Eşitlikçi Forum
Marx, Araplar ve filozoflar - Yazdırılabilir Sürüm

+- Eşitlikçi Forum (http://esitlikciforum.net)
+-- Forum: HaberVeriYorum (/forumdisplay.php?fid=8)
+--- Forum: Soldan (/forumdisplay.php?fid=25)
+--- Konu: Marx, Araplar ve filozoflar (/showthread.php?tid=79)



Marx, Araplar ve filozoflar - Erkin Özalp - 16-11-2013 15:54


Marx Cezayir’deyken (Nisan 1882 sonu)

Yaşamı boyunca çok sayıda hastalıkla boğuşan Karl Marx’ın (1818-1883) ölümünden bir yıl önce şifa bulmak için gittiği ülkeler arasında Cezayir de vardı. Burada kaldığı dönemde kızı Laura Lafargue’ye yazdığı bir mektupta, Cezayir’deki toplumsal ilişkiler hakkındaki bir gözlemini şöyle paylaşmış:

Jardin d’Essai”ye girmeden önce kahve içtik; tabii ki açık havada ve bir Mağrip “café”sinde. Mağripli onu mükemmel şekilde hazırladı; bir bankın üzerine oturmuştuk. Kaba bir masanın çevresinde, eğilmiş ve bağdaş kurmuş olarak oturan altı Mağripli müşteri [...] küçük “cafetière”lerinden [kahve cezvelerinden] kahve içiyor (her birinin cezvesi ayrıydı) ve birlikte kağıt oynuyordu (bu, uygarlığın onlar üzerinde kazandığı bir zaferdi). En etkileyicisi, şu manzaraydı: Bu Mağriplilerden bazıları gösterişli, hatta zenginlere özgü giysilere sahipken, diğerleri, ya beyaz yünlü kumaştan ya da paçavralardan oluşan, gömlek diyemeyeceğim şeyler giyiyordu – ama gerçek bir Müslümanın gözünde, şanslı ya da şanssız olmak gibi bu tür tesadüfler, Muhammed’in çocuklarını birbirlerinden ayırmıyor. Toplumsal ilişkilerindeki mutlak eşitlik bundan etkilenmiyor; aksine, onun farkına yalnızca moralleri bozulduğunda varıyorlar; Hıristiyanlara yönelik nefrete ve bu inançsızlara karşı nihai bir zafer kazanma umuduna gelince, politikacıları, (zenginlik ya da konum değil kişilik temelindeki) bu mutlak eşitlik duygusunu ve pratiğini, haklı olarak, birincisini korumanın ve ikincisinden vazgeçmemenin güvencesi olarak görüyor. (Buna karşın, devrimci bir hareketin yokluğunda, mahvolacaklardır.)

13-14 Nisan 1882’de yazılan mektubun sonunda Araplarla ve filozoflarla ilgili şu bölüm var:

Pek çok açıdan fazlasıyla yozlaşmış, ama hayatta kalma mücadeleleri sayesinde bazı değerli özelliklerini korumuş olan) göçebe Araplarımız, geçmişte büyük filozoflar, bilginler vb. çıkarmış olduklarını hatırlıyor ve Avrupalıların onları bugünkü cehaletleri nedeniyle hor görmesini buna bağlıyor. Şu tipik ve kısa Arap bilgelik öyküsünü bu nedenle aktarıyorum:

Bir kayıkçı, çalkantılı bir ırmakta, küçük sandalının başında beklemektedir. Karşı tarafa geçmek isteyen bir filozof sandala biner. Aralarında şu konuşma geçer:

Filozof: Kayıkçı, tarih hakkında bilgin var mı?

Kayıkçı: Hayır!

Filozof: O zaman yaşamının yarısını kaybetmişsin!

Ve yine: Filozof: Matematik okudun mu?

Kayıkçı: Hayır!

Filozof: O zaman yaşamının yarıdan fazlasını kaybetmişsin.

Filozof bunları söyler söylemez, rüzgar sandalı devirir, filozofu da kayıkçıyı da suya düşürür; ikincisi seslenir:

Kayıkçı: Yüzme biliyor musun?

Filozof: Hayır!

Kayıkçı: O zaman yaşamını tümüyle kaybettin.

[Mektubun İngilizce çevirisinde “kaybetmek” (verlieren) yerine “boşa geçirmek” (waste) fiili kullanılıyor.]

* * *

(Çeviri için temel aldığım Almanca Kaynak)

(Karşılaştırma için kullandığım İngilizce Kaynak)

İlgili sayılabilecek bir yazıyı daha önce haberveriyorum.net’te yazmıştım:

Marx felsefeyi mastürbasyona benzetmişti...