Birinci TİP deneyimi
bir daha yaşanır mı acaba?

Türkiye'de Leninizme
yer var mı?
Gezi Ayaklanması
saptamaları

Yeni bir dil, hareket
ve geleneksel refleksler

Sol, iktidara nasıl
gelebilir?

 

Yeni Cevap 
Samandağ, Pertek, Hozat, Mazgirt, Çamlıhemşin
09-09-2013, 15:46
Mesaj: #1
Samandağ, Pertek, Hozat, Mazgirt, Çamlıhemşin

Başlıktakiler, 2009 yılındaki yerel seçimlerde belediye başkanlıklarını sosyalistlerin kazandığı ilçeler. Onlara ek olarak, bir de beldeler var: Samandağ’a bağlı Aknehir, Mazgirt’e bağlı Darıkent ve Kırıkkale’nin merkez ilçesine bağlı Hasandede.

Kuşkusuz, söz konusu belediye başkanlıklarının tümü, özgün yerel koşulların ürünü olarak kazanılmış durumda. Bir başka deyişle, hiçbiri, başka yerelliklere olduğu gibi kopyalanabilecek bir model sunmuyor. Ama somut deneyimlerden dersler çıkarmak için bunların kopyalanabilecek birer model oluşturması şartını kim koydu?

İlçe - belde

2012’de belediye nüfusu

Samandağ (Hatay)

44.912

Pertek (Dersim)

7.077

Hozat (Dersim)

6.693

Mazgirt (Dersim)

2.107

Çamlıhemşin (Rize)

1.273

Aknehir (Samandağ)

1.877

Darıkent (Mazgirt)

390

Hasandede (Kırıkkale-Merkez)

1394

(Kaynak)

Örneğin, ÖDP üyesi (ayrıca eski TİP, TBKP, SBP ve BSP üyesi) İdris Lütfü Melek’in yıllar süren bir çalışmayla ve bağımsız aday olarak Çamlıhemşin belediye başkanlığını kazanması önemsiz sayılabilir mi?

Biraz uzunca olacak, ama Çamlıhemşin’de olup bitenlerin özeti kanımca dikkat çekici. Melek’in bir röportajda söyledikleri şu şekilde:

“Çamlıhemşin’deki bu çalışmanın aşağı yukarı dört yıllık bir geçmişi var. 2004 seçimlerinin hemen sonrasında Çamlıhemşin için çok da bir şey yapılamayacağı ortaya çıkmıştı, ilk altı ayda. Ve insanlarda bir arayış vardı, bir beş yılın daha kaybedildiği duygusu vardı. Tabii siyasi birtakım sıkıntılar da vardı. Diyebilirim ki, ta o zamandan bir beş yıl kaybettik, şimdi ne yapabiliriz arayışı vardı. Ama tabii bununla birlikte, artık Çamlıhemşin için bir şey yapılamaz, umutsuzluğu da vardı. İşte biz o dönemde devreye girdik. İstersek mutlaka bir şeyler yapabiliriz diye düşünüyorduk. Düğünlerde, cenazelerde, yemeklerde... her türlü ortamda, her Çamlıhemşinli gibi biz de bunu tartışıyorduk. Sonra bu tartışmalar yayılmaya başladı. İzmir’deki Çamlıhemşinliler olarak da biraz daha fazla yaptık bu tartışmayı. Ankara’daki arkadaşlar da, bize tartıştığınız, konuştuğunuz, bize de gönderin dedi. Onlar da bu yazılı metin üzerinden düşüncelerini bizlerle paylaşmak istediler. İzmir’deki 5-6 arkadaş olarak ne yapılabilirin halini kâğıda döktük ve bunu, sadece Ankara’daki arkadaşlara değil, ülke genelinde ve ağırlıklı olarak tabii Çamlıhemşin’de yaşayan arkadaşlarımıza gönderdik. Yani biz 100 kişiye mektup göndererek, şöyle bir şey yapılabilir, bir yol haritası çıkarılabilir, bu konuda istekli olan, elini taşın altına sokmak isteyen tüm Çamlıhemşin sevdalılarıyla birlikte böyle bir çalışmaya varsanız, biz de varız dedik. Mektuba çok olumlu tepkiler geldi ve bunun üzerine 2006’nın Ağustos’unda ilk toplantımızı yaptık ama o zamana kadar da daha küçük ölçekte bir dizi toplantı, görüşme yapmıştık. 2006 Ağustos’unda yaklaşık 30-40 kişiyle bir toplantı yaptık. Ve o toplantılar yılda iki kere olmak üzere, seçime kadar devam etti. 100 kişiye gönderdiğimiz mektupta 10 maddelik bir yol haritası önermiştik, diyebilirim ki o günden bugüne önerdiğimiz o yol haritası hiç sekmeden, sıralamasında bile değişiklik olmadan uygulandı. Bunu yaparken tabii, partiler üstü bir yaklaşım içinde olduk. Yani çok farklı siyasi partilerin üyelerinin de içinde olduğu bir çalışmaydı ama hiç kimse parti kimliğini öne çıkarmadı. Bizim ortaklaştığımız bir tek şey vardı, Çamlıhemşinli olmak ve bir tek kriterimiz vardı, Çamlıhemşin’i sevmek ve onun geleceği için kaygı duymak. Muhtarların da içinde olduğu mahalle temsilcileri oluşturduk. Her mahalle temsilcisi olan ekip, kendi mahallesiyle diyalog kurdu. Temsilciler projeleri anlattı ve halkın geniş kesiminden destek gördük. Bir tür doğrudan demokrasi deneyimi yaşadık diyebilirim. Hatta son aşamaya gelindiğinde her mahalle kendi aday adayını önerdi. Bu aday adayları arasında, mahalle temsilcilerinden oluşan bir ilçe meclisi oluşturmuştuk. Bu heyet, ilçe meclisi yani, belediye başkan aday adayları arasında da seçim yaptı. Ben bağımsız aday oldum ve seçildim ama bu benim bireysel tercihim değildi. Bu Çamlıhemşin halkının, mahalleler birliğinin ortaklaşa ürettiği bir durumdur. Aday adayıyken, ön seçimle aday oldum. Buna Çamlıhemşin halkı karar vermiş oldu. Hatta bunu bir adım daha ilerleterek, belediye meclisi listesine koyacağımız arkadaşlarımızı da yine mahalleler kendileri belirledi. Her mahalle kendi temsilcisini önerdi. Hatta kimi mahalleler de belediye meclisindeki sıralamayı bile belirledi. İşte böylesi bir aşağıdan yukarıya, halkın katılımıyla; açık, şeffaf bir doğrudan demokrasi deneyimi yaşadık.” (Kaynak)

Demek ki, seçim çalışması yapmak için, seçimlere birkaç ayın kalmasını beklemek gerekmiyormuş!

Kuşkusuz, yüzde 46,2’lik oy oranıyla seçilen Melek’in izlediği strateji herkesin hoşuna gitmeyebilir. Örneğin, aynı röportajda, şunları da söylemiş:

“Çamlıhemşin’de ne biz ne de bir başkası hiçbir zaman siyasi kimliğini ön plana çıkarmadı. Ortak aklı yakalamaya çalıştık ve yakaladık, buna inanıyorum. Zaten Çamlıhemşin’de örgütlü gelenekten kimse de yoktu. Kimse kusura bakmasın ama başarımızın bir nedeni de budur. Yani halkla birlikte hareket ettik.”

Ama kimliğini gizlememiş:

“Bir kere Çamlıhemşin’de benim ÖDP’li, eski TİP’li olduğumu ve tüm TİP, TBKP, SBP, BSP, ÖDP süreçlerinde aktif görevler yaptığımızı Çamlıhemşin’de bilmeyen yok. Özgeçmişimi yazdığım seçim broşüründe açık açık belirttim. Hangi vakıfların yöneticisi olduğumu, hangi partilerde görev yaptığımı. Yani herkes biliyor. Sol-sosyalist kimliğimi bütün Çamlıhemşin halkı hatta çevre biliyor.”

Son olarak, Melek’in bu tür bir çalışmaya neden giriştiği hakkındaki açıklamalarını aktarayım:

“12 Eylül’den sonra da TBKP, SBP, BSP, ÖDP gibi bir birlik sürecine girildi, sol hareket birleşti ama yine bir şey yapamadı. Birlikte gibi göründü ama içeriden parçalıydı. Ben latife olarak, bırakın ben şimdi tek başıma bir şey yapmak istiyorum, dedim. Bir de bunu deneyeyim, kaybedecek bir şeyim yok. Parçalanmışken bir şey yapamadık, birleştik yeni olmadı, o zaman ben tek başıma bir şey denemek istiyorum Çamlıhemşin’de, bana izin verin dedim. Bunu şunun için vurgulamak istedim, birey olarak bile bir şeye başladığınız zaman, eğer sizin hattınız ve hedefiniz doğruysa ve yönteminiz benimsenirse mutlaka insanlar sizinle birlikte hareket edecektir. Çamlıhemşin küçük bir yer, orada başarmak zor, denildi. Böyle değil işte. Çamlıhemşin küçük, bir takım özgünlükleri var, avantajları var… hepsine evet ama küçük olmasından dolayı birçok dezavantajı da var tabii. Bunu kimse görmek istemiyor.”

Samandağ deneyimi de Çamlıhemşin deneyimi kadar ilginç. Bu kez hayli uzun bir alıntı:

“... 2008’in ocak ayında 17 arkadaş toplandık. Ortak paydamız Samandağ’ın sorunlarıydı ve daha önce derneklerde ve çeşitli sivil toplum kuruluşlarında çalıştığımız halde sorunların çözümü konusunda müdahil olamıyorduk. Bunun üzerine hedefimizi yerel seçimlerde beraber çalışabileceğimiz dürüst bir ekibi oluşturma kararı aldık. Amacımız siyaset yapmak değildi. Siyasetten geçinmek hiç değildi. Hepimizin işi vardı. Biz bunu sorumluluk olarak görüyorduk ve Samandağ’da yaşamak gibi bir derdimiz vardı. 2009’da yerel seçimler yapılacaktı ve Samandağ’ın kaybedecek bir 5 senesi daha yoktu.

Her hafta salı günleri toplanmaya başladık. Her hafta bir gündem belirledik, sorunlarımızı konuştuk. Çözüm önerilerini tartıştık. Toplantılarımızda hiç bir zaman oylama kolaycılığına kaçmadık. Bütün arkadaşlarımız ikna olana kadar konuyu tartışmaya devam ettik.

2008’in ocak ayında 17 kişiyle başlayan ilk toplantımızdan sonra Eylül’de her hafta düzenli olarak toplanan 150 kişiye ulaşmıştık. Aramıza katılanların sadece siyasi yaşamında değil, mesleki ve kişisel yaşamında da bir şaibe olmamasına çok özen gösterdik.

Samandağ’ın siyasi tekelini elinde tutanlar, önceleri ‘Bunlar çoluk-çocuk’ dediler; ‘Bunlar siyasetten ne anlar, dernekçi bunlar’ dediler. Oysa biz çalışıyorduk, biz üretiyorduk. Genç olan, dinamik olan bizdik.

Adımızı ‘Samandağ Yerel Çalışma Platformu’ olarak belirlemiştik. Ve herkes bizi ‘Platformcular’ olarak tanımaya başladı. Bize ‘Samandağ’ı kurtaracak ekip’ gözüyle bakmaya başladılar. Daha önce bizi çoluk-çocuk olarak görenler artık Samandağ’da CHP ve AKP dışındaki üçüncü yolu bizim öreceğimizi söylüyorlardı.

Eylül ayına kadar çalışmalarımızı Samandağ Yerel Çalışma Platformu adı altında yürüttük. Eylül’de artık herkes bize ‘Adayınız kim, partiniz kim’ sorusunu dayatmaya başlamıştı.

Tabii biz siyaset toyları seçimi sadece halkla kazanacağımızı sanıyorduk. Seçime girmek için, özellikle Belediye Meclisi listesi için bir partiye ihtiyacımız olduğunu bilmiyorduk. Siyasi abilerimiz önceden SHP’yi ve ÖDP’yi ‘kapatmışlardı’. Bizse çalışmalarımızı sadece halkla yapıyorduk. Platform adına bildiriler dağıtıyor, insanlara kim olduğumuzu ve neler yapmak istediğimizi anlatıyorduk. Eylül ayında zorunlu olarak parti arayışına girdik. SHP’li arkadaşlarla görüşmeler yaptık. Onlar bize ‘Adayımız A. Latif Günay’dır. Sadece onun adaylığında birleşiriz’ dediler. ÖDP de ‘Adayımız ilçe başkanı M. Yatkın’dır. Başka şart kabul etmiyoruz’ dedi.

Bağımsız liste olarak katılsak Belediye Meclis üyelerini seçtiremeyecektik. Okuma yazma bilmeyenler hatalı oy kullanabilirlerdi. Yani seçime girebilmek için bir parti şemsiyesi zorunluydu. Sonuçta kala kala DSP kaldı. DSP il ve ilçe yönetiminin beraber olduğu bir toplantıda DSP ile el sıkıştık. Bize ‘Sizi bir senedir takip ediyoruz. Bu işi yapacak ekip sizsiniz’ dediler.

Biz de başkan adayımızı belirlemek için çalışmalara başladık. Yöntem şuydu: Platformun 150 üyesi kendi gönlünden geçen başkan adayını bir kağıda yazıp boş kutuya atacak. İçinden en çok oy alan ilk beş kişi bizim başkan aday adaylarımız olacaktı. Başkan adayları kendi aralarında başkan adayını seçecekti. Anlaşmazlık halinde tekrar platforma başvurulacaktı.

Beş aday adayımızı belirledik. Beş kişiden biri Hülya Nehir’di. Biri de Hülya Nehir’in eşi Mithat Nehir. Hülya Nehir adı öne çıktı ve biz de onun adına DSP’den adaylık başvurusunda bulunduk. Sonra genel merkez düzeyinde seçime katılmama kararı alan SHP’nin adayı Latif Günay da DSP’den aday adayı oldu. Tartışmalardan sonra DSP’nin il ve ilçe başkanları bize ‘DSP’nin başkan adayı Hülya Nehir’dir. Hayırlı olsun. Çalışmalara başlayın’ dediler.

Ertesi gün Hülya Hanım fotoğraf çektirdi; broşürler basıldı. Otuz beş bin broşür tüm Samandağ’ına dağıtıldı. Ama Hülya Hanım 11 gün DSP’nin adayı kaldıktan sonra 11. gün DSP merkezinden aynen şu fax geldi. ‘Yeni yapılan değişikliğe göre Samandağ adayımız A. Latif Günay’dır’.

Samandağ tarihindeki ilk kadın başkan adayı böylece devre dışı bırakılmış oldu. Kanun gereği bir partiden aday olduğun zaman başka partiden aday olunamıyormuş. Biz de ‘Platform’ olarak önce Hülya Nehir’le bağımsız devam etme kararı aldık. Derken ÖDP’den teklif geldi. ‘Başkan adayımız bizi bıraktı. İsterseniz gelin partiyi alın’ diye. Komik ama gerçek. Başkanları ÖDP’yi bırakıp DSP’den 1. sıra Belediye Meclisi adayı olmuş.

Biz de ÖDP şemsiyesi altında Hülya Nehir’in eşi ve zaten beş aday adayımızdan biri olan Veteriner Hekim Mithat Nehir’le yola devam etme kararı aldık.

17 Şubat sabahı, son başvuru tarihine 8 saat kala adaylık başvurusunda bulunduk ve meclis üyeleri listesini başvuru bitimine dakikalar kala yetiştirdik.

2008 Eylül’ünden bu yana DSP’nin güverciniyle tanıtım yapan, 2008 Aralık’ından bu yana Hülya Nehir’in adaylığını tanıtan biz, bir buçuk ay gibi kısa sürede ÖDP’yi ve Mithat Nehir’i anlattık.

Ve kazandık.” (Kaynak)

Borç yüklerinin altında mücadele...

Sosyalist belediye başkanlarının işleri hiç de kolay değil. Türkiye’deki belediyelerin herhalde tümü borç batağına sokulmuş durumda. AKP’li belediyeler, merkezi iktidarın desteği sayesinde (ve daha fazla borçlandırılarak), halka da bazı hizmetler sunabiliyor. AKP’li olmayanlar (ve özellikle sosyalistler) seçildiğinde ise, birikmiş borçlar baskı araçlarına dönüştürülüyor.

İbrahim Kaypakkaya’nın görüşlerini savunan Demokratik Haklar Federasyonu’nun (DHF) üyesi Cevdet Konak, buna rağmen, hem 2004 hem de 2009 seçimlerinde bağımsız aday olarak Dersim’e (Tunceli) bağlı Hozat’ın belediye başkanlığını kazanabilmiş. Konak’ın bu başarısıyla ilgili 2010 tarihli bir haberde şu bilgiler de veriliyor:

“İlçenin yanı sıra evinin kapısını da bize açan Başkan Konak, yıllardır sabır ve kararlılıkla çalışıp Hozat’ın çehresini değiştirmiş. ‘Sosyalistler ancak laf üretir, başka şey yapmaz’ klişesini de kırmış.

Başkan, gurbetteki, özellikle de yurt dışında yaşayan Hozat’lılara çağrıda bulunup onlara memleketlerine yatırım yapma yolunda cazip (ama tabii ki yasal ve hukuki) öneriler getirmiş öncelikle... Bu, yörede önemli bir iktisadi hareketlilik yaratmış.

Bu ‘istim’le bir dizi sosyal ve ekonomik girişimin önü açılmış. Söz gelimi bir toplu konut projesi hayata geçirilerek fakir-fukaraya başını sokacak yuva temini sağlanmış. Uygun ödeme koşullarıyla konutlar ihtiyaç sahiplerine dağıtılmakta şu günlerde.” (Kaynak)

Yoksulların konut sorunu, Dersim’in Pertek ilçesinin belediye başkanının da gündeminde. Bağımsız aday olarak yüzde 55’lik oy oranıyla kazandığı 2009 seçimlerinin hemen ardından EMEP’e geçen Kenan Çetin, 2011 yılında düzenlenen bir halk meclisi toplantısında, belediyenin sosyal konut projesiyle ilgili olarak, “ilçe merkezinde oturan ve evi olmayan yardıma muhtaç, yeşil kart sahibi,  ihtiyaç sahiplerine noter kurasıyla kâr amacı gütmeden”, maliyetine teslim edileceğini açıklamış (kaynak). Kenan Çetin de ikinci kez seçim kazanan belediye başkanlarından biri. Ama 2004 yılındaki yerel seçimlerde CHP’den aday olmuş. Öncesinde ise EMEP’in Elazığ il yöneticilerinden biriymiş. Çetin hakkındaki ilginç bilgiler arasında, belediye başkanı olarak yürüttüğü faaliyetler nedeniyle, 2011 yılında Meclis Haber dergisi ve 2012 yılında Time dergisi tarafından ödüllendirilmiş olması da bulunuyor (kaynak1, kaynak2).

Sosyalist belediyelerin tümü, “halk toplantıları”na ve “halk meclisleri”ne özel bir önem veriyor. Bunun başlıca nedenlerinden biri, hedeflerine ulaşabilmek için halkın somut desteğine ihtiyaç duymaları. Örneğin, Hozat Belediye Başkanı Cevdet Konak, Belediye Meclisi’nde çoğunluk desteğine sahip olmadığından, karar alma süreçlerinde de rol oynayacak olan “halk meclisleri”nin kurulması için girişimlerde bulunmuş (kaynak). Ancak anlaşıldığı kadarıyla, CHP’li belediye meclisi üyelerinin muhalefetiyle karşılaşan bu girişimleri nihai bir başarıya ulaşmamış.

DHF’nin desteğiyle EMEP tarafından aday gösterilerek 2009 yılında ilk kez seçilen Mazgirt Belediye Başkanı Tekin Türkel ise, seçildikten kısa bir süre sonra kendisiyle yapılan bir röportajda, ilçesindeki halk meclisleriyle ilgili olarak şu değerlendirmeleri yapmış:

“Aldığımız kararları halka danışarak alıyoruz.  Halk meclislerini sadece kâğıt üzerinde kurmadık. Teoriyi pratiğe dönüştürülmesini esas alıyoruz ve halk meclislerini sürekli hareket halinde tutuyoruz. Bununla beraber yürütme kurulu var zaten.  Ama lider sultası değil. En ufak bir şeyde halkı çağırıyoruz. Öncelikle halkı dinledikten sonra sorularını harmanlaştırıyoruz ve halkla beraber o soruları nasıl çözeceğimizi tartışıyoruz.” (Kaynak)

Ciddi mali kaynak sıkıntıları yaşayan sosyalist belediyelerin gündemlerindeki somut başlıklardan biri de Avrupa Birliği fonları. Türkel, aynı röportajda, AB fonlarından yararlanıp yararlanmadıkları sorusunu şöyle yanıtlamış:

“Şu an belediyeyi yeni devraldık. Biz devraldığımız dönem AB projeleri dönemi kapanmıştı. Eylül’de dönem başlayacak. Takip ediyoruz. Özellikle ilçemizde arıcılığın geliştirilmesi konusundaki projemizde AB fonlarından yararlanmayı düşünüyoruz. İlerde hazırlayacağımız farklı projelerde de AB fonlarından yararlanacağız. Ama bu fonlardan yararlanmamız AB’ye olumlu bakıyoruz şeklinde algılanmasın. Biz Avrupa Birliği’ne kesinlikle karşıyız. Yalnızca ülkemizin yararına Avrupa’dan gelecek kaynakları reddetmiyoruz.”

Türkel, bir başka röportajda, mali sıkıntılarıyla ilgili olarak şunları söylemiş:

“Sorunlar sadece iktisadi değildir. Ki en acısı da budur. Sorun siyasal olduğu kadar sosyal, kültürel, inançsal, toplumsaldır. Sorunların insani ve özellikle gençlik boyutunu halk meclisleri ve STK ve diğer kurum ve partiler ile beraber düzenli halk toplantıları, gençlik toplantıları ile, eğitim ve eğitim imkanları ile düzeltmek ve düzenlemeye çalışıyoruz. Temel hedefimiz ve yöntemimiz, halkçı bir belediyecilik yapmak, yaşatmak ve yaymaktır. Ki sorun ve sıkıntıları, gelirlerimizi, giderlerimizi bir bütünsellik içinde böyle açık halk ile paylaşmasaydık, bu halk bizi çoktan –deyim yerinde ise– dokuz köyden kovmuştu. Eleştirilere açık, fikirlere açık, önerilere açık, denetlemeye açık halkçı bir belediye çalışmamız vardır.” (Kaynak)

Türkel’in bu ikinci röportajda Mazgirt gerçekliğini şöyle tarif etmiş:

“Bizler Mazgirt Belediyesi’ni 1 trilyon 853 Milyar borç ile devralmışız. Bunun yanında mal varlıkları haciz altındadır, diğer kısmı ise satılmış, donatım malzemesi yoktur, gelir kaynağı olmayan, araç gereci yoktur, sosyal veya kültürel yapılanması yok... Tamamen erozyona ve dejenerasyona uğramış bir gençlik ve halk yapısı var…”

Sosyalist belediyeler ve “açıklık”

Sosyalist belediyelerin tümü, “açıklık” konusunda iddialı. Başta mali sorunlar olmak üzere karşılaştıkları sorunlar nedeniyle, halkın desteğini almaları daha büyük önem taşıdığından, düzen partilerinin elindeki belediyelere göre daha açık olmaları bir zorunluluk. Ama bu konuda bazı sıkıntıların bulunduğu da gözleniyor.

Örneğin, Pertek Belediye Başkanı Kenan Çetin’in, bir halk meclisi toplantısında, gelir ve giderlerle ilgili şeffaflık politikalarıyla ilgili olarak, “Bu amaçla belediyemizin gelir ve giderlerini bültenler halinde yayımlayarak tüm yurttaşlarımızın haberdar olmasını sağladık” demiş olmasına karşın (kaynak),  beş ilçe belediyesinin hiçbiri, İnternet sitelerinde, gelir ve giderlerinin ayrıntılı dökümlerini sunmuyor.

İnternet aracılığıyla ulaşılabilen kaynaklardan anlaşıldığı kadarıyla, “açıklık” konusunda en fazla sorun yaşanan ilçe Samandağ. Samandağ Belediyesi, 2011 yılında, AKP’nin çıkardığı ve sendikalar ile sol yapıların karşı çıktığı “torba yasa”dan yararlanarak, 43 işçisini başka kurumlara gönderdiği için tepkilerle karşılaşmış (kaynak). Belediye Başkanı Mithat Nehir, konuyla ilgili olarak şu açıklamayı yapmış:

“Bu arkadaşlarımızın ne maaşlarında, ne de görevlerinde herhangi bir değişiklik olmuyor. Karşılaştıkları en küçük sıkıntıda da yanlarında yer alacağımızı beyan ettik. Her işçinin belediyeye maliyeti 3 bin lira civarında. Bu rakamı göz önüne aldığınızda ayda 1,5 milyon liraya yakın bir gider söz konusu. Bu para ile biz yönetim olarak ilçeye hizmet etmeyi daha uygun bulduk. Bu düşüncemizi de işçi arkadaşlarla paylaştık. Zaten çoğu gönüllü evet dedi.” (Kaynak)

Mali açıdan zor durumdaki bir belediyenin, işçilerin ücretlerinde değişikliğe yol açmayacak olan bu tür bir adımı atmak zorunda kalması anlayışla karşılanabilir. Ama belediye meclisi toplantılarında, belediyenin onlarca yeni işçiyi (asgari ücretle) işe aldığı ve bunlar arasında belediye meclisi üyelerinin ve meclis üyeliğine aday olup seçilemeyen bazı kişilerin birinci dereceden akrabalarının da bulunduğu eleştirilerinin yapılması (kaynak) üzerine Mithat Nehir’in yaptığı açıklama yeterince ikna edici değil gibi:

“O arkadaşımız geçen dönemde aynı soyadı taşıyan akrabası işe alındığında hiç tepki göstermemiştir. Şimdi neden başkası için konuşuyor.  İstihdam yaratmak yanlış değil. Bu ilçenin insanına iş vermek yanlış değil. Akrabalık konusuna gelince bu ilçede herkes akraba, çalışan personelimizin hepsi birilerinin akrabasıdır. Keşke imkân olsa da tüm işsiz gençlerimizi işe aldırabilsek. Fena mı olur!” (Kaynak)

Eleştiri getirenlerin niyetlerinden bağımsız olarak, sosyalist bir belediye başkanına düşen görev, kimlerin hangi gerekçelerle ve hangi ölçütlerle işe alınacaklarını önceden duyurmak, eşitlik ve adalet ilkelerine bağlı kalındığını sorulmasına gerek olmadan somut olarak göstermek değil mi?

Samandağ’daki belediye konutları projesi hakkında da tartışmalar yürütülüyor. Belediye meclisindeki CHP’li ve DSP’li üyeler, lüks konutlar da içeren bu projenin, yoksul insanları konut sahibi yapma amacından uzaklaştığını savunuyor. Söylediklerine göre, söz konusu konutlar açık artırma yöntemiyle satılacak (kaynak).

19’unun 2 katlı ve “avlulu” olacağı belirtilen 131 konutluk bu proje hakkında belediyenin İnternet sitesinde şu açıklama yapılmış:

“Toplu konutları yapmamızın amacı tarım alanlarını korumak, birlikte yaşam kültürünü geliştirmek, yurtdışı ve yurtiçinde emek harcayan gençlerimizin türlü zorluklarla çalışarak mülk sahibi olabilmeleri için spekülatif fiyatlar yerine daha uygun, makul bir fiyatla gayrimenkul sahibi olabilmelerini sağlamaktır.” (Kaynak)

Mithat Nehir, belediye konutlarıyla ilgili olarak, “Samandağ halkı, bizim dışımızda duyduklarına itibar etmesin” şeklinde bir açıklama da yapmış (kaynak). Nehir, böylesi bir açıklama yapmak yerine, belediye tarafından inşa ettirilen konutların hangi yöntemle kimlere satılacağına açıklık kazandırmış olsaydı, çok daha ikna edici olurdu elbette.

Samandağ Belediye Başkanı Nehir, tümüyle haklı ve iyi niyetli olabilir. Ama sosyalist belediye başkanlarına düşen görev, kişisel haklılık ve iyi niyetin ötesine geçerek, her konuda tam bir açıklık politikası izlemek olmalı. Örneğin, belediye hakkında “sağda solda” dile getirilen her tür eleştirinin cevabı, belediyenin İnternet sitesinde yer almalı. Ve asıl önemlisi, bundan çok daha fazlası yapılmalı. Nehir, belediyenin başardıkları hakkında açıklamalar yaparken, şunları da söylemiş:

“Bilgisayarlar ve otomasyon için ileri programlar aldık. İşleyişi sağlıklı ve denetlenebilir hale getirdik. Belediyede yapılan her işlem, yazışma, giren her kuruş, yapılan her harcama elektronik ortamda anında kaydediliyor ve denetleniyor.” (Kaynak)

Sosyalist bir belediye başkanı açısından, bu denetimin herkes tarafından yapılabilir duruma getirilmesinin ne gibi bir sakıncası olabilir? Ne var ki, yukarıda da belirttiğim üzere, sosyalist belediyelerin hiçbiri bu konuda yeterli açıklığa sahip değil. İlgili belediyelerin zaten ciddi mali sıkıntılar yaşamaları nedeniyle, bu tür bilgileri açıklamanın özel bir yararının bulunmadığı düşünülebilir. Ama birincisi, sosyalist belediyelerin uygulamaları ülke ölçeğinde de anlam taşıyor. İkincisi, başta gelir-giderler olmak üzere her tür konuda tam bir açıklık, pek çok kötü niyetli eleştiriyi daha başından boşa çıkarmak anlamına gelecektir. Üçüncüsü, tam bir açıklık, belediyelerin uygulamaları ve tercihleri konusunda yapıcı eleştirilerin, uyarıların, önerilerin alınmasını kolaylaştıracaktır.

Parti merkezlerinin rolü

Sol partilerin elindeki belediye başkanlıklarına bakıldığında dikkat çeken bir konu, elde edilen kazanımların, bu partilerin merkezi ve sistemli çalışmalarının ürünü olmaması. Örneğin, ÖDP’nin Samandağ’da belediye başkanlığı kazanması, sadece tesadüflerin ürünü olmuş. Kırıkkale’nin merkez ilçesine bağlı Hasandede beldesinde de benzer bir durum var. Orada, 20 yıldır belediye başkanı olan SHP’li Malik Ejder Coşkun, Murat Karayalçın’la anlaşmazlığa düşünce ÖDP’ye geçmiş. Coşkun, ÖDP’yle ilişkisini şöyle tarif etmiş:

“20 yıldır Hasandede belediye başkanlığı görevindeyim. Seçimler öncesi Murat Karayalçın CHP’den aday olacağımı açıkladı. Ancak daha sonraki gelişen süreçte düşünsel bir birlikteliği sağlayamadık. Ben de aday olma noktasında tercihimi ÖDP’den yana kullandım. ÖDP’lilerle tanışmam benim bu seçimlerde oldu. Özgürlük ve Dayanışma Partisi’nin düşüncelerine düşüncelerim düşünsel anlamda uyduğu sürece bu beraberliğe devam edeceğim.” (Kaynak)

Malatya’nın Darende ilçesine bağlı Ağılbaşı-Engüzek beldesinin belediye başkanlığını kazanan Cengizhan Kılınç, 2009 seçimlerinden kısa bir süre sonra ÖDP’den ayrılarak CHP’ye katılmış (kaynak). (Bu arada, Kemal Kılıçdaroğlu, Malik Ejder Coşkun’a da CHP’ye katılması çağrısında bulunmuş [kaynak].) Çamlıhemşin’de yürütülen çalışma ise ÖDP’den bağımsız olarak gerçekleştirilmiş.

Diğer taraftan, sosyalist belediyelerin ülke gündemine giren örnek belediyeler haline getirilmesi için ciddiye alınabilir merkezi çalışmaların yürütüldüğünden de söz edilemez. 2011 yılında düzenlenen Devrimci-Halkçı Yerel Yönetimler Sempozyumu, sosyalist belediyelerle ilgili tartışmaların ülke ölçeğine taşınmasına yönelik belki de tek önemli girişim olmuş (kaynak). Ama arkası getirilememiş.

Asıl önemlisi, eldeki örnekler, seçimlere nasıl hazırlanılması gerektiği, sosyalistlerin elindeki belediyelere ne tür katkıların yapılabileceği ve belediye başkanlıklarının solun toplumsal örgütlülüğünü artırmak için ne şekilde kullanılması gerektiği gibi konularda somut tartışmaların yürütülmesini sağlayamamış durumda.

Bu şekilde devam edilmesi durumunda, önümüzdeki yerel seçimlerdeki kazanımlar da büyük ölçüde tesadüflere ve kendi yerelliklerinde görece bağımsız olarak faaliyet yürüten sosyalistlerin bireysel başarılarına bağlı olacak gibi...

(Bu yazı Nisan 2013’te yazılmıştır.;)

Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesaji bir cevapta alıntı yap
25-09-2013, 21:41
Mesaj: #2
RE: Samandağ, Pertek, Hozat, Mazgirt, Çamlıhemşin
Samandağ Belediye Başkanı Mithat Nehir, geçtiğimiz günlerde CHP’ye geçti (kaynak).

CHP’ye geçme olasılığı uzun süredir tartışılan Nehir, daha 2010 yılında, bu konuda bir yalanlama açıklaması yapma ihtiyacını duymuş ve ÖDP’den ayrılmayı düşünmediğini söylemiş (kaynak).

Bu yılın Ağustos ayında Nehir’in CHP’ye geçeceği iddialarının yeniden gündeme girmesi üzerine görüşlerine başvurulan ÖDP Eş Genel Başkanı Alper Taş’ın açıklamaları ise şöyle aktarılmış:

“Mithat Nehir, geçtiğimiz yerel seçimlerde Samandağ'ın demokratik güçlerinin oluşturduğu Yerel Seçim Platformu'nun ortak adayı olarak Partimiz çatısından seçimlere girmişti.
ÖDP'nin bu yerel seçimlerdeki tutumu da Samandağ'da sosyalistlerin ortak belediyesinin sürdürülmesinden yanadır. Ancak, bu konudaki karar yine Yerel Seçim Platformuna ait olacaktır.
Bunun ötesinde Partimizin yetkili kurullarında yerel seçimlere ilişkin alınmış bir karar yoktur. 21-22 Eylül'de gerçekleşecek Parti Meclisi toplantısında yerel seçim siyasetimiz karara bağlanacaktır.” (Kaynak)
 
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesaji bir cevapta alıntı yap
03-10-2013, 01:32
Mesaj: #3
RE: Samandağ, Pertek, Hozat, Mazgirt, Çamlıhemşin
 Merhaba,

Forum sitesine ilk girdiğimde açıkçası hiç aklima gelmeyen ve bir kısmının varlığından dahi habersiz oldugum ama haberim olanlarlar ile ilgili ise bilgi sahibi olmadigim sosyalist belediyelere iliskin olarak ana sayfada hazırlanmış köşe ile karsilasmak güzel bir sürprizdi. Bekledigimize degmiş ve siyasete bakisimizda dönüşüm başlamıştı. Erkin' in yazısı nı okuyunca gözden ırak bu yerelliklerdeki deneyimin bir benzerinin metropollerde de basarılmasının yararatacagı etkinin iyi bir sekilde tanıtılıp anlatilmasının makus talihimizi degistirecegini düşündüm. Hali hazırda AKP belediyelerinin en buyuk avantajinin yapılanları abartarak tanıtmak konusunda maharetli olması diye düşünüyorum. Belediyecilik yaparken boyadigi yolun açılışını dahi gürültü ve patırtı çıkartarak yapıp göz boyamak. Mutlaka bir cok baska sebeb olmakla birlikte yıllardır Istanbulu yonetiyor olmalarında yaratılan bu yanilsamanin buyuk bir payi var.

Soru 1 Batıda nerelerde yerel secimden zaferle cikabiliriz.

Soru 2 Hali hairdaki sosyalist belediyerin faaliyetlerini takip etmek ve iletisim kurmak, deneyimlerinin kamu oyuna duyurulması icin neler yapabiliriz?

Soru 3 Forum solu yerelliklerde bir araya getirebilen ve denetleyen sonuclari kamu oyu ile paylasan bir koordinasyon merkezi haline gelebilirmi? Ornegin Uruguay da Geniş Cephe

Soru 4 Secimler dışında yerelliklerde ne tur sorunlar için ne gibi çalışmalar yapılabilir?

Soruları cogaltabilir ve bir kısmını hayalci bulabilirsiniz. Ancak hayal etmek ve yaratıcı işler yapabilmek icin sorularımızı ve cevaplarimizi çoğaltmak durumundayız. Sosyalist belediyelerin sayisinin artması umuduyla hoşçakalın..
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesaji bir cevapta alıntı yap
28-11-2013, 17:17
Mesaj: #4
RE: Samandağ, Pertek, Hozat, Mazgirt, Çamlıhemşin
pardon ama bu paye nereden verildi ki bu forumun değerli hazretlerine de sosyalist olanları işaret edebiliyor.merakımı mazur görün de elinizde nasıl bir terazi var ki sosyalist belediyeleri(?) tespit edip bunları sıralıyor ve daha da önemlisi bunlarla sınırlıyorsunuz.
gerçi tespitlerinizin zamanın ruhuna ne kadar direndiği yukarıdaki linklerden birinde kendini gösteriyor.
(misal :http://www.hataydenge.com/haber_detay.asp?haberID=4504)
Bu mesaji bir cevapta alıntı yap
29-11-2013, 16:15
Mesaj: #5
RE: Samandağ, Pertek, Hozat, Mazgirt, Çamlıhemşin
pardon, adı üstünde forum burası, hazretler ve hazret olmayanlar sanırım "katılımcı" sıfatından başka gerçek bir sıfat taşıyamıyorlar, herkes yazdığı kadar yani, ötesi mümkün değil. Yani bize "sosyalist belediye" olmadıkları veya aksine başka bazı belediyelerin de "sosyalist" sayılabileceği konusunda bilgilendirme-gerekçelendirme yaparsanız güzel bir katkı olur, belki siz de "forum hazreti" olursunuz...
Bu mesaji bir cevapta alıntı yap
Yeni Cevap 


Foruma Git:

[-]
Duyurular
Forum üyeleri, alt forum başlıklarından uygun olanına tıkladıklarında açılan sayfadaki YENİ KONU AÇ butonlarını kullanarak yazı ekleyebilir
MS Word'den forumumuza yazı aktarma

[-]
Son Yazılar/Yorumlar
Açık Radyo Kimin Sesi
Son Yazı: Vedat AYDEMİR
26-08-2015 12:24
» Cevaplar: 1
» Gösterim: 4507
Suriye'nin Fua ve Kafraya Beldelerinde Katliam V...
Son Yazı: Vedat AYDEMİR
26-08-2015 12:01
» Cevaplar: 2
» Gösterim: 6970
7 Haziran seçimleri ve işçi sınıfı diktatörlüğü
Son Yazı: A. Meriç Şenyüz
16-07-2015 10:23
» Cevaplar: 2
» Gösterim: 12580
Jerónimo de Sousa ile PCP’nin seçimlere bakışı ü...
Son Yazı: haddizât
07-07-2015 20:02
» Cevaplar: 1
» Gösterim: 5378
Yeni Dönemde Birleşik Haziran Hareketi Ne Yapmal...
Son Yazı: Vedat AYDEMİR
21-06-2015 18:12
» Cevaplar: 7
» Gösterim: 12121
AKP'NİN SILAHLANDIRDIĞI VE HER TÜRLÜ DESTEGİ VER...
Son Yazı: Vedat AYDEMİR
11-06-2015 18:23
» Cevaplar: 0
» Gösterim: 3801
HDP seçimlerde neden desteklenmeli?
Son Yazı: Vedat AYDEMİR
05-06-2015 12:25
» Cevaplar: 1
» Gösterim: 5618
Bereketli toprakların ozanı Orhan Kemal 100 yaşı...
Son Yazı: Vedat AYDEMİR
03-06-2015 23:49
» Cevaplar: 1
» Gösterim: 6642
seçimde ne yapmalıyız?
Son Yazı: ali mert
22-03-2015 00:57
» Cevaplar: 10
» Gösterim: 18728
Vişnelik sürecinin katılımcılarına bir öneri
Son Yazı: Vedat AYDEMİR
11-02-2015 21:47
» Cevaplar: 11
» Gösterim: 27690