Birinci TİP deneyimi
bir daha yaşanır mı acaba?

Türkiye'de Leninizme
yer var mı?
Gezi Ayaklanması
saptamaları

Yeni bir dil, hareket
ve geleneksel refleksler

Sol, iktidara nasıl
gelebilir?

 

Yeni Cevap 
Graz'da komünistler yüzde 20'lik oy oranına nasıl ulaştı?
09-09-2013, 16:37 (En son düzenleme: 31-10-2013 16:59 Erkin Özalp.)
Mesaj: #1
Graz'da komünistler yüzde 20'lik oy oranına nasıl ulaştı?

Avusturya Komünist Partisi (KPÖ), 25 Kasım 2012’de ülkenin ikinci büyük kenti olan Graz’da düzenlenen yerel seçimlerde yaklaşık yüzde 20’lik oy oranıyla ikinci parti durumuna geldi. Bu sonuç, ülke genelindeki ve başka yerelliklerdeki oy oranları genellikle yüzde 1’in altında kalan KPÖ’nün değil, parti merkezinden büyük ölçüde bağımsız hareket eden Graz örgütünün bir başarısı. İlginç olan noktalardan biri, Graz örgütünün, programatik açısından, parti merkezinin solunda yer alması. Ama Graz’da elde edilen başarının en önemli nedenleri, bu kentteki komünistlerin 20 yıldır uyguladıkları somut politikalar. Ayrıntıları tartışmaya geçmeden önce bunları özetlemek yararlı olabilir:

> KPÖ’nün Graz örgütü, 1992 yılında, zor durumdaki kiracılar için bir acil yardım hattı açmış. Bununla bağlantılı olarak, spekülatör kurbanları için bir hukuki yardım fonu oluşturulmuş. Kiracıların her tür sorunuyla ilgilenmeyi bugün de sürdüren Graz örgütü, örneğin, yeni bir sözleşme imzalayacak olanların mutlaka kendilerinden (ücretsiz) danışmanlık hizmeti almalarını öneriyor.

> 1996 yılında sosyal konutlardaki kiraların yüksekliğiyle ilgili bir kampanya başlatılmış ve sonuç alınmış: Bu konutlardaki kiralar, hanelerin toplam gelirlerinin üçte biriyle sınırlandırılmış.

> 1998 yılındaki yerel seçimlerde yüzde 7,9’luk oy oranına ulaşılmış ve konut işlerinden sorumlu belediye senatosu üyeliği (kent ölçeğindeki bir tür konut bakanlığı) kazanılmış. Aynı yıl, yoksul kiracılara destek olmak için bir dayanışma fonu oluşturulmuş.

> 1998 yılından beri, KPÖ’nün Graz örgütünün her üyesi, bir devlet organında yöneticilik görevi üstlendiğinde, bu görevi sayesinde elde ettiği gelirin belirlenmiş bir düzeyi aşan kısmını dayanışma fonlarına aktarmak zorunda. Yılda bir kez, “Açık Hesaplar Günü”nde, komünist yöneticiler, geçmiş bir yıl boyunca kişisel olarak elde ettikleri gelirleri ne şekilde kullandıklarının hesabını veriyor. 1998-2012 yıllarında komünist yöneticilerin yoksullarla dayanışmak için yaptıkları bağışların toplam tutarı 1 milyon 350 bin avroyu aşmış ve yardım ettikleri ailelerin ve kişilerin toplam sayısı 10 bine yaklaşmış.

> 1999 yılında sosyal konutlardaki kiraların yüzde 10 oranında azaltılması sağlanmış.

> Graz’ın 2003 Avrupa Kültür Başkenti ilan edilmesinden yararlanan Graz örgütü, 2002 yılında, sosyal konutlardaki banyo ve tuvalet sorunlarıyla ilgili bir kampanya başlatmış: “Bu da kültürdür: Her sosyal konuta bir banyo!”

> 2003 yılında, Graz’daki sosyal konutların özelleştirilmesine yönelik bir girişim boşa çıkarılmış. Bunun yerine yeni sosyal konutlar inşa ediliyor ve eskilerinin bakım ve onarım işleri yapılıyor.

> Konut sorununu merkeze yerleştiren Graz örgütü, yoksulların ve emekçilerin diğer sorunlarıyla da ilgileniyor. Zor durumdaki kiracılar dışında, yaşamın herhangi bir alanında desteğe ihtiyaç duyanlar için de bir yardım hattı açılmış. Bir yandan her tür sosyal hakları konusunda insanları bilgilendiren Graz örgütü, diğer yandan somut sorunlar yaşayan herkes için bir adres olmayı başarmış durumda. Elektrik faturasını ödeyemeyenler de KPÖ’nün Graz örgütüne başvurabiliyor, diş tedavisi için yeterli parası olmayanlar da, iş bulamayanlar da.

> 1993 yılında komünist bir belediye meclisi üyesi tarafından düşük gelirliler için önerilen “sosyal pasaport”, 2012 yılının Ekim ayında “Sosyal Kart” adıyla uygulamaya koyulmuş.

> Herhangi bir sorunu olanlar, Graz’daki diledikleri komünist belediye yöneticisiyle yüz yüze görüşebiliyor.

Komünistler yöneticilik yapabilir mi, yapmalı mı?

Avusturya Komünist Partisi’nin (KPÖ - Kommunistische Partei Österreichs;) Graz kentindeki başarılarının ardındaki en önemli isimlerden biri olan Ernest Kaltenegger’in aktardığına göre, 1998 yılındaki seçimlerde bir belediye senatosu (kent düzeyindeki yönetim organı) üyeliği kazandıklarında, tercih yapmak konusunda sıkıntı yaşamışlar. (Belediye senatosu üyelikleri en çok oy alan partiler arasında paylaştırılıyor.)

Birincisi, İkinci Dünya Savaşı’nın sonlarından beri ciddiye alınabilecek herhangi bir yönetsel görev üstlenmemiş ve her zaman muhalefette kalmış olan KPÖ’nün hiçbir yönetsel deneyimi bulunmadığından... İkincisi, 56 belediye meclisi üyeliğinden yalnızca 4’üne sahip bir parti olarak, gerçek öneri ve taleplerini hayata geçiremeyeceklerinden... Üçüncüsü, yönetsel bir görev üstlendiklerinde, mevcut güçler dengesi nedeniyle, halkın çıkarları doğrultusunda somut adımlar atmak konusunda zorluklarla karşılaşacaklarından... Dördüncüsü, yönetimin bir parçası olduklarında, düzen partilerinin yöneticilerinden farklarını göstermeleri zorlaşacağından...

Bu arada, düzen partileri, komünistler için, konut işlerinden sorumlu belediye senatosu üyeliğini uygun görmüş. Yani, 1992 yılından beri konut sorununu merkeze yerleştirerek güç kazanan ve 1998 seçimlerinde yüzde 7,9’luk oy oranına ulaşan KPÖ’nün bu konuda yönetsel sorumluluk üstlenmesi durumunda pek bir şeyin değişmeyeceğini göstermek istemişler![10]

Belediye senatosu üyeliğini reddetmeleri durumunda, bu görevin düzen partilerinden herhangi biri tarafından üstlenilmesinin KPÖ seçmenleri tarafından pek hoş karşılanmayacağını düşünen komünistler, “sorun”u ortadan kaldırmak için, partilerinin eski taleplerinden birine başvurmuş: Belediye senatosu üyeliklerinin sayısının 9’dan 7’ye düşürülmesi! Ama düzen partilerinden birinin daha bir senato üyeliğini yitirmesine yol açacağından bu talep reddedilmiş ve sonunda konut işlerinden sorumlu senato üyeliği üstlenilmiş.[11]

Düzen partilerinin tek bir belediye senatosu üyeliğinden bile vazgeçmemek istememelerinin basit bir nedeni bulunuyor: Senato üyelerinin yüksek maaşları. (2012 yılında, başkan ve yardımcısı dışındaki senato üyelerine yılda 14 kez 9762 avro ödeniyormuş.[16]) Devlet yöneticilerine işçi ücretlerinin ortalamasından yüksek maaşların ödenmesine ilkesel olarak karşı çıkan Grazlı komünistler, bu paralar kendi banka hesaplarına yatmaya başladığında ilkelerini bir kenara bırakmamış. Kaltenegger’in öncülüğüyle, 1998 yılında, gelirlerinin 1950 avroyu aşan kısmını yardıma muhtaç kişilere bağışlayacaklarını açıklamış ve 15 yıldır sürdürülen “Açık Hesaplar Günü” uygulamasını başlatmışlar.[11]

Graz’ın başkenti olduğu Steiermark eyaletinde belediye senatosu ve eyalet meclisi üyeliği yapan komünistler, her yıl, “Açık Hesaplar Günü”nde, gelirlerinin ne kadarını kendilerine ayırdıklarını ve ne kadarını nerelere bağışladıklarını belgeleriyle açıklıyor. Aralık 2012’de 15. kez hesaplarını kamuoyuna açıklayan komünistlerin verdiği bilgilere göre, belediye senatosu üyesi Elke Kahr ile eyalet meclisi üyeleri Claudia Klimt-Weithaler, Werner Murgg, 2012 yılında gelirlerinin yaklaşık olarak 128 bin avrosunu bağışlamış. Böylece, 15 yıldır bu şekilde yapılan bağışların toplam tutarı 1 milyon 358 bin avroya ulaşmış.[18] Bu arada, 2012 yılında, komünist yöneticiler için getirilen maaş sınırı 2200 avroya yükselmiş. Ancak tek tek komünistler bundan azıyla yetinebiliyormuş. Örneğin Elke Kahr, gelirinin 1800 avroyu aşan kısmını (2012 yılında yaklaşık 55 bin avro) bağışlıyormuş.[16]

Komünistler, bu uygulamanın propagandasını da düzenli olarak yapıyor elbette. KPÖ’nün Graz örgütünün gazetesinde, düzen partilerinin temsilcilerinin ne kadar para aldıkları ve komünist yöneticilerin ne kadar bağış yaptıkları sık sık açıklanıyor. (Türkiye’deki sosyalist milletvekillerinin maaşları ve diğer gelirleri hakkındaki suskunlukları ilginç değil mi?)

Kiracılardan yana tutum, özelleştirmelerle mücadele ve daha fazlası...

Ernest Kaltenegger, konut işlerinden sorumlu belediye senatosu üyeliği görevinde o denli başarılı oldu ki, KPÖ, 2003 yılında Graz’da düzenlenen yerel seçimlerde oyların yüzde 20,75’ini alarak bu kez iki belediye senatosu üyeliği kazandı.[6]

Bu başarının en önemli nedeni, 1992 yılından itibaren kiracıların (yani işçilerin ve yoksulların) haklarını savunmak için yürütülen mücadelenin, belediye senatosu üyeliği sayesinde daha da güçlenmiş olmasıydı elbette. Yine Kaltenegger’in anlatımına göre, 1992 yılında, kiracılar için bir acil yardım hattı açılmış, bununla bağlantılı olarak, spekülasyon kurbanları için bir hukuki yardım fonu oluşturulmuş ve kiracılarla düzenli toplantılar başlatılmış. 1997 yılında halk yararına faaliyet yürüten bir inisiyatifle ortak çalışma yürüten KPÖ, sosyal konutlardaki kiraların hane halklarının gelirlerinin üçte biriyle sınırlandırılmasını kabul ettirmiş. 1998 yılında, kiralarını ödeyemez duruma gelenler ya da onarım, ısıtma veya elektrik masraflarını karşılayamayanlar için bir destek fonu oluşturulmuş.[8] Konut işlerinden sorumlu senato üyeliğinin alınmasından bir yıl sonra, belediyeye ait konutlarda genel bir kira indirimi sağlanmış. Graz’ın 2003 yılında Avrupa Kültür Başkenti olacağı öğrenildiğinde, bunun yaratacağı mali olanakları yoksul kiracılar için kullanmaya karar verilmiş. O dönemde, banyosu ya da duşu bulunmayan veya tuvaletleri dışarıda olan 1000’den fazla sosyal konut varmış. “Bu da kültürdür: Her sosyal konuta bir banyo!” sloganıyla yürütülen çalışma, kültür başkenti programında da yer bulmuş ve söz konusu programın en kalıcı unsurlarından birine dönüşmüş.[11] 2003 yılında, Graz’daki belediyeye ait sosyal konutların özelleştirilmesine yönelik bir girişim, Grazlıların tepkisi de örgütlenerek boşa çıkarılmış. Bunun yerine, neredeyse her yıl yeni sosyal konutlar inşa ediliyor ve eskilerinin bakım ve onarımları gerçekleştiriliyor.[13]

Graz belediyesi de, kapitalist ülkelerdeki neredeyse tüm diğer belediyeler gibi, düzen partilerinin tercihlerinin ürünü olarak mali sıkıntılar yaşıyor ve özelleştirme baskılarına maruz kalıyor. Komünistlere de, emekçiler ve yoksullar yararına bir konut politikası izlemeyebilmek için gereken kaynakların ancak özelleştirmelerle elde edilebileceği söylenmiş. Ama Grazlı komünistler, kent belediyesinin elinde bulunan enerji kuruluşlarının özelleştirilmesine karşı çıkmış. Partili olmayanlarla birlikte bir inisiyatif oluşturmuş ve 17 bin imza toplamışlar. Bu mücadeleye rağmen, enerji kuruluşları kısmen özelleştirilebilmiş. (Bu mücadelenin sonuçlarından biri de, belediyeye bağlı kuruluşlarda üst düzey yöneticilik yapan 40 yıllık bir sosyal demokrat parti üyesinin partisinden ayrılarak 2003 yılındaki belediye meclisi seçimlerinde KPÖ’den aday olması olmuş.)[11]

Ernest Kaltenegger, KPÖ’nün emekçiler ve yoksullar arasındaki gücünü artırmak için, komünist yöneticilerin onların sorunlarıyla bire bir ilgilenmesine büyük önem vermiş ve bu konuda başı çekmiş. Ona göre, komünist yöneticilerin her tür etkinlikte boy göstermesi, zaman kaybından başka bir şey değil. Bunun yerine, tek tek insanların yaşam koşullarının düzeltilmesi için çaba harcamak, onlarla yüz yüze görüşmelere zaman ayırmak, sorunlarının çözülmesi için somut şeyler yapmak gerekiyor.[11] Bugün de, Graz kentindeki herkes, komünist yöneticilere ulaşabiliyor, onlarla yüz yüze görüşebiliyor ve somut sorunlarıyla ilgili olarak yardım talebinde bulunabiliyor.

2003 yılındaki seçim başarısının ardından, Kaltenegger, 2005 yılında, Graz’ın başkenti olduğu Steiermark’taki eyalet meclisi seçimlerinde aday oldu. Alınan yüzde 6,34’lük oy oranı, KPÖ’nün 35 yıllık bir aranın ardından ilk kez bir eyalet meclisine temsilci göndermesini sağladı.[11] 4 koltuk kazanan KPÖ, üçüncü parti durumuna gelmişti.[9]

Kaltenegger eyalet meclisine geçince, Graz’daki konut işlerinden sorumlu belediye senatosu üyeliği görevini Elke Kahr üstlendi. Kahr’ın, Kaltenegger’in politikalarını aynı şekilde sürdürmesine karşın, herhalde kendisini halka yeterince tanıtma fırsatını bulamamasının da etkisiyle, 2008 yılında Graz’ın belediye meclisi için düzenlenen seçimlerde KPÖ’nün oy oranı yüzde 11,18’e geriledi. Yine de, Kahr, konut işlerinden sorumlu belediye senatosu üyeliğini koruyabildi.[12]

Aynı politikalarda ısrarın 2012 yılındaki sonucu ise, yüzde 19,86’lık oy oranı ve (belediye senatosu üyelerinin sayısı 9’dan 7’ye düşürülmüş olduğundan) 1 belediye senatosu üyeliği oldu. Elke Kahr, bugün de, konut işlerinden sorumlu belediye senatosu üyeliğini sürdürüyor.[19] (Bu arada, Ernest Kaltenegger, aktif siyasi yaşamdan çekilmiş durumda.)

Bugün, KPÖ’nün Graz örgütünün İnternet sitesinin ana sayfasına (http://www.kpoe-graz.at/;) bakıldığında, kiracılara yönelik acil yardım hattının ve her tür yaşamsal sorunlarla ilgili hukuki danışmanlık ve yardım hattının numaraları ve yurttaşları sosyal hakları konusunda bilgilendirmeye yönelik bir kılavuz dikkat çekiyor. Ayrıca, bir şey danışmak ya da yardım istemek üzere Elke Kahr’la yüz yüze görüşmek isteyenlerin randevu alabilecekleri telefon numaraları veriliyor.

Grazlı komünistler parlamentarist mi?

Buraya kadar anlatılanlardan, KPÖ’nün Graz örgütü ile onun olduğu Steiermark örgütünün parlamenter mücadele dışında herhangi bir gündeminin bulunmadığı düşünülebilir. Ama KPÖ’nün merkezi organlarından bağımsız bir çizgi izleyen Steiermark örgütü, parti merkezini sağdan değil soldan eleştiri yöneltiyor!

Buna geçmeden önce, Steiermark’lı komünistlerin düzen partilerinden bağımsız bir mücadele çizgisi izlemek konusundaki kararlılıklarını vurgulamakta yarar var. KPÖ, 2003 yılında Graz’ın belediye meclisinde en fazla koltuk sahibi olan ikinci parti durumuna geldiğinde, hem muhafazakarlarla hem de birlikte hareket eden sosyal demokratlar ile yeşillerle koalisyon pazarlıkları da yürütülüyor. Ama Graz örgütünün hem özelleştirme karşıtlığı hem de belediye hizmetleri için halktan daha fazla para istenmesini reddetmek konularındaki kararlılığı nedeniyle uzlaşmaya varılamıyor.[7] Bir başka deyişle, Steiermark’lı komünistler, “her ne şekilde olursa olsun daha fazla siyasal güç sahibi” olmayı değil, ilkeleri temelinde mücadele ederek güç kazanmayı hedefliyor.

Steiermark örgütü ile KPÖ merkezi arasındaki uzaklığın nedeni ise, parti merkezinin liberal solcu çizgisi. KPÖ’yü Avrupa Solu Partisi’ne üye yapan parti merkezi, Avrupa Birliği’nin “demokratik ve sosyal bir dönüşümü”nü hedefliyor.[14] Buna karşın, kendi programatik belgelerine sahip olan Steiermark örgütü, Avrupa Birliği’nin emperyalistlerin bir birliği olduğunu, herhangi bir ilerici dönüşüme temelden kapalı olduğunu vurguluyor ve bu birlikten çıkılmasını savunuyor.[15]

Ernest Kaltenegger, sosyalist ülkelerde yaşanan çözülme sonrasında liberal solcu bir çizgi izlemeye başlayan KPÖ merkezine karşı çıkan ilk isimler arasında yer almış.[21] KPÖ, 1990’lı yılların başından bu yana ciddi iç tartışmalar ve gerilimler yaşayan bir parti. Parti merkezini Marksizm-Leninizmin ilkelerinden uzaklaşmakla suçlayanlar, 2005 yılında, Komünist İnisiyatif adlı bağımsız bir örgütlenmeye gitmişti. Komünist İnisiyatif, 2 Şubat 2013’te, Avusturya Emek Partisi’ni (PdA - Partei der Arbeit Österreichs;) kurma kararını aldı. İnisiyatifin açıklamasına göre, bu parti, Avusturya işçi sınıfının devrimci partisi ve Marksist-Leninist bir parti olacak.[20] Aynı Komünist İnisiyatif’in başkanı Otto Bruckner, Graz örgütünün 2012 yılında elde ettiği seçim başarısı üzerine Elke Kahr’a ve Graz’daki diğer yoldaşlarına hitaben yazdığı mesajda, başarılarını kutlamanın ötesinde, savundukları çizgiyle KPÖ içinde de güç kazanmaları dileğini iletmişti.[17]

Kuşkusuz, Grazlı komünistlerin eksik ya da yanlış yaptığı pek çok şey bulunabilir. İşçi sınıfını gerçek bir örgütlü mücadeleye kazanmak konusunda ne kadar başarılı oldukları sorgulanabilir. Bugüne kadar elde ettikleri başarıların, Avusturya’nın (ya da Graz’ın) özgün koşullarıyla ilgili olduğu düşünülebilir.

Ama herhalde hiç kimse, Grazlı komünistleri, bağımsız siyasal hatlarından ödün vermeden siyasal olarak güç kazanmak, somut mevziler elde etmek için mücadele ettikleri için kınayamaz ya da kınamamalı!

(Bu yazı Nisan 2013’te yazılmıştır.;)

TABLO: KPÖ’nün bazı seçimlerdeki oy oranları (%) [1, 2, 3, 4, 5, 6, 21]

1988

Graz Belediye Meclisi

3,08

1993

Graz Belediye Meclisi

4,20

1995

Ulusal Meclis

0,30

1998

Graz Belediye Meclisi

7,86

2000

Steiermark Eyalet Meclisi

1,03

1999

Ulusal Meclis

0,48

2003

Aşağı Avusturya Eyalet Meclisi

0,77

2003

Tirol Eyalet Meclisi

0,70

2003

Yukarı Avusturya Eyalet Meclisi

0,78

2003

Graz Belediye Meclisi

20,75

2004

Kärnten Eyalet Meclisi

0,60

2004

Avrupa Parlamentosu

0,80

2005

Steiermark Eyalet Meclisi

6,34

2005

Viyana Belediye Meclisi

1,47

2006

Ulusal Meclis

1,01

2008

Graz Belediye Meclisi

11,18

2008

Aşağı Avusturya Eyalet Meclisi

0,86

2008

Tirol Eyalet Meclisi

1,18

2008

Ulusal Meclis

0,80

2009

Kärnten Eyaleti

0,53

2009

Avrupa Parlamentosu

0,70

2009

Yukarı Avusturya Eyalet Meclisi

0,56

2010

Steiermark Eyalet Meclisi

4,41

2010

Viyana Belediye Meclisi

1,12

2012

Graz Belediye Meclisi

19,86

Kaynaklar

[1] https://www.google.com/url?sa=t&rct=j&q=...1176,d.aWc (1988 yılında Graz’da düzenlenen belediye meclis seçimlerinin sonuçları.)

[2] https://www.google.com/url?sa=t&rct=j&q=...1176,d.aWc (1993 yılında Graz’da düzenlenen belediye meclis seçimlerinin sonuçları.)

[3] http://de.wikipedia.org/wiki/Nationalrat...reich_1995 (1995 yılında Avusturya’da düzenlenen Ulusal Meclis seçimleriyle ilgili Almanca Wikipedia sayfası.)

[4] http://de.wikipedia.org/wiki/Nationalrat...reich_1999 (1999 yılında Avusturya’da düzenlenen Ulusal Meclis seçimleriyle ilgili Almanca Wikipedia sayfası.)

[5] http://de.wikipedia.org/wiki/Landtagswah...rmark_2000 (2000 yılında Steiermark eyaletinde düzenlenen eyalet meclisi seçimleriyle ilgili Almanca Wikipedia sayfası.)

[6] http://www.graz.at/x_wahl2003/erg/grwahl/bez99.htm (2003 ve 1998 yıllarında Graz’da düzenlenen belediye meclisi seçimlerinin sonuçları.)

[7] http://alte.kpoe.at/bund/aktuell/G-GRW/jweltzugraz.html (Ernest Kaltenegger’le yapılan ve Almanya’da yayımlanan Junge Welt gazetesinin 7 Mart 2003 tarihli sayısında çıkan bir röportaj.)

[8] http://www.kpoe-steiermark.at/kaltenegge...kpoe.phtml (Almanya’da yayımlanan Neues Deutschland gazetesinin 5 Ekim 2005 tarihli sayısında çıkan bir haber.)

[9] http://de.wikipedia.org/wiki/Landtagswah...rmark_2005 (Almanca Wikipedia’nın 2005 yılında düzenlenen Steiermark Eyalet Meclisi Seçimleriyle ilgili sayfası.)

[10] http://www.kpoe-steiermark.at/kaltenegge...iben.phtml (Ernest Kaltenegger’le yapılan ve Neues Deutschland gazetesinin 1 Aralık 2005 tarihli sayısında çıkan bir röportaj.)

[11] http://alte.kpoe.at/bund/meinung/kaltenegger8.htm (Ernest Kaltenegger’in 13 Ocak 2007’de Berlin’deki Rosa Luxemburg Konferansı’nda yaptığı konuşmanın metni.)

[12] http://www.graz.at/cms/ziel/1640907/DE/ (2008 yılında Graz’da düzenlenen belediye meclisi seçimlerinin sonuçları.)

[13] http://www.kpoe-graz.at/hosts/www.kpoe-s...0f3aba.pdf (KPÖ’nün Graz örgütü tarafından çıkarılan Grazer Stadtblatt gazetesinin Kasım 2008 tarihli sayısında yayımlanan bir yazı.)

[14] http://www.kpoe.at/home/positionen/progr...t/212.html (KPÖ merkezinin 1 Mart 2011’de kabul ettiği bir programatik belge.)

[15] http://www.kpoe-steiermark.at/download.p...1&target=0 (KPÖ’nün Steiermark örgütünün 21 Nisan 2012 tarihli olağanüstü kongresinde kabul edilen eyalet programı.)

[16] http://www.kpoe-graz.at/download.php?f=5...4&target=0 (Grazer Stadtblatt gazetesinin Kasım 2012 tarihli sayısı.)

[17] http://www.kommunisten.at/article.php?st...6074822260 (Avusturya’daki Komünist İnisiyatif’in başkanının 2012 seçimlerinin ardından KPÖ’nün Graz örgütüne hitaben yazdığı kutlama mesajıyla ilgili bir haber.)

[18] http://www.kpoe-graz.at/15-jahre-tag-der...kpoe.phtml (KPÖ’nün Graz örgütünün İnternet sitesinde yer alan 28 Aralık 2012 tarihli “Açık Hesaplar Günü” haberi.)

[19] http://www.graz.at/cms/ziel/4787925/DE/ (2012 yılında Graz’da düzenlenen belediye meclisi seçimlerinin sonuçları.)

[20] http://www.kommunisten.at/article.php?st...1154240751 (Avusturya’daki Komünist İnisiyatif’in 2 Şubat 2013’te aldığı Marksist-Leninist ve devrimci bir Avusturya Emek Partisi kurma kararıyla ilgili olarak inisiyatifin İnternet sitesinde yer alan bir haber.)

[21] http://de.wikipedia.org/wiki/Kp%C3%B6 (Almanca Wikipedia’nın KPÖ sayfası.)

Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesaji bir cevapta alıntı yap
05-04-2014, 04:44
Mesaj: #2
RE: Graz'da komünistler yüzde 20'lik oy oranına nasıl ulaştı?
Burada örneklendirilen daha çok "yapıcı" nitelikteki kitle çalışmaları önemli. Bu tür çalışmaların Türkiye'nin genel koşulları ve uygulanacağı bölgenin koşulları dikkate alınarak Türkiye'de devrimci ve sol adayların kazandığı belediyelerden başlanarak uygulanması çok yararlı olabilir ve bu tür kazanımların artmasını sağlayabilir. "Kültür Başkenti"yle ilgili örnek özellikle çarpıcı, bizde kimse emekçilerin sırtından elde edilen "kamu" kaynaklarından büyük bir yağmaya sahne olan "Kültür Başkenti" sürecini bu şekilde kullanmasını bilemedi. Yüksek milletvekili maaşlarının bir bölümünün kitle çalışmaları için bağışlanması da anlamlı bir uygulama, bu bizdeki sendikalarda işçilerin hakim olması için verilen mücadelelerde de örnek alınabilir ve kesinlikle alınmalı.

Ama bu tür kampanyaların ve çalışmaların dünyanın emperyalist yağmasından Türkiye'ye göre çok daha büyük bir pay alan ve bu sayede işçilere ve emekçilere bazı kırıntılar vererek onların sisteme olan tepkisini dindirmeye daha eğilimli olan Avusturya gibi ülkelerde bizde olduğundan daha fazla başarılı olmaya aday olduğunu unutmamak gerekir. Fakat aslında bu aslında soruna devrimci amaçlar açısından bakarsak bir avantaj da olabilir. Zira örneğin biz “Bu da kültürdür: Türkiye'de kadınların hala yüzde onu okuma yazma bilmiyor, devlet kasasından 'kültürel' yağma yerine halk eğitimine bütçe!” gibi etkili bir kampanya yürütsek, "Kültür Başkenti" adı altında nasıl muazzam bir kaynağın, kimlerin cebine, hangi anlamsız projeler için akıtıldığını, bu kaynaklarla yoksul insanların çok daha acil hangi sorunlarının çözülebilecek olduğunu geniş kitlelere anlatsak, karşılaşacağımız şeyler üç tanedir: biber gazı, cop, gözaltı (hatta hapis). Ama bu şekilde bir baskıyla karşılaşmak da uzun vadede ilerici ve devrimci güçlerin mücadelesinin kitlelerin bilincine nüfuz etmesine katkıda bulunur. "Parasız eğitim" talep eden gençlerin ağır baskılara uğramaları ve uzun hapis cezalarına çarptırılmaları ama bunların haklılığının özellikle "Gezi"den sonra daha önce onları "terörist" olarak gören geniş bir kitle tarafından kabul edilmesi hatta daha önce parasız eğitim gibi talepleri "komünistlik"le özdeşleştiren hükümete bu konuda belli ölçüde geri adım attırmayı başarması gibi. 

Bu tür yerel ve "yapıcı" çalışmalar proletaryanın ulusal ve enternasyonal çaptaki nihai devrimci amaçlarıyla güçlü ve inandırıcı bir şekilde bağlantılandırılarak önemli bir başarı elde edilebilir ve genelde "sol", özelde komünist hareket böylelikle önemli bir güç haline gelebilir. Tarihsel Komünist Partilerin pek çoğunun bu tür başarılar elde ettiğini hatta İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra Avrupa'daki bazı örneklerde tek tek yerellerde yüzde 20'nin oyunu almanın çok ötesinde, tüm ülke çapında yüzde 50'nin desteğini ve oyunu almayı başardığı örnekleri görüyoruz.

Fakat bu başarıların zirve noktası olan İkinci Dünya Savaşı'nı izleyen dönem aynı zamanda KP'lerin gerileme sürecinin de başlangıcını oluşturmuştur. KP'ler tekelci burjuvazinin diğer partileri, basını ve mahkemeleri tarafından "seçimle iktidara gelseler bile seçimle gitmeyecekleri", "Rusya'daki gibi kalıcı bir diktatörlük kuracakları ve bunu şiddet yoluyla koruyacakları" gibi suçlamalarla karşılaşmışlar, onlar da legal olarak elde ettikleri başarının ziyan olmaması uğruna "seçimle gelip gidecekleri" güvencesi vermek zorunda kalmışlardır. Başlangıçta muhtemelen "taktik" bir taviz olarak görülen bu tür güvenceler zamanla sözkonusu partilerin gerçek çizgisi haline gelmiştir. Öte yandan tekelci burjuvazi komünistleri terk etmeye zorladığı bazı yöntemleri de kendi amaçlarına uygulayıp kullanarak (örneğin komünist hareketin faşizme karşı mücadele döneminde başarıyla uyguladığı illegal mücadele biçimlerini komünistlere karşı kullanmayı temel alan "kontrgerilla" aygıtını kurup geliştirerek) komünist partileri adım adım marjinalleştirmeyi başarmıştır.

KP'lerin buna tepkisi ise devrimci yöntemleri yeniden hatırlamak yerine giderek daha fazla reformistleşmek, "eurokomünizm" adı altında giderek daha açık sosyal-demokrat bir çizgiye yönelmek olmuştur. Öyle bir noktaya gelinmiştir ki (aynı bir zamanların sosyal-demokrat partileri gibi) KP'ler bizzat tekelci burjuvazi tarafından sistemin en çok ezdiği ve sömürdüğü kitlelerin sistemle bağlarının büsbütün kopmasını engelleyen güvence unsurları, toplumdaki huzursuzluğun "sorumluluğunun bilincinde olan avukatları" olarak görülmeye başlanmıştır. CİA'in soğuk savaş dönemindeki yayın organlarından "Problems of Communism"deki şu satırlar bunun çarpıcı bir ifadesidir: 

Alıntı: "Komünist partilerin güçten düşmesi, Batı demokrasileri için hiç de olumlu bir durum sayılmak zorunda değildir. On yıllar öncesinde bu partiler her ne kadar devrimci hareketler olarak ortaya çıkmışlarsa da, kendilerini fiilen zayıflatan sistemleri destekleyen partiler olarak son buldular. 70'li yıllardan itibaren tamamen demokratik politikaya bağlandılar. Komünist Partiler, kapitalizm ve demokrasi tarafından kullanıldıklarını hisseden çok sayıda vatandaşı demokratik sisteme entegre ediyorlardı. Sosyal memnuniyetsizliği seçim ve parti politikasına ve sendikal eyleme kanalize ediyorlardı. Aynı zamanda bu partiler, toplumlarındaki marjinal ve mülksüz grupların çıkarlarını da temsil ediyorlardı. 80'li yıllarda komünist partilerin çökmesi bu memnun olmayanların sorumluluğunun bilincinde olan avukatlarını yok etti. 

Yabancılaşanların sözcülüğünü yapan komünist partiler güçlü olmayınca bunlar protestolarının yeni araçlarını arayacaklardır... Biz, sosyal huzursuzluğu emme ve verimli ve demokratik hareket tarzına yönelme yeteneğinde olan "evcilleştirilmiş" komünist partilerin 70'li ve 80'li yıllardan itibaren siyasi arenadan yok olmalarına üzüleceğiz." (Problems of Communism, Mayıs-Haziran 1991 sayısından aktaran, İbrahim Okçuoğlu, Marksist Teoriye Katkıda J.V. Stalin, s. 132-133) 
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesaji bir cevapta alıntı yap
05-04-2014, 13:58
Mesaj: #3
RE: Graz'da komünistler yüzde 20'lik oy oranına nasıl ulaştı?
Günümüzde de %20'den daha büyük bir oy oranına ulaşan en azından ismen "komünist" olan partiler vardır, hem de yerel değil ulusal çapta. Hatta bunların bazıları "iktidara" da gelmektedir. Örneğin: 

"Moldova 2001-2009 yılları arasında "Moldova Cumhuriyeti Komünistlerinin Partisi" (MCKP) tarafından kurulan hükümetlerce yönetildi. 

1991 yılında yasaklandıktan sonra 1993 yılında yeniden kurulan MCKP, 2001 Nisan'ında yapılan seçimlerde oyların % 49'unu alarak meclisteki 101 sandalyeden 71'ini kazanarak büyük bir başarı elde etti ve partinin başkanı Vladimir Voronin yeni cumhuriyetin üçüncü seçilmiş başkanı oldu. Böylece SSCB'nin çözülüşünden sonra ilk defa "komünist" adını taşıyan bir parti hükümete gelmiş oldu. Bu Moldova halkının açık burjuva partilerinin kitleleri sefalete sürükleyen politikalarına karşı tepkisinin sonucuydu. Ancak mevcut sistem içinde hükümete gelen MCKP elbette iktidarı yağmacı sermayenin elinden alıp sosyalizmi yeniden kurma yönünde hiçbir şey yapamazdı ve yapmadı da. Moldova halkının on yıllarca çalışarak ürettiği birikimleri yağmalayarak palazlanan türedi burjuvazi, iktidarını riske atmaktansa yalnızca lafta komünist olan bir partinin hükümet kurmasına geçici olarak razı oldu. O kadar ki uluslararası finans kapitalin ünlü The Economist dergisi bile MCKP'yi sadece lafta komünist gerçekte ise merkez-sağ bir parti olarak tanımlıyordu. 

MCKP, 2005 seçimlerinde oyların % 46'sını ve 2009 Nisan seçimlerinin hile iddiaları nedeniyle çıkan olaylar nedeniyle iptal edilmesi sonucunda yapılan Haziran'ında yapılan seçimlerde de % 44,7'sini alarak oylarında görülen azalmaya rağmen hükümette kalmayı başardı. Ancak bu süre içinde açık burjuva partileri yaptıkları baskıyı giderek arttırdılar. 2009 Nisan'ında yapılan seçimlerden MCKP'nin açık ara birinci parti çıkması üzerine seçimlerde hile yapıldığı gerekçesiyle sokağa dökülen bazı gençlik gruplarının öncülük ettiği bir "renkli devrim" denemesine sahne oldu. Açık burjuva partiler 2010 yılında kendi aralarında birlik kurmayı başararak MCKP'yi hükümet dışına itmeyi başardılar. 14 Ocak 2010'da geçici olarak başkanlık görevine getirilen Liberal Parti başkanı Mihai Ghimpu'nun kararıyla "Moldova Cumhuriyetinde Totaliter Komünist Rejim Döneminde İşlenen Suçları İnceleme ve Değerlendirme Özel Komisyonu" kuruldu. http://yenisovyet.blogspot.com.tr/2012/07/moldovada-orak-cekic-yasakland.html

Sonuç olarak MCKP Moldova'da "kapitalizmin özgürlük dünyasına" geçişin yarattığı yıkımı biraz olsun hafifleterek emekçi yığınların büyük oranlarda desteğini almayı başardı, bu yönüyle pek çok burjuva araştırmacısının da dikkatini çekti, "komünizm Doğu Avrupa'da yeniden mi doğuyor" sorusunun sorulduğu araştırmalara konu oldu, hatta seçimle "iktidara" da geldi ama proletaryayı iktidara getiremedi çünkü proletaryayı iktidara getirmek için varolan devlet aygıtını yıkmak ve onun yıkıntıları üzerinde proletaryanın sınıf diktatörlüğünü kurmak gerekiyordu. 
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesaji bir cevapta alıntı yap
Yeni Cevap 


Foruma Git:

[-]
Duyurular
Forum üyeleri, alt forum başlıklarından uygun olanına tıkladıklarında açılan sayfadaki YENİ KONU AÇ butonlarını kullanarak yazı ekleyebilir
MS Word'den forumumuza yazı aktarma

[-]
Son Yazılar/Yorumlar
Açık Radyo Kimin Sesi
Son Yazı: Vedat AYDEMİR
26-08-2015 12:24
» Cevaplar: 1
» Gösterim: 4675
Suriye'nin Fua ve Kafraya Beldelerinde Katliam V...
Son Yazı: Vedat AYDEMİR
26-08-2015 12:01
» Cevaplar: 2
» Gösterim: 7193
7 Haziran seçimleri ve işçi sınıfı diktatörlüğü
Son Yazı: A. Meriç Şenyüz
16-07-2015 10:23
» Cevaplar: 2
» Gösterim: 12804
Jerónimo de Sousa ile PCP’nin seçimlere bakışı ü...
Son Yazı: haddizât
07-07-2015 20:02
» Cevaplar: 1
» Gösterim: 5547
Yeni Dönemde Birleşik Haziran Hareketi Ne Yapmal...
Son Yazı: Vedat AYDEMİR
21-06-2015 18:12
» Cevaplar: 7
» Gösterim: 12587
AKP'NİN SILAHLANDIRDIĞI VE HER TÜRLÜ DESTEGİ VER...
Son Yazı: Vedat AYDEMİR
11-06-2015 18:23
» Cevaplar: 0
» Gösterim: 3912
HDP seçimlerde neden desteklenmeli?
Son Yazı: Vedat AYDEMİR
05-06-2015 12:25
» Cevaplar: 1
» Gösterim: 5800
Bereketli toprakların ozanı Orhan Kemal 100 yaşı...
Son Yazı: Vedat AYDEMİR
03-06-2015 23:49
» Cevaplar: 1
» Gösterim: 6829
seçimde ne yapmalıyız?
Son Yazı: ali mert
22-03-2015 00:57
» Cevaplar: 10
» Gösterim: 19254
Vişnelik sürecinin katılımcılarına bir öneri
Son Yazı: Vedat AYDEMİR
11-02-2015 21:47
» Cevaplar: 11
» Gösterim: 28329