Birinci TİP deneyimi
bir daha yaşanır mı acaba?

Türkiye'de Leninizme
yer var mı?
Gezi Ayaklanması
saptamaları

Yeni bir dil, hareket
ve geleneksel refleksler

Sol, iktidara nasıl
gelebilir?

 

Yeni Cevap 
CB seçimi ve direnişin geleceği
14-08-2014, 18:44
Mesaj: #1
CB seçimi ve direnişin geleceği

Cumhurbaşkanlığı seçimi, Gezi Direnişiyle birlikte ortaya çıkan ve 2013 yılına damga vuran halk hareketine yaşatılan ikinci seçim yenilgisi oldu. “Yaşatılan” diyorum, çünkü meclisteki partiler, 30 Mart yerel seçimlerinde ve (özellikle Demirtaş’ın kişisel çabaları nedeniyle HDP kısmen hariç olmak üzere) 10 Ağustos seçiminde, AKP iktidarına ve Tayyip Erdoğan’a karşı harekete geçen kitlelerin gerçek temsilciliğini üstlenmeye çalışmadı. Başta sosyalist partiler olmak üzere meclis dışındaki siyasal oluşumlarsa bunu başaramadı.

CHP’nin üst yönetimi, yerel seçimlerde de cumhurbaşkanlığı seçiminde de, direnişle hiçbir ilgileri bulunmayan adayları kimseye sormadan dayatarak, direniş ruhunun etkisizleştirilmesine katkıda bulundu. 30 Mart seçimlerinde önemli bir rol üstlenen Oy ve Ötesi hareketinin 10 Ağustos seçiminde görece etkisiz kalmış olması, bu seçimin daha baştan kaybedilmiş olduğunun işaretlerinden biriydi.

Asıl sorun, “sağcı” adayların gösterilmesi değildi. Örneğin, yerel seçimler öncesinde ön seçimler yapılsaydı, bazı illerde ve ilçelerde AKP’yi geriletmek için yine sağcı adaylar tercih edilebilirdi. Ama böylesi bir durumda, bu adaylar ve onları önerenler, ön seçimleri kazanabilmek için, somut ve ikna edici vaatlerde bulunmak zorunda kalırdı.

Asıl sorun, AKP’nin hem 30 Mart’ta hem de 10 Ağustos’ta kazanmış olması da değil. Aslına bakılırsa, Tayyip Erdoğan, elindeki devlet gücüne, medya organlarına, anket şirketlerine, paraya ve seçim hilelerine rağmen, yerel seçimlerde de cumhurbaşkanlığı seçiminde de umduğu oy oranlarına ulaşamadı ve bunda direniş ruhunun çok önemli bir payı var.

Temel sorun, direnişin, sadece birikmiş tepkileri değil, aynı zamanda farklı bir yönetim tarzının güç kazanması isteğini temsil ettiğinin somut olarak gösterilememesiydi.

Eğer yerel seçimlerde direnişle bağları güçlü, katılımı ve şeffaflığı temel alan, halkçı bir belediyecilik anlayışını benimseyen daha çok sayıda aday gösterilseydi ve bugün, uygulamaları herkese örnek gösterilebilecek olan halkçı belediyelerin sayısı daha fazla olsaydı, AKP’ye oy verenlerin en azından bir bölümünün direnişe bakışı farklılaşabilir ve direniş ruhu güç kazanabilirdi.

Ama AKP’de tek adam yönetimi varsa, CHP’de de dar bir üst yöneticiler topluluğunun sultası var. Gezi Direnişi, CHP’nin iç işleyişini ve siyaset tarzını dönüştürmek yerine, üst yöneticilerdeki “nasıl olsa bizim göstereceğimiz adaylara oy vermekten başka çareleri yok” düşüncesini pekiştirdi. Seçim yenilgilerinin bu partide gerçek bir değişikliğe yol açmasını ummak hayalcilik olur, çünkü diğer düzen partilerinde olduğu gibi CHP’de de kişisel maddi çıkarlar belirleyici önem taşıyor. Parti içi mücadeleler, önemli bir bölümünün kazanılacağı neredeyse kesin olan, maddi getirileri yüksek belediye başkanlığı ve milletvekilliği koltukları için yürütülüyor. İktidara gelememesi, CHP’nin de bir rant kapısı olduğu gerçeğini değiştirmiyor.

Bu durumda, direniş ruhunun geleceğinin kalmadığını söyleyebilir miyiz?

Kanımca, bu konuda özellikle uzak durmamız gereken şey, hamaset.

Evet, direniş ruhunun öldüğünü söyleyemeyiz. Daha geçtiğimiz yıl şiddetli polis saldırılarına ve ölümlere rağmen tepkilerini açıkça göstermiş olan insanların Tayyip Erdoğan ve AKP hakkındaki görüşlerinin değişmemiş olduğu açık. Tayyip Erdoğan’ın ve AKP’nin özgürlükleri kısıtlamaya ve toplumsal eşitsizlikleri artırmaya yönelik adımları, çok büyük olasılıkla, yine kitlesel tepkilere yol açacaktır.

Ama tek başına “mücadeleye devam” diyerek, direniş güzellemeleri ve “yılgınlığa kapılmayın” çağrıları yaparak, soyut bir şekilde sosyalizm hedefini vurgulayarak, “bu ülkenin tarihinde devrimci bir damarın her zaman var olduğu”ndan söz ederek ya da gerçeklikten tümüyle kopup “devrimci durum” ilan ederek direniş ruhunu güçlendiremeyiz.

Bir başka deyişle, tek başına (amiyane tabiriyle “gaz vermeyi” amaçlayan) bazı “sözler” söyleyerek direnişe katkıda bulunamayız.

Çünkü, halkın önemli bir kesimi, gerçekçi ve anlamlı bulduğu somut hedefler için mücadele etmekten zaten çekinmiyor! Bu tür hedeflerin yokluğunda, “mücadele edin” (ya da “örgütlenin”) çağrılarının karşılık bulamaması ise son derece doğal.

Kanımca, şu tür soruların cevaplarını aramalıyız:

> Halkın ve/veya farklı toplum kesimlerinin önüne, direniş ruhunun canlı kalmasını da sağlayabilecek olan somut, gerçekçi ve ikna edici mücadele hedefleri koyabilir miyiz?

> Yerel seçimler ve cumhurbaşkanlığı seçimi CHP hakkındaki umutları bir kez daha kırmışken, direnen halkı önümüzdeki genel seçimlerde ve bir sonraki yerel seçimlerde CHP’ye (tümüyle) mahkum olmaktan kurtarmaya, halkın siyasetteki ağırlığını artırmaya, halkçı bir siyaset tarzını güçlendirmeye yönelik ne tür somut adımlar atabiliriz?

> Bunları yapabilmek ve anlamlı kazanımlar elde edebilmek için görece geniş kesimleri bir araya getirmek zorunda olacağımız açık; bunu nasıl başarabiliriz?

Bu tür soruları bir yana bırakıp, bol bol “analiz” de yapabiliriz elbette. Tayyip Erdoğan’ın bol yetkili başkanlık hayalleri zora düşmüşken, buna rağmen belki meclisin yanı sıra hükümetle ve AKP’yle gerilim yaşayarak anayasa değişiklikleri için mücadele edeceği kesinken, AKP’nin içinde başbakanlık, bakanlık ve milletvekilliği koltukları için mücadeleler yürütülecekken, Kürt sorunu gündemdeki yerini koruyacakken, dış politikada ciddi sorunlar yaşanmaya devam edecekken, yeni bir iktisadi kriz kapıda görünürken, etkileyici (ve dahası “iç rahatlatıcı”) analizler yapmak her zaman mümkün.

Ayrıca, seçim sonuçlarını işimize gelecek şekilde göstermeye yönelik yorumlar da yapabiliriz. Örneğin, çok farklı nedenlerle oy ver(e)meyen herkesi Tayyip Erdoğan karşıtı sayabiliriz.

Biz solcular, bugüne kadar, gelişmeleri çok farklı şekillerde analiz etmek ve yorumlamak konusunda pek fazla sıkıntı çekmedik; ama önemli olan değiştirmek değil miydi?

İLGİLİ SAYILABİLECEK YAZILAR:

Gezi Direnişi solu silkeleyebilecek mi?

Türkiye’de Leninizme yer var mı?

Sol, iktidara nasıl gelebilir?

Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesaji bir cevapta alıntı yap
19-08-2014, 23:58
Mesaj: #2
RE: CB seçimi ve direnişin geleceği
Bu konuda yazdıklarına yanıt olarak değil de not olarak ortaya koyabileceğim birkaç fikrim var. Birincisi Gezi, diğer özelliklerinin yanında biraz da "muhafaza"kâr bir kalkışmaydı. Betonla ve kredi kartıyla şişen bir monolitik ideolojik tasarıma isyandı. İlk olduğu için fazla iyimser oldu.

Türkiye'de son bir yılda bazı şeylerin koptuğu ve geri dönüşsüz sayfaların açıldığı fikrini güçlendiren birkaç gelişme oldu:
RTE'nin bölücü üslubunun geriletilemeyeceği, ağır bir ekonomik kriz olmadığı sürece anti-elitist halk edebiyatı - kısaca "reisçilik"in prim yapmaya devam edeceği,
Kuzey Irak'taki IŞİD katliamlarıyla birlikte, sınırlarımızdan içeri daha büyük ve azınlıktakilerin çare bulamayacağı kötülüklerin girmek üzere olduğu,
Ekonominin henüz sarsıntılara rağmen özel bazı nedenlerle büyüme-istihdam yaratabildiği, vs...

Yani, azınlıkta yaşam hakkı isteyen bir meydan okuyuş, çoğunluk temsilcisini şimdilik pek geriletemediğini gördü, fazla zorlamadı.

İkincisi Gezi, sandıktaki çaresizliğin bir dışa vurumu idi: AKP'nin piyasacı-gerici hakimiyetinin geriletilememesi... Dolayısı ile sandığı kaale alacak dinamikler - yanılma payım yüksek olabilir - görece zayıf geliyor hep gözüme.

Son olarak, anlamlı kazanımlar elde edildiğini görünce takdir edecek çok insan var, ama yardıma hemen gelecek çok insan yok. Bugün park "muhafaza" eylemlerinin en fazla yüzlerle ifade edilen toplanmalara vesile olduğunu görüyoruz.

Kitlelerin "sokağa çıkarak bir şeyleri değiştirebilme" gücünü yeniden test etmelerini sağlayacak kavşaklar yine gelecek. Ancak bundan önce "bakalım 'anlamlı işler' yapanlar nasıl yapıyorlar, ilerliyorlar mı?" havasında bir pasif duruşun hakim olduğunu düşünüyorum. Tabii ki bunun bir yenilgi psikolojisiyle karıştırılmaması gerekiyor.
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesaji bir cevapta alıntı yap
Yeni Cevap 


Foruma Git:

[-]
Duyurular
Forum üyeleri, alt forum başlıklarından uygun olanına tıkladıklarında açılan sayfadaki YENİ KONU AÇ butonlarını kullanarak yazı ekleyebilir
MS Word'den forumumuza yazı aktarma

[-]
Son Yazılar/Yorumlar
Açık Radyo Kimin Sesi
Son Yazı: Vedat AYDEMİR
26-08-2015 12:24
» Cevaplar: 1
» Gösterim: 4485
Suriye'nin Fua ve Kafraya Beldelerinde Katliam V...
Son Yazı: Vedat AYDEMİR
26-08-2015 12:01
» Cevaplar: 2
» Gösterim: 6939
7 Haziran seçimleri ve işçi sınıfı diktatörlüğü
Son Yazı: A. Meriç Şenyüz
16-07-2015 10:23
» Cevaplar: 2
» Gösterim: 12548
Jerónimo de Sousa ile PCP’nin seçimlere bakışı ü...
Son Yazı: haddizât
07-07-2015 20:02
» Cevaplar: 1
» Gösterim: 5359
Yeni Dönemde Birleşik Haziran Hareketi Ne Yapmal...
Son Yazı: Vedat AYDEMİR
21-06-2015 18:12
» Cevaplar: 7
» Gösterim: 12061
AKP'NİN SILAHLANDIRDIĞI VE HER TÜRLÜ DESTEGİ VER...
Son Yazı: Vedat AYDEMİR
11-06-2015 18:23
» Cevaplar: 0
» Gösterim: 3793
HDP seçimlerde neden desteklenmeli?
Son Yazı: Vedat AYDEMİR
05-06-2015 12:25
» Cevaplar: 1
» Gösterim: 5604
Bereketli toprakların ozanı Orhan Kemal 100 yaşı...
Son Yazı: Vedat AYDEMİR
03-06-2015 23:49
» Cevaplar: 1
» Gösterim: 6626
seçimde ne yapmalıyız?
Son Yazı: ali mert
22-03-2015 00:57
» Cevaplar: 10
» Gösterim: 18669
Vişnelik sürecinin katılımcılarına bir öneri
Son Yazı: Vedat AYDEMİR
11-02-2015 21:47
» Cevaplar: 11
» Gösterim: 27584