Birinci TİP deneyimi
bir daha yaşanır mı acaba?

Türkiye'de Leninizme
yer var mı?
Gezi Ayaklanması
saptamaları

Yeni bir dil, hareket
ve geleneksel refleksler

Sol, iktidara nasıl
gelebilir?

 

Yeni Cevap 
Kibir, halk, sürü vesaire
11-04-2014, 10:13
Mesaj: #1
Kibir, halk, sürü vesaire
[Resim: kalabalik-miting-atismasi-1397506.Jpeg]


İş yerindeki bir arkadaşım dikkat çekti, Odatv sitesinde yer alan “hülooooğ tarzı” bir videonun altındaki yorumlara. “Bu kibir varken, bizden bir halt olmaz” belirlemesi ve umutsuzluğuyla.
 
“Diktatörün kibri”ni hatırlatmaya çalışsam da nafile. O başka, bu başka!..
 
Baktım, video haberin altındaki seksen küsur yorumun çok büyük bir bölümü, “onlar”ın ne kadar “zavallı”, “cahil” ve “düşük zekalı”; “bizim” ise ne denli “yüce”, “bilgili” ve “orantısız zeka sahibi” olduğumuzu ortaya koyan akıl yürütmelerle doluydu. 
 
Son dönemde ülkedeki taraflaşmanın keskinleşmesiyle birlikte bu türden “yeni ayrımlar” da kızıştı. Seçim sonuçlarıyla birlikte daha başka şekiller de aldı. Daha farklı bir kibir, tepeden bakma, dışlama, küçümseme, icabında “çobanla oyu bir olmama” sendromu bu sonuçta… kolay değil.
 
Solumuz ve solcumuz, toplumdaki “belli bir tipoloji”yi “haklı” olarak eleştirmekten, onun karikatürüyle bir süreliğine dalga geçmekten, genellemelerin kolaycılığına ve her şeyi karikatürleştirmeye çok hızlı geçiş yapabiliyor. Halktan/halkçılıktan uzaklaşıp, kendi çevresiyle mutlu olma ve sadece kendini beğenmeye doğru yelken açma hızı da fena değil hani...
 
“Hüloooğ” ve “götünün gılıyık” (ya da “gılıyak”) son dönemin bu anlamda sembolü oldular. Şimdi her yerde onlar var! 
 
Beri tarafta da, malum, Gezi’den beri “orantısız zeka” var. “Yeter ama artık sıktı/baydı” diyenler olsa da, oradan buradan sürekli çıkıyor karşımıza. Oysa zekice/ince espriler başka, bakın biz ne kadar zekice espriler yapabiliyoruz diye şişinmek başka!..
 
İşin fecisi, şimdilerde bu “biz ve onlar” karşıtlığına,  “iyi” ile “kötü” de eklendi (çirkin yok henüz ortada). “Biz iyiyiz, siz kötüsünüz”, “Mutlak kötülüğün karşısında iyiliği temsil edenler”, “Artık iyiler ve kötüler ayrıştı, “Bu iyilerin ve kötülerin mücadelesi” vb. diye diye gelişmeye devam ediyor bir de. Twitter başlıca gelişim ve beslenme kaynağı. Birkaç “trol”ün uçlarda gezinen, kışkırtıcı ve “kötülük abidesi” tivitiyle anında celallenebiliyor ortam bu hususta.
 
Ayrıca “Stockholm sendromu” diye başlayan tespitleri, eski mizah dergilerindeki “maganda” karikatürlerinin peşine eklenen bağzı edepsiz zaytung esprilerini vb. de “süreç”e dahil etmek mümkün tabii ki. 
 
Velhasılıkelam, bu türden yeni sözler, belirlemeler, twitler ve tavırlarla, halkın önemli bir kısmına (yarısına) karşı keskin bir karşıtlık/düşmanlık, halktan ümidi kesmek, “bu sürüyü artık tümüyle unutmak lazım” diye kestirip atmak vb. gırla gidiyor “ortamlar”da... 
 
Lakin hemen öte tarafta, halkçı damarı yakalamak gibi çok esaslı bir sorun var ortada. Sorunumuz var. Halkla sorunumuz var. Onun bir adım ötesinde yahut on deniz mili ilerisinde ama ne olursa olsun hep içerisinde ve dönüştürme çabası peşinde olmak var. Halkalanma sorunumuz var. Halkla halka halka halkalanarak somut adım ve kazanımlarla iktidara yürüme... derdimiz yani. Daha dar bakıldıkta, 70’lerin deneyimleri hemen orada. Daha geniş bakıldıkta; eşitlikçiyim, özgürlükçüyüm diyip halkçı olmamak başlı başına bir çelişki galiba.
 
Peki, şu bizim “ortamlar”daki kafayla halkçı bir damar yakalamak mümkün mü ola? Holaaaa!..
 
Aziz Nesin ve ünlü sözü hatırlanabilir belki bunların yanında. “Halkın yüzde şu kadarı aptal” dendiğinde, o yüzdenin 60, 70, 80… ne kadar olduğu tam belli değildir ama “çoğunluk” ve “aptallık” konusunda herkes hemfikirdir. Halbuki önemli bir ayrışma noktası var burada da. Yüzdesinden bağımsız olarak, “aptal” değil “aptallaştırılmış” olmanın farkı bu. Ortada aptallaştıran etkin bir özne, baskın bir sistem var yani. Ona dikkat çekmeden halka aptallık atfetmek ne ki? O halde “Bu sömürücü/gerici düzen tarafından aptallaştırılmış.” Ötesinde “bu sömürücü/gerici düzen tarafından geçici olarak aptallaştırılmış.” Gözden çıkarılabilir değil, kazanılabilir yani. O sözün sol tarafından geçerli tek okuması bu şekilde yapılabilir sanki.
 
Bu satırların yazarı için, birkaç seçim öncesinden gelen bir ikinci örnek var; “Sürüden ayrılma zamanı”nı seçim sloganı haline getiren, halkı “sürü”den sayan bir siyasi gelenekten geliyor olmanın “ezikliği” diyelim dilerseniz. O zamandan beri pek “devrede” değildi ama şimdi Yalçın Küçük de “seçim sonuçları değerlendirmesi”yle birlikte, Odatv’de, yeniden gündeme sokmuş “sürü” meselesini.
 
Kendi adıma o dönem yaptığım haliyle, “Nasılsa oy vermek için bir gerekçesi yok milletin,  bari böyle bir delilik yapalım da üç, beş oy alalım” diye rasyonalleştirilebildiğim bir tavır olmasına hiç girmeyelim! Bu noktada kibrin yanına, yakın kuzeni şımarıklık da ekleniyor sanki. Ve belirtmeye gerek var mı; hepsi aslında sahici bir iş yapmamaktan, oyalanmaktan kaynaklanıyor gibi.
 
Aynı minval üzere, “Ümitsizlik ve ümitsizliğin nazik bir hali olarak ironi”,  “Başka türlü olmayacak bu iş” ya da “Çekip gitmeli buralardan” ruh halleri yahut çıkışsızlıkları da ayrı bir tartışma konusu! Ama ortada bir gerçek var. Sahici bir siyaset yapacaksan, halk iktidarına yürüyecek özneyi inşa edeceksen, ortaklaşmacı/toplumcu/eşitlikçi olacaksan ve bunları yayacaksan… bu türden  “tavırlar” üretemezsin arkadaşım!
 
Neyse, bir de konuyla bağlantılı “hakikat rejimleri” var. Üzerine fazla abanıldığında, o rejimler de “yalıtık ama huzurlu” olmaya katkı sağlıyor galiba. Bir tür gettolaşma. İlk bakışta, toplumun farklı kesimleri ve görüş sahipleri olarak ayrı hakikat rejimleri içerisinde yaşamamız doğal geliyor. Her kesim kendi rejimini, kendi doğruları yahut “doğru bildikleri”yle doldurmaya çalışıyor. Kendi gerçekleri yahut “gerçek sandıkları”yla. Semboller, değerler vb. de yanında… İdeolojinin afilisi yani.
 
İkinci bakışta; herkesin, her kesimin kendi “hakikat rejimi”nin olması doğal da, bunların birbiriyle etkileşime ve dönüştürme eylemine girişmemesi, kendi “rejimi”ne kapananların gerçeklerden giderek uzaklaşması ve içinin/içeriğinin “dolduruş”la belirlenmesi feci galiba.
 
Kibirden girip onunla yakın temas halindeki başka kavramlara da uzanarak uzattık yeterince. Bağzı kavramları da hızla “boşalttık” bu şekilde. Son bir belirleme ya da “boşaltım” o halde:
 
Neyse ki kibirle kubur arasındaki mesafe kısa epeyce…
 
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesaji bir cevapta alıntı yap
11-04-2014, 13:22
Mesaj: #2
RE: Kibir, halk, sürü vesaire
Sol hareketin dar AKP karşıtlığı çerçevesinde içine düştüğü iyi eğitimli kent küçük-burjuvazisinin kaygılarına endeksli ve onun siyasal ufkuyla sınırlı bir siyaset yapma tuzağını çok güzel ortaya koyan bir yazı olmuş. 
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesaji bir cevapta alıntı yap
11-04-2014, 14:21
Mesaj: #3
RE: Kibir, halk, sürü vesaire
inanılmaz boktan bir yazı yazmışsın hocam. kusura bakma küçümsedim. akp toplumsallığıyla ilişkilenmeyi değil onu bertaraf etmeyi tartışmamız gereken bu günlerde halkımız gerekeni gayet güzel yapıyor da, sizin gibi eski solcular duyar manyaklığından sağlıklı düşünmeyi unutmuşlar. allahtan bu elit zırvaları tutmuyor artık, halkımız karşısındaki karanlıkla kavga etmeyi her gün biraz daha güzel beceriyor.
Bu mesaji bir cevapta alıntı yap
11-04-2014, 15:55
Mesaj: #4
RE: Kibir, halk, sürü vesaire
elitizme/snobizme/kibire dikkat çekelim derken, elitizm tuzağına düşmüşüz demek. "eski solcu"yu konduramasam da eleştiri için sağolun. 
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesaji bir cevapta alıntı yap
11-04-2014, 23:16
Mesaj: #5
RE: Kibir, halk, sürü vesaire
merhaba Akp tabanını tanımlarken hangi kavramları kullanacağız? bence bu taban yobaz lünpen ve gerici olarak tanımlamak yerinde olur. bunlar böyledir diye bu kitleyi yok sayıp kesip atmak doğru değildir. bunların dışında kalan kısmı -haziranı- örgütlemek ve bir güç haline getirmek bu kitle de kopmalara neden olur-birer birer kopuşlar dışında- yani akp kitlesini tanımlayan yobazlık lünpenlik ve gericilik de gerileme onların karşıtının örgütlenmesi bağlıdır bana kalırsa...
Bu mesaji bir cevapta alıntı yap
12-04-2014, 19:24
Mesaj: #6
RE: Kibir, halk, sürü vesaire
akp tabanı bence de kurtarılamaz. kalan yüzde altmışlık kesime odaklanmalı. ama onlar da homojen değiller. kimler bunlar?
1. sağcı milliyetçiler: mhp, veli küçük tayfası
2. liberal sol tandanslı milliyetçiler: chp, doğan medyası, yetmez ama evetçilerin bir kesimi.
3. otoriter solcu milliyetçiler: ip, türksolu, tgb, add, asker bürokrat kesim, cumhuriyet, sözcü okurları.
4. otoriter solcu komünistler: tkp, ödp, bağımsız adaylarla seçime giren bazı dergi çevreleri.
5. kürt kuyrukçusu solcular: kürt ulusalcıları, ssö, ertuğrul nostaljistleri, siyasi açıdan tükendikleri için kürt kuyrukçuluğundan başka şansları kalmayan dergi çevreleri.
6. anti-otoriter solcular: anarşistler, çevreciler, lgbt bireyler, aşağıdan yukarıya örgütlenen otonomlar, tepelerinde örgüt komiseri kabul etmeyen, öncü parti fikrini reddeden bir kuşak. gezi direnişini başlatan ve ilk kıvılcımı çakan, yaratıcılıklarıyla eylemleri yönlendiren kesim yani.

şimdi ali mert otoriter solcu bir komünist olduğu için yalnızca ilk dört kesime seslenebiliyor. onlarla siyasal devrimi yapacak. sonra da toplumsal devrimle akp kitlesini küçültüp yok edecek. plan bu. fakat bu da çok zor. diğer kesimlerle nasıl ilişkiye geçebilir ki? 29 ekim'deki tkp mitinginde coşkuyla türk bayrağı sallayan ali mert figürünü gözünüzde bir canlandırın bakalım, canlandırabiliyor musunuz?
Bu mesaji bir cevapta alıntı yap
12-04-2014, 20:37
Mesaj: #7
RE: Kibir, halk, sürü vesaire
Neresinden bakarsaniz bakin akp bizi gettolarimiza kendi küçük çevremize hapsetmiş durumda. Soyutlamayı hangi duzeyde ysparsaniz yapin bu böyle. Kadikoy, suadiye, nisantasi size yetiyorsa diyecek bir yok. Son yillarda muhalif siyaset buralarin bakis acisi ve kaygilari uzerinden sekilleniyor. Acaba emekcilerin yasadigi yerlerde muhalefet hangi kaynaklardan besleniyor bilen var mi? Yoksullar ve isciler buyuk oranda akp yi chp yi mhp yi ve bdp yi destekliyor. Sorunun sadece akp ve tabani oldugu algisi aslinda akpninde isini kolaylastirmakta ve akp kendi tabanini rahat bir sekilde konsolide etmektedir. Sonucta boyle giderse biz siyaseti yazarin deginisi ile kibir ile yapmaya devam edersek akp o muthis gettolarmizada girecek ve oralarida dagitacaktir. Halkalanmak icin solculugun eksenini dogrultmasi, sinifa ve halka yuzunu donmesi gerekiyor.
Bu mesaji bir cevapta alıntı yap
12-04-2014, 22:13
Mesaj: #8
RE: Kibir, halk, sürü vesaire
@ziyaretçi(#6) dediğin gibi bir figürü gözümde canlandırınca nedense bir gülmedir geldi bana. sen beni güldürdün, gökyüzü de seni güldürsün.
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesaji bir cevapta alıntı yap
12-04-2014, 22:47
Mesaj: #9
RE: Kibir, halk, sürü vesaire
"AKP tabanı iflah olmaz" teorilerine cevap niyetine iyi bir yazıdan kısa bir parça: 

"... Burjuva modernist ve elitist yaklaşım, AKP’nin oy oranının daha büyük ve ezici bir düşüş göstermeyeceği intibası arttıkça, AKP aygıtı ile tabanındaki işçi-yoksul emekçi kitleler arasında bir ayrım gözetmeyi de bir yana bırakıp, onları daha fazla AKP’nin kucağına itmekten başka bir işe yaramayan daha reaksiyoner, üstenci ve aşağılayıcı bir tutum geliştiriyor. AKP muhalifi büyük burjuva medya, eğitim düzeyleri ortalaması arasındaki nisbi farkı mutlaklaştırarak parmağına doluyor. Ulusalcı-kemalizm ise, burjuva modernizminin her zamanki modernizm-gelenekçilik ikilemi üzerinden yürüttüğü politikasını uç noktaya vardırmış durumda. Onlara kalırsa tüm AKP muhalifleri, TÜSİAD, CHP, MHP, İP filan ayırmadan, bu ülkenin aydınlık insanları, AKP’ye oy verenler ise karanlık, ilkel, cahil, aptal bir yamyamlar güruhu. Kitlelere birey olmayanlar, beyinsiz bir sürü anlamında “kütle” diyen ya da halkın yüzde 70’ini aptal ilan eden burjuva modernist aydın tipolojisi de yeniden hortluyor. 

"Bu yaklaşım sosyal medyaya da yansıyor. AKP’nin taşımalı İzmir mitingindeki kitlelerin önemli bir bölümünün hayatında ilk kez deniz ve midye görmüş olmasıyla dalga geçildi. Ne var ki, bunun İstanbul’da oturanların yüzde 30’unun – en yoksul kesimler, özellikle kadınlar- hayatlarında hiç deniz görmemiş, kent merkezine gitmemiş olmasıyla veya sosyal medya görmemiş olmasıyla dalga geçmekten pek bir farkı yok. 

"Tabii bu konuda da TKP şampiyonluğu kimseye bırakmıyor. AKP’ye oy verecek olanları “makat kılı, ruhunu satanlar” ilan ediyor. Burjuva modernist aydınlanmacılık “eğitim düzeyi farkı”nı da böylece göstermiş oluyor! Gerçek şu ki, AKP tabanındaki işçi ve yoksul emekçilerin belki yarısından fazlasının hiç deniz, kent merkezi, üniversite, sosyal medya görmemiş olması gibi, bu gibi solcu geçinen aydın bozuntuları da, hayatlarında hiçbir yoksul işçi-emekçi mahallesi görmemişler, çalışma yürütmemişler. Birleşik Metal ve Petrol İş gibi sendikaların işçi tabanlarının çoğunluğunun dahi neden “AKPli” olduğu ve nasıl değiştirileceği üzerine hiç kafa yormaya zahmet etmemişler... 

"... AKP Hükümetinin defedilmesi, halen şu veya bu düzeyde AKP’ye yakın işçi ve yoksul emekçi kesimlerin de şiddetlenen gericilik ve çürümeden kurtulmasının bir olanağını doğuracaktır. Sadece olanağını, çünkü katmerlenen gericilik ve çürüme, salt AKP’den değil sermaye ve mali oligarşik egemenlik temelinden (ve emekçilerin sürüldüğü birbiriyle dibe doğru ölüm kalım rekabetinden) doğmaktadır. Sermaye ve mali oligarşik egemenliği ile mücadele edilmeden gericilik ve çürüme ile de mücadele edilemez ve işçi sınıfı içinde burjuva güçler mücadelesi yedeklenme temelinde derin bölünme ve kutuplaşma engellenemez. Bu ise, bugünkü siyasal-toplumsal kriz ve kutuplaşma çerçevesinde yeniden hortlayan “Beyaz Türk” kafası ile de, tape ve seçimlere bel bağlayarak da yapılamaz. Ola ki seçimlerde AKP büyük bir oy kaybı yaşamasın, bu aynı “yüksek seçim siyasetçisi” bu aynı Beyaz Türk kafası, AKP’ye oy veren işçi ve yoksul emekçileri, cahil, aptal, ruhunu satmış sürü ilan ederek kendini realize etmeye çalışacaktır. Biz ise, ayrım ve karşıtlık eğitim düzeyleri arasında değil, sınıflar arasındadır; işçi sınıfı içinde savaşa, sermaye egemenliği ile barışa hayır diyoruz."

yazının tamamını şuradan okuyabilirsiniz: 
http://devrimciproletarya.info/akpye-oy-...e-yapmali/
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesaji bir cevapta alıntı yap
18-04-2014, 20:13
Mesaj: #10
RE: Kibir, halk, sürü vesaire
Ogün Eratalay, soL Haber Portalı'ndaki Serbest Kürsü bölümünde yayımlanan yazısında, Ali Mert'inkilere benzeyen kaygılarını paylaşmış.

http://haber.sol.org.tr/serbest-kursu/ne...beri-91093
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesaji bir cevapta alıntı yap
28-04-2014, 01:36
Mesaj: #11
RE: Kibir, halk, sürü vesaire
yorumlara şaşıp kalıyorum. bir tanesi %0.05, diğeri %0.04, bir diğeri %0.03 oy almış partiler pek bir zeki, lümpenleşmemiş, sütten çıkmış ak kaşıklar topluluğu, oysaki ay sonunu getirmeye, çocuğunu okutmaya, eve ekmek getirmeye çalışmaktan bitkin düşmüş halkım bilmem ne bilmem ne...! şunu söylememe izin verin, "bağzı"larının beğenmediği halkımız, günlük hayatta kalma mücadelesi içinde beyinlerini "bağzı"larına göre en az yüz defa daha fazla kullanıyor. üzgünüm ama "bağzı"larınız halkımızı tanımıyor, biraz olsun yaklaşmayı başarabilseniz, tv'de ahkam kesen profesörden de,  şu mu sevgilim olsun yoksa bu mu bilemiyorumdan başka ciddi bir problemi olmayan ilericiden de, "ağğbi" olimpos'u öldürdüler tatil için yunan adalarına mı  gitsek acaba diye düşünmekten kendini alamayan aydınlanmacıdan da çok daha zeki olduğunu anlarsınız. "zeka" için, düşünmek, düşünmek için problem çözmek, problem çözmek için de gerçek problemleriniz olması gerekir. "temiz" olmak için pisliğin içinden çıkabilmeyi başarmanız gerekir.
son söz: eskiden sosyalist sol'da olduğunu iddia edenlerin oylarını toplayınca rahatlıkla %2'yi bulurdu, şimdi %0.1'i bulmuyor. 80 sonrası sosyalistlerle toplumun buluşmasında, toplum, yeniden karşısına gelen solu sevmedi, eski halinden eser yoktu devrimcilerin. halk devrimcileri, devrimciler de halkı bir daha hiç sevmedi.
son söz2: 2001 krizi sonrasında yoksulların hayat koşullarındaki iyileşmeyi bilmeyen hülooo'yu anlayamaz. hülooo ulan hülooo, var mı?!
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesaji bir cevapta alıntı yap
Yeni Cevap 


Foruma Git:

[-]
Duyurular
Forum üyeleri, alt forum başlıklarından uygun olanına tıkladıklarında açılan sayfadaki YENİ KONU AÇ butonlarını kullanarak yazı ekleyebilir
MS Word'den forumumuza yazı aktarma

[-]
Son Yazılar/Yorumlar
Açık Radyo Kimin Sesi
Son Yazı: Vedat AYDEMİR
26-08-2015 12:24
» Cevaplar: 1
» Gösterim: 4485
Suriye'nin Fua ve Kafraya Beldelerinde Katliam V...
Son Yazı: Vedat AYDEMİR
26-08-2015 12:01
» Cevaplar: 2
» Gösterim: 6939
7 Haziran seçimleri ve işçi sınıfı diktatörlüğü
Son Yazı: A. Meriç Şenyüz
16-07-2015 10:23
» Cevaplar: 2
» Gösterim: 12548
Jerónimo de Sousa ile PCP’nin seçimlere bakışı ü...
Son Yazı: haddizât
07-07-2015 20:02
» Cevaplar: 1
» Gösterim: 5359
Yeni Dönemde Birleşik Haziran Hareketi Ne Yapmal...
Son Yazı: Vedat AYDEMİR
21-06-2015 18:12
» Cevaplar: 7
» Gösterim: 12061
AKP'NİN SILAHLANDIRDIĞI VE HER TÜRLÜ DESTEGİ VER...
Son Yazı: Vedat AYDEMİR
11-06-2015 18:23
» Cevaplar: 0
» Gösterim: 3793
HDP seçimlerde neden desteklenmeli?
Son Yazı: Vedat AYDEMİR
05-06-2015 12:25
» Cevaplar: 1
» Gösterim: 5604
Bereketli toprakların ozanı Orhan Kemal 100 yaşı...
Son Yazı: Vedat AYDEMİR
03-06-2015 23:49
» Cevaplar: 1
» Gösterim: 6626
seçimde ne yapmalıyız?
Son Yazı: ali mert
22-03-2015 00:57
» Cevaplar: 10
» Gösterim: 18669
Vişnelik sürecinin katılımcılarına bir öneri
Son Yazı: Vedat AYDEMİR
11-02-2015 21:47
» Cevaplar: 11
» Gösterim: 27584