Birinci TİP deneyimi
bir daha yaşanır mı acaba?

Türkiye'de Leninizme
yer var mı?
Gezi Ayaklanması
saptamaları

Yeni bir dil, hareket
ve geleneksel refleksler

Sol, iktidara nasıl
gelebilir?

 

Yeni Cevap 
13 Temmuz neden önemlidir?
23-07-2014, 10:18
Mesaj: #1
13 Temmuz neden önemlidir?
 
[Resim: images?q=tbn:ANd9GcQiLMczDGGabK2lA7kjJxA...v3XZVtrOTL] 
13 Temmuz tarihi bazı milyonlar için gerçekten önemli bir gün oldu.
Ne mi oldu?
Sosyalizmi eğrisi ve doğrusu ile yaşamış ve kaybetmiş bir ülke olan Slovenya’da, tamı tamına 27 Yaşında ve üstelik Marksist olduğunu bağıra bağıra ilan eden, Birleşik Sol Partisi başkanı Luka Mesec, 6 yoldaşı ile birlikte parlamentoya girdi.
Luka Mesec, Birleşik Sol parti lideri olarak gelmiş geçmiş en genç seçilmiş Marksist liderlerden biri oldu fakat hangi "reformist", “arınması”, “püskürtülmesi”, “likide edilmesi” gereken saikleri savunuyormuş diye biz hemen kuşku duymaya başlayalım ve 16 maddelik seçim programına göz atalım:

1. Kemer Sıkma politikalarının derhal terkedilmesi.

Malumunuz, Avrupa’daki ekonomik krizden en çok etkilenen, görece ufak, kati biçimde Avrupa birliğine iktisadi olarak bağımlı ülkelere (Yunanistan, Portekiz, Slovenya, vs. ) dayatılan kemer sıkma politikaları, aynı ülkelerin siyasi parti seçim programlarının merkezinde yer alıyor. Emperyalist bir merkez olarak Avrupa birliğini temelden reddetmek başlı başına bir çözüm. Fakat bugün Avrupa Birliğinin reddini savunacak daha fazla iktisadi veriye sahip olunması maalesef Avrupa birliği karşıtlığının sol siyaset tarafından örgütlenmesi anlamına gelmiyor. Aksine Avrupa Birliği karşıtlığının sağ siyasi seçenekler tarafından örgütlenmesi ve topluma nüfus etmesi ilginç sonuçlar barındırıyor. Son yaşadıklarımızdan sonra bir Yunan dostuma neden KKE’ye oy vermiyorsunuz diye sorduğum zaman işittiğim, bizim içinde geçerli olduğunu düşündüğüm bir cevabı paylaşmak istiyorum. “KKE’nin kibirli aklı yerine, SYRIZA’ın mütevazi vicdanını tercih ediyorum.”
Hızla topluma nüfus edecek örgütlenme kanallarından “arınan”, dolayısı ile toplumsal desteğini kaybeden KKE’nin de bizim sorduğumuz soruları kendisine sorması gerektiğini düşünüyorum. Tabi içeride soracak, sorgulayacak kadro bıraktılarsa.

2. Özelleştirmelerin derhal durdurulması ve kamulaştırmaların biran önce başlatılması.

Bu yeni yetme Marksistler koskocaman Yugoslavya deneyimini sahiplenmekle yetinmeyip, sizde mi Partizan olacaksınız diye sorduklarında? Bu ne cüret dedirtecek derecede, Partizanlığı daha ileriye taşıyacağız cevabını veriyorlar. İnanılacak gibi değil.

3. İşletmelerin yönetiminin çalışanlara devredilmesi.

Burada Stalin’in tek saygı duyduğu ve yegâne rakip gördüğü Tito’nun reformist fikirlerinden nüveler görüyorum. Evet Tito yoldaşın anası da Slovenyalıydı.

4. Bankaların kamulaştırılması.

Bankaların kamulaştırılması fikrini Marx anarşistlerden aldı. Bakınız Pierre-Joseph Proudhon. Anarşizm konusunda bir ek yapmanın gerekli olduğu kanaatindeyim. Anarşizm fikrinin ülkemizde köklerinin olmaması bu toprakların tarihsel bahtsızlığıdır. Anarşistler her zaman Komünistlerin ulaşmak istedikleri romantik ideallerini temsil etmişti. Ne zaman reel olanı mutlaklaştırdık o zaman romantik ideallerimizi kaybettik. Bizim memlekette ise asla anarşist ideallerimiz olmadı. Sosyalist Gençliğimize yapıştırdığımız tüm yaftalar onların daha geri mevzileri savunmasına, daha ulaşılabilir hedeflere göz dikmesine sebep oldu. Ebeveynlerine, siyasi önderliğe karşı kendi rüştünü ispat etme mücadelesine dönüştü. Türkiye sosyalist hareketindeki gençlik tartışmalarının bir kez de bu gözlükle okunması gerektiği kanaatindeyim.

5. İşsizliği ortadan kaldırmayı merkezine alan bir iktisadi yapıya geçilmesi.

İşsizlik emek piyasalarını manipüle etmek, ücretleri kontrol etmek için kullanılan, gelişmiş kapitalist ekonomiler için çoğu zarar azı karar bir dengedir. Bugün Avrupa gençliğinin en büyük sorunu işsizliktir. Çalışma talebi sosyalizme aittir.

6. Ulusal borca çözüm getirilmesi.

Hükümet bu konuda elimizi rahatlattı da, 90’lardaki gibi Sosyalist devrim yapınca borçları ödeyecek miyiz, ödemezsek askeri müdahale yaparlar mı gibisinden sorulara bizim gençlerimiz muhatap değiller.

7. Daha adil vergi reformu.

Buraya kadar söylenenler hoştu fakat bu vergi reformu nedir diyenlere: Son genel seçimlerdeki chp kuyrukçuluğunu politik manevra olarak anlatan ve akrabalarını 9ncu sıradan belediye meclis üyesi olarak seçtiren siyasi tarzı hatırlatmak gerekir. Bu zatı muhterem önderler, siyaseti okuma biçimleri ve sorgulatmadıkları konumları sebebi ile siyasi arenada beceremedikleri sinerjiyi dönem dönem gerçekte olmayan bir iç düşmanı yaratarak sağlarlar. Kitleyi devindirmeye çalışan komplocu, entrikacı zihniyetlere sormak lazım. Siz iktidarı alınca ne yapacaksınız? Bütün kapitalistleri ya da arındırmak istediğiniz herkesi ipte mi sallandıracaksınız?

8. Düşük vergi oranlarına dayalı ayrıcalıklı ticari haklara karşı mücadele edilmesi.

Emperyalizmin kaşık oyunlarına, Çin gibi kendini sosyalist sanan ekonomilere inat, halkının emeğini, ülkesinin kaynaklarını ve erdemlerini maddi akıl uğrana satmayacağını söyleyebiliriz. Bu nokta herkesin bildiği fakat pek bahsetmediği Küba hükümetinin bile bazı “haklı” sebeplerden, “mecburiyetten” dolayı fahişeliği dahi kamulaştırdığını unutmamak gerektiğini hatırlatırız. Erdemse bu genç Marksistlerin erdemleri 12 Eylül sosyalistlerini aşar.

9. Refah devleti politikalarının savunulması.

Bu saatten sonra bizi refah politikalarımı keser diyen arkadaşları duyar gibiyim. Sosyalist iktidarın, neoliberalizm döneminde yok edilen kazanılmış temel hakların yeniden inşa edilmesi üzerinden başlayacağını hatırlatmak isterim. Refah devletinin yok olduğu bir dönemde Refah devleti politikalarını ve daha ilerisini savunmak sosyalizme dairdir.

10. Demokratik ve katılımcı devlet finansmanı.

Bazı facebook durum paylaşımlarında fark ettiğim, “Eğilim, şeffaflık şu bu için değil güvenle, yoldaşça...” gibi ibarelerin altında yatan, sorgulamaktan ve hesap vermekten korkan çağdışı siyasi yapılara, örtülü ödeneklere inat, demokratik, şeffaf ve en önemlisi katılımcılığı öne süren bir başlık da bu. Maalesef sahiplendiğimiz tüm Stalinist değerlere ters düşüyor. Neymiş efendim, verdiği aidatı sorgulamak eşittir yoldaşlığı sorgulamak. Kimse alınmasın ve kusura bakmasın ama tarihin en büyük yolsuzluklarının yapıldığı bu memlekette herkesten önce solcuların şeffaflığı ön plana çıkarması, kesinlikle önemsemesi gerekmektedir. Bunun aksini savunanlar çağdışıdır. Gitsinler kandırdıkları insanlarla tarikat tipi biatçı ilişkilerini sürdürsünler. Katılmak demek yabancılaşmamak, koyun olmamak, kimse tarafından kandırılmamak demektir. Şuurlu ya da şuursuz sorgulayan toplumu önemsiyorum. Asıl mesele sorular gelmeden cevapları ortaya koymaktır.

11. Doğrudan demokrasi ile devletin “dönüşümü”.

İşte zurnanın zırt dediği yer burası, özellikle Türkiye’de devlete zeval getirebilecek, belirli bir azınlığın değil, kolektif aklı anlamlı bir biçimde temsil edecek iradenin alnını karışlarız. Asla kurucu olarak sahip olduğumuz yönetme irademizi kimseye devretmeyiz. Biz sizden iyi bilirsiniz. “Dönüşüm”, demokrasi falan yemeyiz, bunlar bizi reformist yapar. Yaşasın merkeziyetçiliğimiz. Reel sosyalizm neden çözüldü derseniz? Onu da ayrıca merkezi hap biçiminde dağıtır sizleri ikna ederiz.
Kanaatimce, 2nci Cumhuriyetin kurulma sancılarını sadece bizim dışımızdaki toplamla özdeşleştirmemiz yaptığımız en büyük hatadır. Kurtuluşumuz, 2nci Cumhuriyete zemin hazırlayan, gerici, biatçı, aşırı devletçi, aşırı merkeziyetçi ve aşırı olan ne varsa tasfiye etmemizde yatmaktadır. Çok beğendiğimiz Eric Hobsbawn’ın dediği gibi, 20nci yüzyıl aşırılıklar ve ayrışmaların çağı ise, 21nci yüzyıl ölçülü birlikteliklerin çağıdır.

12. Kişisel özgürlüklerin ve hakların genişletilmesi.

Haziran’dan sonra kişisel hak ve özgürlüklerin, demokrasi, insan hakları ekseninden, sosyalizm eksenine girmesinin gerekliliğini tartışmaya lüzum dahi bulmuyorum. Çok basit ve net biçimde ifade ediyorum, 21nci yüzyılda temel hak ve özgürlüklerin genişlemesini savunmayan sol bir siyasi yapının hiçbir düzlemde gerçekliği yoktur. Doğru amaca yönelik sorgulamak ve kuşku duymak eşitlik ve özgürlüktür.

13. Ekolojik dönüşüm.

21nci yüzyıl Marksistlerini yeniden üretime sevk eden yegane konulardan birisi olarak ekoloji. Evet, işçi sınıfının gündelik, kısa vadeli çıkarları ekonomik alandan hareketle sosyalist siyasetin temelini oluştururken, bugün küresel ısınma ve çevreye etkileri üzerine yapılan bilimsel araştırmalar kapitalizmin yaratığı kıyameti daha fazla görünür kılmış, doğa ve çevresel faktörlerin sosyalist siyaset alanında önemini artırmıştır. Daha önce sınıf siyaseti ile ilişkisi sorgulanan çevreci muhalif hareketlerin kapitalizm içinde çözümler üretme olasılıkları Küresel Isınmanın getirdiği bilimsel sonuçlar dolayısıyla imkânsız hale getirmiştir.
Bugün ekolojik, doğal olanı gözeten ve korumaya yönelik her türlü siyaset, işçi sınıfının yakın gelecekteki çıkarlarını korumaya yöneliktir. Marx'ın bu konudaki tabiri ile “Boni patre familias” yani iyi aile babası olarak gelecekteki jenerasyonları da gözetmek ne yazık ki sosyalizmin tecrübeli kadrolarına değil, gençliğe terk edilmiştir.

14. Sürdürülebilir gıda üretimi.

Sürdürülebilir, kendi kendini yenileyebilir olmak ne demektir? Toplumun sağlığını önceleyen, doğal gıda üretimi gündelik hayatın önemli parametrelerinden biri halini gelmiştir. Monsanto gibi büyük tohum tekelleri, kâr amaçlı genetik teknolojileri ile gelişkin toplumların sağlıklı, sürdürülebilir ve yerel gıda üretim kaynaklarını tamamen yok etme noktasına getirmiştir. Bu konu da bizim henüz söyleyebileceğimiz, savunabileceğimiz bir politika olmadığına inanmak ahmaklıktır.

15. Barışa ve savaş karşıtlığına bağlılık.

En azından bu konuda söylenebilecek herhangi bir aksi görüş olmamalıdır. Reel Sosyalizmin çözülmesine nükleer silahlar, füzeler ve tanklar engel olamamıştır. 2nci Dünya Savaşı ve kutuplu dünyanın yarattığı olağanüstü koşullar haricinde sosyalizmi korumak için silaha ihtiyaç duyulmamıştır.

16. Slovenya topraklarının 2nci Dünya Savaşında Nazi Almanya’sı tarafından işgal edilmesinin tazminatı olarak 3,5 milyar Euroluk tutarın varis Merkel Hükümeti tarafından ödenmesi.

Zamane çocukları geçmişten de gelecekten de hesap sormayı bırakmıyor. Avrupa’nın en büyük emperyalist merkezinin Almanya olduğunu herkese bir kez daha hatırlatıyor. Hangi sosyalist ülke Almanya’dan savaş tazminatı aldı? Bugün sosyalistler talep ediyor.

Yukarıda bahsettiklerim belki tesadüften ya da safsatadan başka bir şey değildir. Nitekim biz 27 yaşındaki “püskürtülmesi” gereken bir Marksist’ten elbette daha iyi biliriz, çünkü tecrübemiz yaşımızla orantılıdır, yaşımızda yaşamadıklarımızla, sadece okuyup yazdıklarımızla orantılıdır. Kentlilikten dem vururuz, sonra köylerle kentleri, otobüs otobüs adamla Metropolleri kuşatmaya çalışırız. Haziranı solumadan, kentin aklını sorgularız. Sonra sendikalar bitti deriz, sendikasız, partisiz, örgütsüz işçi sınıfı sokağa çıkar, işçi sınıfının çocukları, ebeveynlerinden destur alır, biz destur vermeyiz.
Sosyalist iktidarı almışçasına akıldan, mantıktan bahsedenlere hatırlatmak gerekir. Türkiye'de toplumun duygularına hükmedemeyen, aklını asla yönetemez. Sosyalist iktidara giden yol önce toplumun duygularını, vicdanını örgütlemekten geçer. Daha en yakınındaki yoldaşlarını ikna edemeyen, ortak zeminleri iftira ve yalanla bertaraf edenlerin, üstüne üstlük buradan çıkacak enerjiye bel bağlayan aciz entrikacıların kimleri örgütleyeceğini düşünüyorsunuz? Bu gidişle ancak aşılmış korkuları örgütlerler.
Bizim kendine güveni ve cesareti örgütlememiz gerekiyor.

Kaynak: http://zdruzena-levica.si/images/program.pdf
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesaji bir cevapta alıntı yap
23-07-2014, 12:03
Mesaj: #2
RE: 13 Temmuz neden önemlidir?
Aslında mesele Türkiye'nin devrim stratejisine kilitleniyor. Yazıya bakıldığında sanki reformist ve liberal bir tarz varmış gibi geliyor ancak bizim gibi ülkelerde olaylar gezi gibi patlak veriyor ve sanırım ileride de öyle olacak. Peki nasıl bir yol izlenecek? Benim gördüğüm izlenen ultra-leninizm ya da muhafazakar leninizm, sosyalist hareketi iktidardan kaçırıyor ya da ondan kaçmanın bahanesi oluyor. 21. Yüzyılın devrim stratejisi daha kaotik süreçlerden, mevzi kazanımlarından ve ittifak politikalarından geçecek gibime geliyor.
Bu mesaji bir cevapta alıntı yap
23-07-2014, 12:50 (En son düzenleme: 23-07-2014 12:56 Yusuf Çelikten.)
Mesaj: #3
RE: 13 Temmuz neden önemlidir?
Reformizmin sınırlarını kimin aklı, kimin iktidar perspektifi belirliyor? Yazıda zaten hayali düşman yaratan entrikacıların herkese reformist yaftası yapıştırmasıyla dalga geçiliyor. Bence yazıdaki Leninizm vurgusu, sosyalist iktidar öncesi ve sonrası değerlendirmesi önemli. Bugün leninizm = sosyalist iktidar kurmak için örgütlenmek, sosyalist iktidar sonrası leninizim=  sosyalist iktidarı korumak için örgütlenmek. Bence kendisine bugün leninist diyenler şaşırtıcı biçimde sanki iktidarı kurmuşlar gibi, aşırı korumacı hareket ediyorlar. 
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesaji bir cevapta alıntı yap
23-07-2014, 13:03
Mesaj: #4
RE: 13 Temmuz neden önemlidir?
Tkp ile uğraşmaktan gayrı solculuklarına pek tanık olamadığımız sol içi polemikçilik yapmakta uzmanlaşmış bir tür var bu ülkede. Bu yazının yazarında da böyle bir potansiyel gördüm ben. Bu yolda devam ederlerse suratına bile bakmadıklarımızın yanında yeralacaklar. Yok eğer tkp ile sidik yarıştırmayı , yaptıkları her yazıda, her yorumda tkp ye göndermede bulunmayı bırakıp, örnek verdikleri yada örnek aldıkları tarihsel süreçleri Türkiye'de inşa etmeye çalışır ve gerçekten bir değer olurlarsa yanların da olacağım. Herkes artık sadece işine baksın.işine bakmayalar tkp li olarak edindikleri itibarı da yokedeceklerdir.
Bu mesaji bir cevapta alıntı yap
23-07-2014, 13:52 (En son düzenleme: 23-07-2014 13:53 Yusuf Çelikten.)
Mesaj: #5
RE: 13 Temmuz neden önemlidir?
Bu "işine bakma" söylemi tamamen ortak zemini yok etmeye yönelik, entrikacı, iç düşman yaratma stratejisinin sonucu. İşim sadece TKP'yi daha ileriye taşımak dediğiniz zaman da devrimci demokrat, reformist, barikatçı oluyorsunuz. Püskürtme, arınma, likide etme dediklerinde itibarımız şahlanıyor. Ne diyelim? Sağ olsunlar, gölgelerle savaşarak tarihimizi onurlandırsınlar!
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesaji bir cevapta alıntı yap
Yeni Cevap 


Foruma Git:

[-]
Duyurular
Forum üyeleri, alt forum başlıklarından uygun olanına tıkladıklarında açılan sayfadaki YENİ KONU AÇ butonlarını kullanarak yazı ekleyebilir
MS Word'den forumumuza yazı aktarma

[-]
Son Yazılar/Yorumlar
Açık Radyo Kimin Sesi
Son Yazı: Vedat AYDEMİR
26-08-2015 12:24
» Cevaplar: 1
» Gösterim: 4507
Suriye'nin Fua ve Kafraya Beldelerinde Katliam V...
Son Yazı: Vedat AYDEMİR
26-08-2015 12:01
» Cevaplar: 2
» Gösterim: 6970
7 Haziran seçimleri ve işçi sınıfı diktatörlüğü
Son Yazı: A. Meriç Şenyüz
16-07-2015 10:23
» Cevaplar: 2
» Gösterim: 12580
Jerónimo de Sousa ile PCP’nin seçimlere bakışı ü...
Son Yazı: haddizât
07-07-2015 20:02
» Cevaplar: 1
» Gösterim: 5378
Yeni Dönemde Birleşik Haziran Hareketi Ne Yapmal...
Son Yazı: Vedat AYDEMİR
21-06-2015 18:12
» Cevaplar: 7
» Gösterim: 12121
AKP'NİN SILAHLANDIRDIĞI VE HER TÜRLÜ DESTEGİ VER...
Son Yazı: Vedat AYDEMİR
11-06-2015 18:23
» Cevaplar: 0
» Gösterim: 3801
HDP seçimlerde neden desteklenmeli?
Son Yazı: Vedat AYDEMİR
05-06-2015 12:25
» Cevaplar: 1
» Gösterim: 5618
Bereketli toprakların ozanı Orhan Kemal 100 yaşı...
Son Yazı: Vedat AYDEMİR
03-06-2015 23:49
» Cevaplar: 1
» Gösterim: 6642
seçimde ne yapmalıyız?
Son Yazı: ali mert
22-03-2015 00:57
» Cevaplar: 10
» Gösterim: 18728
Vişnelik sürecinin katılımcılarına bir öneri
Son Yazı: Vedat AYDEMİR
11-02-2015 21:47
» Cevaplar: 11
» Gösterim: 27690