmişti. Bu nitelendirmenin ne ölçüde doğru olduğu belki de tartışmalıdır... Ama Balçova'da olup bitenleri izlemekte yarar olsa gerek! Söz konusu röportaj şu şekilde:

HABER MERKEZİ (Nihat Behram)- Balçova’da ışığın savaşını veren bir başkan var. Savaşını verdiği ışık, içindeki alevden besleniyor. Mehmet Ali Çalkaya’yı ilk gençlik yıllarından bu yana tanırım. Anti faşist, antiemperyalist öfkeyle, halk ve sosyalizm tutkusuyla, Ankara’da, özellikle de kenar semtlerde, bitip tükenmez bir enerjiyle, yoksul halkın  arasında koşturduğu günlerden. Çalkaya  enerjisini ve siyasi kimliğini hiç yitirmedi.

Tam tersi daha da  pekiştirdi. İçinde Chavez’i andıran bir ruh gizli. Son iki dönemdir Balçova Belediye Başkanı. Balçova, son  seçimlerde aldığı yüzde 69.7 oyla, CHP’nin seçimlerden en yüksek oy oranını yakalamış belediyelerinden biri.  Çalkaya ile konuşurken, bir kez daha anladım ki dinci gerici AKP yobazlığının İzmir’e duyduğu öfke boşuna  değil. Orada onları tehdit eden bir ruh var. Halka, aydınlığa, uygarlığa, bilime, sosyalizme tutkun bir ruh.  Teslim almak istedikleri o. Çalkaya ile konuşurken bir kez daha anladım ki, o ruh yobazlığa asla teslim  olmayacak.

ÖLÜM DAHİL HER ŞEYİ GÖZA ALMIŞTIM

İlk gençlik döneminden beri taşıdığın devrimci ruhu, halka duyduğun çıkarsız tutkuyu hiç yitirmedin. 
Siyasetin kaygan zemininde dimdik durdun. Kirlenmeyen, tam tersi kirlenmeye karşı mücadele eden bir  belediyecilik örneği sergiledin.   Yitirmemiş olmamın temel nedeni, ülkemin mutluluğu için 20’li yaşlarda ölüm dahil, en büyük bedeli göze almış  olmamdır. Biz bu kültürle yoğrulduk. Bugün iyi bir belediye başkanıysam, halkla, kitlelerle sağlam bağ  kurabiliyorsam, bunun temel nedeni içinde yoğrulduğum o devrimci kültürdür. Çok para kazanmayı, sınıf  değiştirmeyi, bunun için de kapitalist sisteme yamanmayı hiç düşünmedim.

Belediyecilikle siyasete atılmanın nedeni ne?
Düşündüklerimi hayata geçirmek için. Mücadele yıllarında bir deneyim kazandık. Kitlelerle bağ kurabilmek,  insanları haksızlıkların karşısında örgütlemek için belediye başkanlığına başladım. Belki de yapabildiğim en  iyi şeylerden birisi budur. Yani insanları doğru bildiğiniz bir olgu etrafından birleştirmek ve örgütlemek.

Parlamento yerine belediyeciliği seçtin. İstesen, milletvekili de olabilirdin.
Hedefim milletvekilliği değil. Burada insanlarla bire bir oluyorsunuz. Yani yıllar önce Mamak’ta, NATO  Yolu’nda, Keçi Kıran’da ne yaptıysam bugün de benzerini yapıyorum. O zaman da insan örgütlüyordum, şimdi de  insan örgütlüyorum. O zaman da insanlara yardım için çalışıyordum, şimdi de. İnsanların daha mutlu yaşaması  için görev yüklenmek büyük bir onur. Bunun değeri maddiyatla, makamla falan ölçülemez.

Kişiliğinde simgeleşen belediyecilik anlayışında beni çok etkileyen özellikler var. Bir bakıma Chavez’in  halka yaklaşım biçimi ve ruhuyla da benzerlikler kuruyorum. Sözgelimi, mahalle tabanlı örgütlenme anlayışı. “Semtevleri”nden söz ediyorum. Türkiye’de çok yeni olan bu modelle başarılı oldunuz mu?
Evet. Başarılı olduğuma inanıyorum. 80’lerde Ankara’da, Ege Mahallesi’nde, Keçikıran’daki gibi burada da  başarılı oldum. Çünkü doğru işler yaptık. Balçova’da sokak örgütlenmesiyle halka hizmet götürmeye başladık. 

Yarım kalan, yani üçüncü dönemde tamamlanması için sabırsızlandığın proje var mı?
Örgütlenme konusunda temel adımları attık. Kadınları ve gençleri örgütledik. Günümüz insanları ütopik  hayallerin peşinde koşmuyor. Somut, elle tutulabilir, kendisine fayda sağladığını gördüğü düşüncelerin  etrafında toplanıyor. Biz işte kadın hareketini bunun üzerine kurduk. Evde oturan kadınları “Semtevleri” ile  buluşturarak hem sosyal dayanışmayı hem de ekonomik kazanç elde etmelerini sağladık. Bu model tam anlamıyla  oturdu. Balçova’da 6 bin kadın  “Semtevleri”ndeki kurslara ve seminerlere geldi. Kadınlarımız hem kentin bir  öznesi haline geldi hem de gelir elde etti. Şimdi sıra bir üst modele yani kooperatifleşmeye geldi.  Kooperatiflerin önümüzdeki 50 yıl Türkiye’de geçerli bir ekonomik model olduğunu düşünüyorum. Çünkü biz mevcut  ekonomi ile büyük tröstlerin, yani global kapitalist sermayenin önüne geçemeyiz. Bizim elimizde boşta olan bir emek var. Biz o emeği birleştirmek için öncülük yapıyoruz. Kadın hareketi de ekonomik güç ile buluşup büyüyor.  Kurduğumuz kooperatif ile Semtevlerimizi taçlandırdık. Diğer bir örgütlenme modelimizi gençlerimizle  yürütüyoruz. Özellikle 80 darbesi ile uygulanan ekonomik politikalar gençliği tüketti. Gençleri toparlamak  için yola çıktık. Okumalarının önünü açarak, dünyanın ve Türkiye’nin durumunu anlatarak, onların da bu ülkede  rol almalarını sağlamalıyız. Gençlerimizi bu çerçevede örgütlemeye çalışıyoruz.

MUHAFAZAKÂRLAR KADINI EVE KAPATTI

Bu iki kesim çok önemli. Türkiye son hızla daha da erkekçi bir topluma doğru gidiliyor, gençlik ise gerek  eğitim de gerek ideolojik anlamda yok edilmek isteniyor, din merkezli bir gençlik oluşturulmaya çalışılıyor.  Nasıl bir önlem alıyorsunuz?
Erkek egemen bir toplumun oluşmasının en önemli nedeni muhafazakâr ve dinsel ağırlıklı politikalardır. Çünkü  muhafazakâr bakışta kadınlara sosyal hayattan çok, evinde çocuklarına bakan bir rol çizilir. 12 Eylül  sonrasında bu politikalar çok yoğun bir şekilde uygulandı.

Sizin belediyecilik döneminizde “sosyal belediyecilik” kavramıyla tanıştık. Sosyal devlet politikalarının  hızla yok edildiği bir dönemde siz bu kavramı tekrar hayata soktunuz? 
24 Ocak 1980 kararlarından önce Türkiye‘de kör-topal da olsa bir sosyal devlet modeli vardı. Yarım yamalak da  olsa bir sağlık güvencesi vardı. Sağlık ticari bir araç değildi. Eğitimde sıçrama yapabiliyordunuz. Kültürel  özgürlükler vardı. Ancak bu liberal ekonomik kararlardan sonra devlet, yapması gereken sosyal devlet  uygulamalarını rafa kaldırıldı. Özellikle eğitim, sağlık ve güvenlik görevlerini özelleştirerek sosyal devlet  politikalarından vazgeçti. Kısacası devlet vatandaşa ne halin varsa gör diyor. Paran varsa sağlık, eğitim,  güvenlik alırsın diyor. Biz sosyal güvencesi ve parası olmadığı için cenazesini hastaneden çıkaramayan  insanlar gördük. Biz bu insanlarımızın acısını paylaştık.

Ama AKP de “Sosyal belediyecilik yapıyoruz” diyor!
Yarattıkları şey sadece algı! En çok güvendikleri yer İstanbul. Orada da her şey rant ekonomisi üzerine  kuruludur. Boş buldukları her yerden rant elde etmeye çalışıyorlar. Yaratılan algı ile realite birbirinin  aynısı değil. Ellerinde büyük bir medya desteği var. İstedikleri olaylarda istedikleri gibi bir algı oluşturup  topluma empoze ediyorlar.  

Eğitime büyük bir bütçe ayırıyorsunuz. Milli Eğitim Bakanlığı’na güvenmiyor musun? Bu sizin işiniz mi?
Eğitim kurumlarına ilk yatırım yaptığım zaman bu söz bize çok söylendi. ‘Bu sizin işiniz mi, ne gerek var’  diye. Tabi ki güvenmiyorum. Balçova’da 12 devlet okulu var. Bunların çatısı akıyor, boya badana yok, cam  kırık, tuvaletler rezaletin de ötesi. Deprem riskinde olan okul vardı. Tek maaşlı bir ailenin böyle bir okulda  giden çocuğuyla, ekonomik durumu iyi, 20 kişilik özel sınıflarda okuyan, özel dersler alan çocuğu,  üniversiteye girmek için yarıştığında kim kazanır? Tabi ki maddi durumu iyi olan çocuk kazanır. Peki bu sizi  nereye götürür. Bu Hindistan’daki feodal kast sisteminin aynısıdır. Zenginin çocuğu zengin olur, işçi  sınıfınınki işçi, kölenin çocuğu köle olur. Ülkeyi hep bir zümre yönetir. Bizim burada yaptığımız eğitimin  adil şartlarda çocuklara ulaştırılmasıdır. Bu konuda savaş veriyoruz. 

ÜNİVERSİTEYİ KAZANAN SAYISI ARTTI

9 yıldır belediye başkanısın. Bu süre içinde en duygulandığın anlar hangileri? 
İlk semtevini kurduğumuzda Norveçli turistleri alışveriş yapmaları için semtevine götürdük. O gün 50  yaşlarında bir kadın bana öyle bir sarıldı ki nefes alamaz hale geldim. Elinde 20 TL’yi sallayarak bana dedi  ki “Hayatım boyunca kazandığım ilk parayı semtevleri sayesinde kazandım”. Demek ki kadınlarımıza imkan  verirsek bütün zorlukları aşabiliyorlar. Bu, benim hayatım boyunca yaşadığım en büyük mutluluklardan biriydi.  Üniversiteyi kazanan çocuklarımız var. Biz göreve geldiğimizde üniversiteyi kazanan genç sayısı 60 civarıydı.  Şimdi bu sayı 200’ü geçti. Belirli günler o çocuklarımız ve aileleriyle bir araya geliyoruz. Onlara birer  plaket ve okudukları şehirlere gitmeleri için ulaşım bedellerini veriyoruz. Gecenin sonunda birlikte fotoğraf çektirdiğimiz bir an var. Bu an da hayatımda önemli bir yere sahiptir. Çünkü eğitim konusunda yaptıklarımızın 
sonucunu görüyorum orada.

‘AKP, İZMİR’İ ALIRSA TÜRKİYE KAYBEDER’

Kısa ve uzun vade de hangi projeler var?
Seçim bildirgemiz var. Orada şu yazar “Söz uçar, yazı kalır”. Seçim bildirgeme yazdıklarımı halka verilmiş bir  söz olarak görüyorum. Yapacaklarımın yüzde 60’ı da sosyal politikalardı. Bunları zaten gerçekleştiriyoruz.  Jeotermal enerji yaygınlaştırılacak demiştim bunu gerçekleştirdik. Öğrenci yurdunu tamamladık, yeşil alanları  artırdık. Yeni yollar, parklar demiştik bunları yaptık. Semtevlerinin sayısını artırdık. Kooperatif sözünü  gerçekleştirdik. Şimdi bir kültür merkezi, bir kapalı salon bir de tribün yapacağız. Tribünün altına da  Türkiye’nin en gelişmiş ‘Engelli Rehabilitasyon Merkezleri’nden birisini açacağız. 

100 BİN TİYATRO İZLEYİCİSİ

Türkiye’nin önemli şairlerinden Tuğrul Keskin bu belediyenin Kültür Müdürü. Bu bile başlıbaşına kültüre  verdiğin önemin göstergesi.
Toplumu sadece ekonomik modellerle geliştiremezsiniz. Çağdaş bir toplumun en önemli kriteri eğitimli  olmasıdır. Zaten eğitimli olan toplum daha çok araştırır daha çok okur. Okuyan araştıran çok olursa yazan,  düşünen, çizen de o ölçüde çoğalır. Toplumu sosyalleştirmenin en büyük dinamiği edebiyattır. Biz, Türk Sanat  Müziği, Türk Halk Müziği Koroları oluşturduk. Halkoyunları ve tiyatro kursları açıyoruz. Yüzlerce çocuğumuz  buralarda eğitim alıyor. Halk- oyunlarında Balçova’nın ismini dünyaya duyurduk. Tiyatro konusunda çok iyi bir  seviyedeyiz. Mayıs ayında 100 bininci izleyicimiz ile buluşacağız. 

KÖKTENDİNCİ TEHLİKE

Şu anda “AKP İzmir’i aldı alacak” algısı var. İzmir’i alırlarsa çok önemli bir barikatı aşacaklarını  hesaplıyorlar. AKP’nin İzmir’i alması durumunda İzmir’i nasıl bir tehlike bekliyor?
İzmir değil Türkiye’yi tehlike bekliyor. Bir kırılma olur o zaman. Köktendinci düşünce Türkiye’de hakim olur.  Ama ben İzmir’in buna izin vereceğini sanmıyorum. Kurtuluş Savaşı’nın da gösterdiği gibi “İzmir hem bir  başlangıç hem de bir bitiştir’ Ama bu bizim daha çok çalışmamıza engel değil.

Yıllardır aktif politikanın içindesin. Bu, özel yaşamını olumsuz etkiliyor mu?
Özel yaşamında başarılı olamayan insanların sosyal hayatlarında ve işlerinde başarılı olacaklarını  zannetmiyorum. O yüzden ben aile birliğini çok önemserim. Örneğin her akşam ailece yemek yeriz. Çocuklarıma da  vakit ayırıyorum. Eşim de benimle birlikte mücadele ediyor. Benim gibi sabah evden çıkıp akşam dönüyor. O da  Balçova’daki kadınların sosyal mücadelesinde onlara destek veriyor.
 
(Kaynak)
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesaji bir cevapta alıntı yap
11-10-2013, 19:37 (En son düzenleme: 11-10-2013 19:37 Ahmet Düzgün.)
Mesaj: #2
RE: Balçova belediye başkanı, 'belediyeciliğin Chavez'i' mi?
Ben burada sorun görüyorum. Belediyeciliğin Chavez'i Balçova'da etkili biri belli ama buradan bir model çıkarmadıkça ne işe yarar?  Belediyenin iyi işler ve oradaki insanların yerel yönetimden memnun olmaları devrimci bir duruş olmuyor ki. Belediye gibi mevziler aynı zamanda propaganda amacı olmalılar şimdi Sayın Çalkaya bir sosyalist siyasetle bağ kurabilse ve semtevleri (veya benzeri) gibi projelerini yaparken aynı zamanda toplumsallaşamayan sol partileri toplumsallaştırsa daha iyi olmaz mı? Sistematik bir şekilde potansiyali olan yerellerin hepsinde benzer çalışmalara örnek oluşturmak çok mu zor?
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesaji bir cevapta alıntı yap
12-12-2013, 18:37
Mesaj: #3
RE: Balçova belediye başkanı, 'belediyeciliğin Chavez'i' mi?
Sayın Ahmet DÜZGÜN öneriniz hayata geçse tabiki çok iyi olur.Fakat sol partiler yada örgütler buna ne kadar hazır yada bunu gerçekten istiyorlarmı?Başka bir deyişle bu durumu değerlendirebilecek kadar becerikliler mi?Bu sorulara dürüstlükle ve açıklıkla cevap verebililmek gerekiyor.Keşke verilen cevaplar olumlu olsa.İşte o zaman ülkemizde sol kadroların halkla buluşmasının ve sol siyasetin toplumsallaşmasının önündeki engeller birer birer kalkar.
 

 

 
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesaji bir cevapta alıntı yap
16-12-2013, 17:50
Mesaj: #4
RE: Balçova belediye başkanı, 'belediyeciliğin Chavez'i' mi?
Ben soldaki kadroların işaret verilmesi halinde bu çalışmayı başarılı bir şekilde yapabileceklerine inanıyorum. Fakat örgüt yöneticilerinin bu zor işe girmek istediklerini düşünmüyorum. Sosyalizm propagandası yaparak seçimlere girmek aslında gerçek bir seçim çalışması değildir. İktidar mücadelesi yürütmek adına solda örgütlenen insanlar somut bir başarı göremeyince belli bir süre sonra yenilmişlik hissi yaşıyorlar. EKİMİİ'nin söylediği gibi belediye veya yerellerdeki koltukların hedef alınacağı gerçek seçim çalışmaları yapmak sosyalist örgütlenmeyi de toplumsallaştırmayı sağlayabilir. Soldaki liderler gerçek seçim çalışmaları yapmak gerek diyene kadar bu konuya açıklıkla cevap da vermeyecekler bence.
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesaji bir cevapta alıntı yap
Yeni Cevap 


Foruma Git:

[-]
Duyurular
Forum üyeleri, alt forum başlıklarından uygun olanına tıkladıklarında açılan sayfadaki YENİ KONU AÇ butonlarını kullanarak yazı ekleyebilir
MS Word'den forumumuza yazı aktarma

[-]
Son Yazılar/Yorumlar
Açık Radyo Kimin Sesi
Son Yazı: Vedat AYDEMİR
26-08-2015 12:24
» Cevaplar: 1
» Gösterim: 4209
Suriye'nin Fua ve Kafraya Beldelerinde Katliam V...
Son Yazı: Vedat AYDEMİR
26-08-2015 12:01
» Cevaplar: 2
» Gösterim: 6572
7 Haziran seçimleri ve işçi sınıfı diktatörlüğü
Son Yazı: A. Meriç Şenyüz
16-07-2015 10:23
» Cevaplar: 2
» Gösterim: 12184
Jerónimo de Sousa ile PCP’nin seçimlere bakışı ü...
Son Yazı: haddizât
07-07-2015 20:02
» Cevaplar: 1
» Gösterim: 5091
Yeni Dönemde Birleşik Haziran Hareketi Ne Yapmal...
Son Yazı: Vedat AYDEMİR
21-06-2015 18:12
» Cevaplar: 7
» Gösterim: 11353
AKP'NİN SILAHLANDIRDIĞI VE HER TÜRLÜ DESTEGİ VER...
Son Yazı: Vedat AYDEMİR
11-06-2015 18:23
» Cevaplar: 0
» Gösterim: 3608
HDP seçimlerde neden desteklenmeli?
Son Yazı: Vedat AYDEMİR
05-06-2015 12:25
» Cevaplar: 1
» Gösterim: 5361
Bereketli toprakların ozanı Orhan Kemal 100 yaşı...
Son Yazı: Vedat AYDEMİR
03-06-2015 23:49
» Cevaplar: 1
» Gösterim: 6382
seçimde ne yapmalıyız?
Son Yazı: ali mert
22-03-2015 00:57
» Cevaplar: 10
» Gösterim: 17779
Vişnelik sürecinin katılımcılarına bir öneri
Son Yazı: Vedat AYDEMİR
11-02-2015 21:47
» Cevaplar: 11
» Gösterim: 26666